BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Mühürsüz Kur’an-ı
kerimleri almayın?

Mühürsüz Kur’an-ı
kerimleri almayın?

Kur’an-ı kerim basmak ve satmak bu kadar kolay olmamalı, yüce kitabımızı ticarete alet edenler mutlaka durdurulmalı!



> İrfan ÖZFATURA irfan.ozfatura@tg.com.tr Sahaflar Derneği Başkanı Adil Sarmusak “piyasadaki Kur’an-ı kerim ve meallerden çok rahatsızım” diyor “şöyle ki adam oturuyor klavyenin başına yazıyor. Yayınevi basıyor, kitapçılar satıyor herkes para kazanıyor. Eskiden satıcılar Kur’an-ı kerimin fiyatı gibi bir kelimeden hayâ eder, “hediyesi” gibi zarif bir tabir kullanılırlardı. Şimdi “Kur’an’da indirim damping” pankartları asılıyor. Müşteriye diyoruz ki bak kardeşim piyasada bir sürü korsan baskı var, sen onu alma, bunu al. Kur’an-ı kerimin de korsanı mı olurmuş diyor bize kızıyorlar. Korsandan kastım Mushafları tetkik heyetinin mühürlemediği nüshalar... Şu anda yüz Kur’an-ı kerim satılıyorsa ne yazık ki sekseni böyle... MEALDEN GEÇİNİYORLAR Son yıllarda mealli, yok kelime mealli Kur’anlar basıldı. Rengarenk yazılarla donatılan mushaflar piyasayı sardı. Ki bunların hiçbiri Mushafları Tetkik Heyetinden “olur” alamaz. Her kelimenin altını çizmiş sarı, kırmızı, mavi renklerle boyamış, güya kelimenin Türkçe karşılığını yazmışlar. Hepsi (mek)li (mak)lı mastar. Kelimeler manayı karşılamıyor adeta google tercümelerine benziyor. Velev ki o ayette geçen beş on kelimeyi biliyor olsanız bile mânâ veremezseniz. Hele hele hüküm çıkarmaya kalkarsanız Allah muhafaza! Geçen Hocaefendinin biri Kur’an-ı kerimi meallerden anlayamayacağımızı güzelce anlattı. Cemaatten biri sinirlenmiş geldi bana “bu hocanın adı ne şikayet edeceğim. Mealden Kur’an-ı kerimi niye anlayamayacak mışız?” -İyi ama sen ben, meallerden muradı ilahiyi anlayabilsek Kur’an-ı kerim nasıl mucize olabilir ki? Bir kere Kur’an ona buna değil yüzü suyu hürmetine kainatın yaratıldığı Resul-i Ekreme indirildi, o ayeti Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl tefsir ettiler acaba? Kur’an-ı kerim kıyamete kadar her devre hitap edecek. Büyükler bir fatiha suresini bir ramazan-ı şerif anlatıyor bitiremiyorlar. Mealdeki üç beş kelime ile hangi sırra vakıf olabiliriz ki? LATİNCE FURYASI Sonra geliyor, Latincesini istiyorlar. Efendi Latince olmaz bak şuraya yazıyorum dışişleri... Bir nokta koydum oldu diş işleri... Tılar, zılar, sadlar, datlar, halar, hılar, ayınlar, gayınlar... Arapçada üç tane “he” var ve üç tane ayrı “se”. Halık “hı” ile yazılır mesela... “Yaratan!” Ama sen Latinceden okursan “berber” manasına gelir haşa. Bizden çıkıyor, gidip başkasından alıyor... Var mı? Var... Derdi para olan alıyor satıyor. Doğrusu gençler daha anlayışlı, yaşlılara söyleyince biz harf devrimine karşıyız sanıyorlar. Ne alakası var, konumuz Kur’an-ı kerimi doğru okumak. Tabelalardaki gazetelerdeki harfleri mevzu etmiyoruz ki burada... Bakın yeryüzünde bir tane bile Mushaf-ı şerif kalmasa hafızlarımız bir araya gelir yeniden yazarlar. Kur’an-ı kerim kıyamete kadar bozulmayacak amenna... Ancak yine de Kur’an-ı kerimin korunması hakkında bir kanun çıkmaması esef verici. Bu ne ya? Rengarenk kelime kelime boyamalar, kafalarına göre tercüme edip basmalar... ESKİDEN MÜMKÜN MÜYDÜ? 1980’e kadar, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı kerimleri harf harf satır satır tetkik ederdi. Bir hattat sadece bir sayfa yazar, götürür inceletir. İki sayfa götürse hayır derler “o yarına!” Olur ya dikkatleri dağılır, gözden kaçar. Neticede bütün sayfalar tek tek kontrolden geçtikten sonra “basılabilir” izni çıkar. Bu arada matbaa da kontrol altında tutulur, formalar saygı ile taşınır, her mushaf tek tek mühürlenir. Tayyar Altıkulaç zamanında daha şümullü bir Diyanet Teşkilat Kanunu hazırlandı. Cumhurbaşkanlığı bunu veto etti. Meclis ilaveler yapıp geri yolladı. O zamanlar Çankaya’nın ikinci defa geleni onaylama mecburiyeti var. O da tuttu Anayasa Mahkemesine verdi. Mahkeme kanunu iptal etti. Şimdi kanunun ne eskisi kaldı, ne de yenisi. Eski kanuna göre Mushafları İnceleme Kurulunca tasdik edilmeyen Kur’an-ı kerimi basan (doğru olsun, hatalı olsun) 2.5 yıl hapis yatardı ve elindeki nüshalar müsadere edilirdi. Bugün hiçbir müeyyide yok, ciddi bir boşluk var. Müessese lütfedip diyanete sunarsa onay alıyor, alamazsa da fark etmiyor, işine bakıyor. Zaten bu kelime meallileri filan götürüp kurula sunamazlar. Bu konuda yazılar yazmıştım. Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı bir adım attı. Hattatlar, bilgisayarcılar, akademisyenler bir araya toplandık. Konu geldi dayandı bilgisayara. Klavye ile mushaf yazılabilir mi acaba? Halen kullanılan Arap harflerinin fondları Hollandalı bir müsteşrik tarafından hazırlanmış. Marmara Üniversitesinden gelen uzmanlara göre bununla hüsnü hat mümkün olamaz asla. Düz yazı olarak yazılıyor ama bize uygun değil. Eğer hattatlar ve programcılar bir araya gelir de çalışırlarsa iki yıl gibi bir süre zarfında uygun bir program hazırlamak mümkün. BARİ KONTROLLÜ BASILSIN Matbaa biliyorsunuz bize hayli geç girdi. İbrahim Müteferrika ile 1726 yılında... Niye? Çünkü 300 binden ziyade insan bu iş ile geçiniyordu da ondan. Teknolojiye direnemiyorsun, gelip yerleşiyor sonunda. Bugün bilgisayarın önüne geçmek kabil değil, ama kontrolü de elden bırakmamalı. Nitekim Diyanet artık bilgisayarlarla dizilip basılan nüshalarda hattın güzelliğine zarafetine bakmıyor. Doğru okunuyor mu okunuyor. Öyleyse tamam. Malum Avrupa ressamlar yetiştirmiş bizimkiler ise hattatlar müzehhipler. Yazı sanata dönmüş adeta. Bu güzel geleneği devam ettirmezsek yazık olur valla. “Kur’an-ı kerim Mekke-i Mükerreme’de nazil oldu, İstanbul’da yazıldı, Kahire’de okundu” denirdi mâlum. Korkarım artık Mekke’de nazil oldu klavye ile yazıldı denecek bundan sonra. KAZANÇ UĞRUNA “Artık yeter. Bu mealler mutlaka engellenmeli” diyen Sahhaflar Derneği Başkanı Adil Sarmusak, “Birileri anlamıyor, anlamadıklarını yazıyorlar. Hele akademisyenler ulu orta sallıyor. Kanunlar nezdinde hiçbir sorumlulukları yok zira. Hatta bazı yayınevleri şu anda hayatta olmayan zatların isimlerini de kullanıyor. Biz biliyoruz zikrolunan zat hayatında iken böyle bir meal yazmadı ama bu tür sahtekarlıklar sürüp gidiyor. Kandır kandırabildiğin kadar. Kur’an-ı kerimde bir tane Yasin-i şerif var ama piyasada kırk tane... Mübinli Yasin, Dini mübinli Yasin, Mübin dualı Yasin. Büyük dualı Yasin, Nurlu Yasin, Bağışlanma dualı Yasin, Tevbe dualı Yasin, Şifalı dualı Yasin, 41 Yasin. 444 Dualı Yasin... Zelzele Dualı Yasin, Hepsinin derdi para...” diye konuştu
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT