BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı âlimlerinden Hakîm Çelebi

Osmanlı âlimlerinden Hakîm Çelebi

Buyurdu ki: “Hiç kimsenin dînine, malına, canına, şerefine, nâmûsuna saldırmamalı, herkese ve hükümete olan borçları ödemelidir...”



Hakîm Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. İznik’te doğdu. Bursa’da, Çivizâde’den ilim öğrendi. Emir Ahmed Buhâri hazretlerinin dergâhında Mahmûd ve Lâmiî Çelebilerin derslerinde bulunup tasavvufta ilerledi. Bursa’ya yerleşip kendi adını taşıyan tekkede halka İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı. Sonra İstanbul’a yerleşti. 1566’da İstanbul’da vefât etti. Kabri, Ebül-Vefâ Türbesinin girişinde sağdadır... Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce yaptığı sohbette, talebelerine şu vasiyette bulundu: “İ’tikâdı (Îmânı) düzelttikten sonra, fıkıh ilminin bildirdiği ibâdetleri yapmak, yani İslâmiyyetin emirlerini yapmak, yasak ettiklerinden kaçınmak lâzımdır. Beş vakit namâzı, üşenmeden, gevşeklik yapmadan, şartlarına ve ta’dîl-i erkâna dikkat ederek, kılmalıdır. Nisâb mikdârı malı ve parası olan, zekât vermelidir. Kıymetli ömrü, lüzûmsuz mubâhlara bile harcamamalıdır. Harâm ile geçirmemek, elbette lâzımdır... Gıybet etmemelidir. Gıybet harâmdır. Gıybet, bir Müslümânın veyâ zimmînin gizli bir kusûrunu, arkasından söylemektir... Nemîme, yani Müslümânlar arasında söz taşımamalıdır. Bu iki günâhı işleyenlere çeşitli azâblar yapılacağı bildirilmişdir. Yalan söylemek ve iftirâ etmek de harâmdır, sakınmak lâzımdır. Cezâları çok ağırdır. Müslümânların ayıplarını örtmek, gizli günâhlarını yaymamak ve kusûrlarını affetmek çok sevâbdır. Küçüklere, emri altında bulunanlara, fakîrlere merhamet etmelidir. Kusûrlarını yüzlerine vurmamalıdır. Olur olmaz sebeblerle o zavallıları incitmemeli, dövmemeli ve sövmemelidir. “FİTNEYE SEBEP OLMAMALI” Hiç kimsenin dînine, malına, canına, şerefine, nâmûsuna saldırmamalı, herkese ve hükümete olan borçları ödemelidir. Rüşvet almak ve vermek harâmdır. Yalnız zâlimin zulmünden kurtulmak için ve ikrâh edilince vermek rüşvet olmaz. Fakat, bunu almak da harâm olur. Herkes, kendi kusûrlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabâhatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine cezâ vermekde acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ananın, babanın, hükümetin, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun emirlerine itâ’at etmeli, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun olmayanlara isyân etmemeli, karşı gelmemeli, fitneye sebeb olmamalıdır...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT