BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HADİS-İ ŞERİF: Oruçlunun duası reddolmaz

HADİS-İ ŞERİF: Oruçlunun duası reddolmaz

Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem “Oruçlunun duası reddolmaz” buyurdu. “Kulun, Allah’a en çok yakın olduğu vakit secde halidir. Secdede Allah’a çok dua edin.”



Allahü teâlânın kimin duasını kabul edeceğini bilemeyiz ama duaların kabulü için bildirilen edeplere uymakta fayda var. Bütün İslâm âlimleri önce diyorlar, boğazından haram lokma geçmeyecek, elbisende bir tek iplik bile haram olmayacak. İhlaslı olacaksın, samimi olacaksın. Mümkün mertebe salih işler yapacak, kirden günahtan arınmaya çalışacaksın. Abdestli olacaksın, kıbleye yöneleceksin, iki diz üzerine çökeceksin, ellerini açacak, kollarını semaya doğru kaldıracak (semaya bakılmaz) ve edep üzere olacaksın. Ki namazdan sonra yapılan dualar da müstecaptır. Elbette her iş gibi duaya besmele ile başlayacaksın. Seleme bin Ekvâ radıyallahü anh nakletti: Resul-i ekremin “Sübhane Rabbiyel aliyy-il-a’lelvehhâb demeden duaya başladığını duymadım.” Huşu (batının sükûnu) ve hudû (boyun eğme) ile el açacak, Allahü teâlâya, Esmâ-i hüsnâ’sı ve yüce sıfatları ile yalvaracaksın. Ebu Süleyman Darani rahmetullahi aleyh buyurdu ki: “Allahü teâlâdan bir şey isteyen kimse, önce salevat-i şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin ve sonra salevat-i şerife ile duasını bitirsin. Allahü teâlâ, iki taraftaki salevat-ı serîfeyi kabul eder, aradaki dileği de... Peygamberleri aleyhisselam ve salih kimseleri vesile edecek, sevdiklerinin hatırına isteyeceksin. Anaya babaya ve diğer müminlere dua etmeyi unutmayacaksın. Tevazu ile isteyecek, sesini alçaltacak, yapmacık sözlerden sakınacaksın. Günahını itiraf edecek pişman olacaksın. Nağme yapmayacaksın. Resûlullah efendimizden sallallahü aleyhi ve sellemden bildirilen sahih duaları tercih etmelisin. Duayı kalpten yapmalısın, Allahü teâlânın, duasını kabul edeceğini ümit etmeli, istekli olmalısın. Elbette dinen uygun olmayan bir şey istenmez. Buna dikkat edilmelisin. İbn-i Mesud radıyallahü anh: Resulullah sallallahü aleyhi ve selem, dua ettiği zaman üç kere dua eder ve Allahü teâlâdan bir şey istediği zaman üç kere isterdi. Duanın kabul olduğu vakitler: Allahü teâlâ bazı gün ve gecelerde duaları kabul eder ki bu fırsatları kaçırmamalıdır. Kadir gecesi, Arefe günü, Cuma gecesi, Cuma günü, gece yarısı, Cuma saatinde, ezan ile ikamet arasında, Allah yolunda cihad için saf tutulduğu sırada, harp kızıştığı zaman, farz namazlardan sonra, secdelerde... Seher vakti, kalplerin türlü düşünceden uzak ve halis olduğu bir vakittir. Arefe ve Cuma günleri de Allah’ın rahmetine hazırlanmak vaktidir. Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kulun, Allahü teâlâya en yakın olduğu vakit, secde ettiği vakittir. O halde secdede iken çok dua ediniz.” Kur’an-ı kerim okuduktan sonra (bilhassa hatm ettikten sonra), zemzem içildiğinde... (İbn-i Abbas radıyallahü anh, Zemzem suyunu içerken; “Allah’ım senden faideli ilim, bol rızık ve her hastalıktan şifa dilerim” derdi.) Meyyitin yanına gelindiğinde... (Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Hastaya veya meyyitin yanına gittiğiniz zaman hayır söyleyiniz. Çünkü melekler, sizin söylediklerinize ‘amin’ derler.”) Duanın kabul olduğu yerler: Bunlar şerefli yerlerdir. Hasen-i Basri rahmetullahi aleyh, Mekke-i mükerremede duanın kabul olduğu yerleri şöyle bildirdi: 1-Tavâfta, 2-Mültezemde (Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe ile Kâbe-i muazzamanın kapısı arasında), 3-Mîzâbın altında (altın oluk), 4-Kâbe-i muazzamada ve içinde, 5-Zemzem kuyusunun yanında veya zemzem suyunu içerken, 6-Safa’da, Merve’de, 7-Safa ile Merve arasında, 8-Tavâf edip iki rekat tavaf namazı kıldıktan sonra, Makam-ı İbrahim’in arkasında, 9-Arefe günü Arafat’ta, 10-Bayram gecesi güneş doğuncaya kadar Müzdelife’de, 11-Mina’da 12-Şeytan taşlama anında. Duası kabul olanlar: 1-Çaresiz ve muhtaç olanlar, 2-Mazlumun duası, 3-Babanın duası. Ebu Hüreyre’nin radıyallahü anh rivayet ettiği hadis-i şerifte; “Üç dua muhakkak kabul olur. Bunlar; babanın duası, yolcunun duası ve mazlumun duasıdır”. 4-Salih kimsenin duası, 5-İtaatkâr evladın ana-babasına duası, 6-Yolcunun duası, 7-İftar vakti oruçlunun duası, 8-Müslüman’ın mümin kardeşine gıyabında yaptığı dua. ANTALYA MUTFAĞINDAN Tahinli PİYAZ Malzemesi: > 2 su bardağı haşlanmış fasulye > 1 çay bardağı tahin > 2 diş sarımsak > 1 çay bardağı zeytinyağı > 1 demet taze soğan > 1 demet taze sarımsak > Yarım demet maydanoz > 1 adet kuru soğan > 1 limon suyu > 2 çorba kaşığı sirke > Bir yumurta, zeytin, pul biber > Tuz ve karabiber Hazırlanışı: Haşlanmış fasulyelerden bir su bardağını ayırın, diğerini de maydanoz, sarımsak, kuru ve taze soğanı halka halka kesip ovduktan sonra ilave edin. Tuz ve biraz da yağ koyup harmanlayın. Diğer fasulyeyi robottan geçirip, tahin, sarımsak, limon suyu ilave ederek iyice karıştırın. Yaptığınız piyazın üzerine dökün. Kalan yağla, sirkeyi, karabiberi çırpıp üzerinde gezdirin. Zeytin ve yumurtayla süsleyip servis yapın. Mantar Çorbası, İzmir Köfte, Tahinli Piyaz, Kadayıf Böyle olur Sudanlının iftar sofrası Sudan’ın Hartum şehrindeki bir camide Kur’an-ı kerîm kursuna devam eden öğrenciler... Onlar, iftar vaktine birkaç saat kala hocalarıyla birlikte mısırdan yapılan “demir saage” adındaki yemeği pişiriyor. Zaten iftar mönüsündeki tek yemekleri de bu... “Yemek beğenmemek” diye bir şey bu memlekette akıllara bile gelmiyor... Açlığın kol gezdiği Sudan’da bunu bulan şükrediyor... Günün Sözü Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır. [İbni Ebiddünya] Îmân ve küfrün medârı hâtime üzeredir. [Mü’min ve kâfir, son nefeste belli olur.] Çok kimseler vardır ki, temâm ömründe o iki sıfatın biri ile muttasıf olur [vasflanır.] Âhırinde [sonunda] onun zıddı gerçekleşir. [Se’âdet-i Ebediyye] Her güne bir dua Dert ve belâdan kurtulmak için Hadis-i şerifte buyruldu ki: “Birinize dert ve belâ gelince, Yûnüs Peygamberin duâsını okusun! Allahü teâlâ Onu muhakkak kurtarır. Duâ şudur: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâne-ke innî küntü minez-zâlimîn.” Yine hadis-i şerifte, “Sabah, kalkınca, üç kere “Bismillâhillezî lâ-yedurru ma’asmihî şey’ün fil’ardı velâ fissemâi ve hüvessemî’ul’alim” okuyana akşama kadar, hiç dert, belâ gelmez” buyuruldu. “Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm” duâsı da, ruhi hastalıklar ve bütün hastalıklar için okunur. Dertlerden kurtulmak için ve murada kavuşmak için beş yüz kere okunur. Evvelinde ve âhirinde yüzer defa salevât-ı şerîfe okuyup duâ etmelidir. Ayrıca şu duâ da okunmalıdır: “Yâ Allahü biketehassantü ve biabdike ve resûlike seyyidine Muhammedin sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem estecertü.” MENKIBELER ÖNCE KUL HAKKI Süfyan-ı Sevrî rahmetullahi aleyh anlatıyor; “Benî İsrail’de yedi sene yağmur yağmadı, kıtlıktan çöplüklerdeki leşleri yiyecek vaziyete düştüler. Dağlara çıkarak yalvardılar, niyaz ettiler. Fakat Allahü teâlâ onların peygamberlerine şöyle vahyetti; ‘Eğer bana yürümekten ayaklarınız dizlerinize kadar da sürtülse... Duadan dilleriniz de yorulsa, kul haklarını ödemedikçe, duanıza icabet etmem ve ağladığınıza acımam.’ Ne zaman ki kul haklarını ödediler ve birbirleriyle helalleştiler. Allahü teâlâ da rahmet ve bereketini üzerlerine saçtı.” *** Tabiinden Ebu Sıddîk Nâcî rahmetullahi aleyh anlatıyor: Süleyman aleyhisselam mâiyetiyle yağmur duasına çıkmıştı. Yolda sırtüstü yatan ve ayakları havada bir karınca gördü. Karınca; “Allah’ım! Ben de senin yaratıklarından biriyim, senin rahmetine ve bana vereceğin rızka muhtacım. Bizi başkasının suçundan dolayı helak etme” diye dua ediyordu. Bunu gören Süleyman aleyhisselam; “Geri dönelim, yağmur için gerekli dua yapılmıştır” dedi. *** İbrahim bin Edhem’e sordular ki: Allahü teâlâ; “Ey kullarım, benden isteyiniz, kabul ederim, veririm” (Mümin suresi 60) buyuruyor. Halbuki istiyoruz vermiyor? Cevaben buyurdular ki: “Allahü teâlâyı çağırırsınız O’na itaat etmezsiniz. Kur’an-ı kerimi okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenâb-ı Hakk’ın nimetlerinden faydalanırsınız, O’na şükretmezsiniz. Cennet’in ibadet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennemi asiler için yarattığını bilirsiniz, ondan sakınmazsınız. Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Ayıbınıza bakmayıp başkalarının ayıplarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına şükretsinler. Daha ne isterler? Dualarının neticesi, yalnız bu olursa yetmez mi?”
Kapat
KAPAT