BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ekranda katil var

Ekranda katil var

Cinayet, katliam, tecavüz, nefret ve öfke hissi tavana vuran filmler, şiddet düşkünlerine ilham kaynağı oluyor. Şiddet, kan dolu sahneler insani bir ihtiyaç gibi görülüyor.



> M. Kurtbay Önür - İSTANBUL Yaşlı dünyamıza yeni caniler, katiller kazandıran televizyon ve sinema sektörü, Norveç katili Breivik’te olduğu gibi ‘boşanmış aile çocukları’, ‘doyumsuz veletler’, ‘şizofrenik’ yapılar üzerinde daha büyük tahribatlar yapıyor. Şiddet, sinema ve televizyonun her alanında kendini gösteren bir ‘gerçek’. 1919-1939 yıllarında beyaz perdede ‘dışavurumculuk akımı’ ile başlayan şiddet içerikli görüntüler, 1960’lı yıllara kadar ‘gölgeler’ halinde gösterilirken, 60’lı yıllardan sonra en ‘çıplak’ şekilde sahneleniyor. Western tarzı filmlerde, çatışmalı ölümler, asılan, kesilenlerin ardından, ‘korku’, ‘gerilim’, ‘aksiyon’ içerikli yapımlarla yeni bir alan oluşturuyor. Hollywood tasarladığı, şiddet filmleriyle akla hayale gelmeyen ‘katil profillerini’ ve ‘cinayet tekniklerini’, seyirciye ‘meslek okulu’ iştiyakiyle sunuyor. KİM CANAVAR? 1970-1980 yılları incelediğinde ‘snuff’ tarzı (işkence ve dayak sahnelerinin çoğunlukta olduğu) film türleri, yerini ‘slasher’ adı verilen ‘kan ve katliam dolu’ korku filmlerine bırakıyor. ‘Çığlık’, ‘Son Durak’, ‘Cadılar Bayramı’, ‘Elm Sokağı Kabusu’, ‘13. Cuma’ gibi filmlerin şiddet özünde, ‘katliam’lar işlenip, izleyeni ‘ölümle’ korkutmak amacı güdüyor. ‘Jaws’, ‘Rogue’ (Nehrin Dişleri) benzeri filmlerle köpekbalığı ve timsah gibi hayvanların uygulayacağı şiddetin, belirli bir dozda kalacağını düşünen yapımcılar, en kötü canavarın ‘insan’ olduğu, kanaatine varmış olacak ki, sebepsiz yere şiddet uygulayan başka bir canlı türü olmadığını varsayıyor. Mesela, Quentin Tarantino gibi yönetmenler şiddeti ‘estetik’ endişelerle ekrana taşıyor. Tarantino, ‘Kill Bill’, ‘Oldboy’, ‘Sympathy for Lady Vengeance’, ‘Irreversible’, ‘Seul contre tous’, ‘Saluo le 120 giornate di Sodoma’ gibi filmlerle şiddeti, korkuyu ve çıplaklığı güya ‘sanat’ hâline getiriyor. Günümüzde, televizyon yapımcıları ‘Dexter’, ‘Spartacus’, ‘Sons Of Anarchy’, gibi dizi filmlerle, insanın ‘şiddetle, ‘vahşetle’’ ayakta kalabileceği hissiyatını oluşturup, ‘korku ve şiddet’ karakterlerini birer ‘kahraman’ olarak seyirciye sunuyor ve genç beyinlere işliyor. Cani danışmanlar! Kuzuların Sessizliği’ndeki Anthony Hopkins’in oynadığı Hannibal Lecter karakterinden esinlenen TV programının adı Dark Minds (Karanlık Zihinler) olacak. ABD’de “13” olarak bilinen bir programa benzeyecek olan şov, faili meçhul cinayetlerin arkasında kişilerin profilini inşa etme amacında. Katiller hapishanelerde telefonla katılabilecek ve kimlikleri gizli tutulacak. Program bu yıl sonlarında Investigation Discovery kanalında gösterilecek. TESTERE AVUSTRALYA’DA!.. Avustralya’nın Sidney şehrinde, 18 yaşındaki Madeline Pulver adlı genç kız, sabah uyandığında boynunda bir bomba olduğunu fark etti. Avustralya polisi, 10 saatlik mücadelenin ardından, gelişmiş düzeneğe sahip bombayı çıkardı. Bomba sahte çıktı. Bombacı ‘Testere’deki katili örnek almış. Filmin senaryosu da Avustralyalı iki genç tarafından yazılmıştı. ŞİDDETİN TAVAN YAPTIĞI 13 FİLM > Reservoir Dogs > Freddy Kruger > Seul Contre Tous > Hannibal Lecter > Cannibal Holocaust > Sin City > Full Metal Jacket > Santa Sangre > Goodfellas > Halloween > Saw > Teksas Chainsaw > The Hills The Have Eyes
Reklamı Geç
KAPAT