BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kavga yeniden başladı

Kavga yeniden başladı

Kendi dağıtım ağını oluşturduktan sonra Uzanlar, Doğan ve Bilgin Gruplarına karşı neredeyse ilan edilmemiş bir ateşkes içine girmişler ve tüm güçleri ile Star gazetesinin satışlarını belli bir noktada tutmaya çalışıyorlardı.



Kendi dağıtım ağını oluşturduktan sonra Uzanlar, Doğan ve Bilgin Gruplarına karşı neredeyse ilan edilmemiş bir ateşkes içine girmişler ve tüm güçleri ile Star gazetesinin satışlarını belli bir noktada tutmaya çalışıyorlardı. Gerçekten de Star gazetesi, fiyatını yüzde yüz artırmasına rağmen tirajını kaybetmemişti. Doğan Grubu’nun POAŞ ihalesini kazanması ile ateşkes bir ölçüde bozulmaya başladı. Uzanlar, Star vasıtası ile yaptıkları yayınlarda POAŞ’ın değerinin altında özelleştirildiğini ileri sürerken daha ziyade Doğan Grubunu hedef almaya dikkat ediyordu. Gerçi, İş Bankasındaki hissesi nedeniyle CHP’ye yönelik bir yayın baskısı da başlatılmıştı ama asıl hedef olarak Doğan Grubu seçilmişti. Derken pazar günü Hürriyet gazetesinde yer verilen bir haber, kavgayı resmen başlatmış oldu. Haberde, Motorola’ya olan 800 milyon dolarlık borç nedeniyle Uzanlar’ın Telsim’i satışa çıkardıklarını ileri sürüyor ve grubun ekonomik sıkıntı içinde bulunduğunu iddia ediyordu. Habere rekor tazminat Haberin ertesi gün Uzanlar Star gazetesinde hem iddiaların doğru olmadığını açıkladılar hem de Doğan Grubu aleyhine 5 trilyon liralık tazminat davası açtıklarını duyurdular. Bu arada sözü, Danıştay tarafından iptal edilen elektrik dağıtım ihalesine de getirerek, asıl ekonomik zorluk içinde olanın Doğan Grubu olduğunu iddia ettiler. Bir ertesi gün ise atış sırası Hürriyet’te idi. Hürriyetçiler de Uzan Grubuna bir darbenin de SPK’dan geldiğini ve kurumun Uzanlar’ın iki şirketi Kepez ve Çukurova Elektrik’i gözaltına aldığını duyurdular. Uzanlar’ın cevabında ise, yapılanın normal prosedür gereği olduğu ve Hürriyet’in kendilerine yönelik yayınlarının arkasında önümüzdeki günlerde yapılacak GSM ihalesinin bulunduğu ileri sürüldü. Gerçekten de yeni cep telefonu şebekeleri için yapılacak olan ihaleye Doğan Grubu’nun da katılacağı söyleniyordu. Sabah da devreye girince Kavgaya karışmamaya özen gösteren Bilgin grubu ise olaya haber boyutunda katılarak, Sabah gazetesinde güya haberi duyururken hem Hürriyet’in iddialarını, hem de Uzanların ileri sürdüklerini bir anlamda doğrulamaya çalıştı. Olaya Sabahçıların da karışması, daha doğrusu bunu Uzan-Doğan kavgası diye lanse etmesi Hürriyetçileri rahatsız etti. Ertesi gün “Tartışma değil haber” başlığı altında, Sabahçılar, “durduk yerde kavga teşvikçiliği” ile itham edildi. İtham edildi ama, Sabah’ta yer alan ve kendi iddialarını tamamlayan bilgiler de yayınlanarak Uzanlar’a bir kere daha sataşıldı. Yani görünen o ki, bir süredir sakin bir görüntü hakim olan medya dünyasında kavga tekrar başladı. Ve bu kavganın GSM ihalesine kadar da süreceği belirtiliyor. Altaylı huzursuz oldu Hürriyet yazarı Ayşe Arman’ın, Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru ile yaptığı söyleşi, medya dünyasında oldukça ilgi çekti. Özellikle, Koru’nun, “Issız bir adaya gitmek zorunda kalsam, yanımda götüreceğim tek gazete Hürriyet olur” sözleri değişik yorumlara, hatta biraz da kızgınlıklara yol açtı. Öncelikle Sabahçıların buna biraz bozuldukları belirtiliyor. Ama asıl tartışmaya yol açan Koru’nun, gerekirse Hürriyet’te yazabileceğini de söylemesi idi. Bu konuda ilginç spekülasyonlar da yapıldı ama asıl tepki Hürriyet’in acar yazarı Fatih Altaylı’dan geldi. Altaylı’ya göre, Koru daha önce gazetesini “Kartel medyası” olmakla ve yanlı habercilikle suçlarken, şimdi de kalkıp, “Bir tek Hürriyet bana yeter” derken samimi olamazdı. Ya da en azından o olayı böyle görüyordu. Ama, Altaylı’yı asıl kızdıran şeyin Koru’nun “Gerekirse Hürriyet’te de yazabilirim” cümlesi olduğu belli oluyordu. Köşesinde “Ama sen yazarsan biz de yazar mıyız bilemem” diyerek “O yazarsa ben yokum” mesajını verdi. Arman’ın Koru ile yaptığı söyleşiden rahatsız olan bir diğer Hürriyetçinin ise Emin Çölaşan olduğu belirtiliyor. Çölaşan’ın, röportajdan sonra rahatsızlığını üst yönetime ilettiği ve bayram tatilini de ortaya sürüp yazılarına bir süre ara verdiği iddialar arasında. Koru’nun sözlerine muhafazakar medyadan da tepkiler geldiğini ilave edelim. Bakalım başka tepki veren de çıkacak mı? Medya Medya Nereye ? Yazdığı bir tiyatro oyunuyla medyayı eleştiren Kandemir Konduk, belki de kendi tahmininden de öte tepki alınca oldukça şaşırmış görünüyor. Aslında tepkilere bir itirazı yok sanatçının. Zaten bizzat kendi yaptığı da bir tepkiden ibaret. Biraz da özeleştiri tabii ki. Toplumun dokusuna zarar veren yönetim olsun, yöneticiler olsun ve kurumlar olsun, bunlara yasal çerçeveler içinde tepki gösterilmesi gerektiğine inandığını söyleyen yazara göre, televizyon seyircileri de tepkilerini gösterebilmeli. Bu yazılı bir tepki olabileceği gibi, bazı programları seyretmeme şeklinde de olabilir. İşte kendi yaptığı da bir anlamda tepki ortaya koymak. “Etiler civarında toplasan beş bin kişiyi geçmeyen bir kümelenmenin adı olan gece hayatının insanlarının, altmışbeş milyona ‘İşte yaşam bu’ şeklinde sunulması çok yanlış. İstanbul dışında yaşayan genç insanlar ne okulda duyduklarıyla, ne ana babalarının anlattıkları ile bağdaştırıyor bu kendilerine gösterileni” diyen Konduk’a göre medya olumsuzlukları, sanki örnek alınması gereken şeylermiş gibi sunarak yanlış yapıyor. Konduk neden üzülmüş Kandemir Konduk’u asıl düşündüren ise, bazı medya mensuplarının oyununa karşı gösterdikleri aşırı agresif hatta kabalığa varan yaklaşım. Konduk’u üzen de bu ve “Sanıyorum bizim politikacılarımız medya mensuplarından daha hoşgörülü. Geçmiş yıllarda benim yazdığım oyunlara cumhurbaşkanları geldi, bakanlar geldi ve kendileri eleştirildikleri halde gülme becerisini gösterdiler. Ha, etrafa mı güldüler, kameralara mı güldüler onu bilemem. Ama en azından bu güzelliği sergilediler. Bir başbakanla, bir cumhurbaşkanı ile belirli bir nezaket çerçevesinde bir iğneleme ve espri alışverişi yapılabiliyor da, bir medya mensubu buna kaba ve ilkel tepkiler gösteriyorsa ortada eşitsiz bir durum var” diye yakınıyor. Konduk bu defa kültürel yozlaşmayı eleştirdiği bir dizi hazırlıyor. Bakalım buna kimler tepki gösterecek. Bayramdan sonra hareket başlıyor mu?.. Bayram sonrası medyayı hareketli günler bekliyor. Yeni yapılanmalar, değişiklikler epeyce fazla. Uzun bayram tatilini de bahane ederek yeni yapılanmasını erteleyen Milliyet yeni haliyle ay sonu, hatta 26 Mart’ta da deniliyor, piyasaya gelmeye hazırlanıyor. Yaptırdıkları araştırmalar sonucu, promosyonlar dışında kadın okuyucuların gazetelerine ilgi göstermediğini farkeden yönetim, gazeteye yeni bir kimlik vermek ve biraz daha kadına dönük yayın için arayışa başlamışlardı. Yaklaşık 64 sayfa olarak düzenlenen yeni Milliyet okuyucuya iki bölüm halinde sunulacakmış. Birinci bölüm ciddi haber ve köşe yazıları ile bugünkü gazetenin bir benzeri olurken, ikinci bölüm kızlara ve kadınlara seslenecek içerik ve düzende olacakmış. Yani bir anlamda diğer iki büyük gazetenin magazin eklerinin işlevini görecekmiş. Tüm bu değişiklikler YeniYüzyıl’dan transfer edilen deneyimli gazeteci Ali Acar’ın çizgilerini taşıyacak. Acar zaten mevcut gazetenin yüzünü de az çok değiştirmiş bulunuyor. 27 Martta gazete içine insert edilerek yayınlanması beklenen bu magazin bölümünü ilk gündeme getiren ve yaklaşık 2.5 aydır da bu konuda gece gündüz çalışan Fügen Yıldırım ise, yeni yapılanma öncesi bu görevinden istifa ettirildi. Fügen Yıldırım’dan boşalan göreve ise Milliyet’in yazı müdürlerinden Celalettin Kafesoğlu getirildi. TBMM’nin gazete boykotu bitti TBMM’nin, bazı köşe yazarları ve gazetelere uyguladığı boykotun, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) girişimi ile sona erdirildiği öğrenildi. Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut ile görüşen TGC Başkanı Nail Güreli’ye bundan böyle genel bir ambargo ya da sansür uygulanmayacağını, ancak milletvekillerine hakaret içeren yazıların da özellikle bültene konulmamasının doğal sayılması gerektiğini bildirdi. Aksoy sektörden çekiliyor mu? Yine geçen hafta Erol Aksoy’un İktisat Bankası’ndan yapılan bir açıklamada, grubun medyadan ayrılacağı duyuruldu. Bu konuda Cine 5 için yabancı müşteri arandığı belirtildi. Grup medya yerine GSM sektörüne ilgi duyduğunu da belli etti. Haftanın incir çekirdekleri * Bir Pazar sabahı, çöl rüzgarlarının kuşattığı Saray’da, Kral ve ben, “bilinmezlerin coğrafyası” Ortadoğu üzerine konuşuyoruz.... Vakit az soru çok... Fatih Çekirge/6 Mart 2000/Star * Muhalifler diyor ki: Bizi Özal getirdi bu hale. Yok canım, zannetmem. Kocca bir ahlakı, Özal tek başına -zaten istese de- bozamaz... Rauf Tamer/8 Mart 2000/Sabah * Eskiden ölüm ilanları sakil geliyordu, kenarlarındaki kalın çizgiler içimizdeki matemi arttırıyordu. Şimdi ince çizgilerle gözümüze batmıyor. Grafik düzenleme ve grafik konusunda epey ilerleme kaydettik. Doğan Hızlan/6 Mart 2000/Hürriyet * Davetli hiç kimse gece boyunca dans etmedi. Herkes masasında uslu uslu “Ağır ol molla desinler” havasında oturdu. Bizim eğlence anlayışımız bu; git, yemeğini ye, bol bol konuş, dön evine... Ruhat Mengi/7 Mart 2000/Sabah * Zayıflamak için yağ aldırırlar ya, bunlar da zayıf kalmak için gazlarını mı aldırıyorlar acaba?! Diyet kolalar diyorum... Ayşegül Aldinç/9 Mart 2000/Sabah * Dedikodu aslında iyi bir şey. Her şeyden önce insanın hayal gücünü hem gıdıklıyor, hem de üretici dehasını zorluyor. Cüneyt Ülsever/6 Mart 2000/Hürriyet * Eski dostum Kemal Koç, Swissotel’deki Sezen’li Le Select’e Sabah muhabirlerini almıyormuş. Allah Allah! Ne oldu bu Kemal’e? İyi bir adamdı... Kenan Erçetingöz/5 Mart 2000/Şamdan * Mesut Yılmaz’dan da hasta Galatasaraylı olarak bir ricam var. Binlerce taraftar adına... Küçük oğlu Hasan Galatasaray’a hep uğurlu geliyor. Lütfen tüm maçlara göndersin, getirsin. Aykut Işıklar/4 Mart 2000/Akşam * Ben öyle hayal etmemiştim . Cem Yılmaz’ın altı çok sağlammış . Ayşe Arman/4 Mart 2000/Hürriyet
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101892
    % -1.39
  • 4.6043
    % -1.04
  • 5.3842
    % -1.8
  • 6.1076
    % 0.09
  • 190.254
    % -1.82
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT