BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

Çin’in elde ettiği her ekonomik başarı, diğer bir çok ülkenin Asyalı devin ekonomik yükselişine olan öfkesini artırıyor. Hindistan’ın küresel ekonomiden aldığı pay da artışta. Acaba 1820 yılında Çin ve Hindistan’ın küresel Gayri Safi Hasıla’dan (GSH) aldıkları pay ne oranda idi?



1. Küresel Test Çin ve Hindistan: Geleceğe dönüş? Çin’in elde ettiği her ekonomik başarı, diğer bir çok ülkenin Asyalı devin ekonomik yükselişine olan öfkesini artırıyor. Hindistan’ın küresel ekonomiden aldığı pay da artışta. Acaba 1820 yılında Çin ve Hindistan’ın küresel Gayri Safi Hasıla’dan (GSH) aldıkları pay ne oranda idi? A. Yüzde 10 civarı B. Yüzde 20 C. Yüzde 30 D. Yüzde 50 A. YÜZDE 10 CİVARI. YANLIŞ. 2011 itibarıyla Çin, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 9.5’ini teşkil ediyor (cari fiyatlara göre), Hindistan ise sadece yüzde 2.5’ini. Dünya nüfusunun yüzde 38’ini barındıran bu iki ülke, toplamda küresel GSH’nın yüzde 12’sini ya da 8’de birini üretiyor. Küresel GSH’dan aldıkları payın küçük olması, büyük ölçüde 19. ve 20. yüzyıllardaki kolonizasyon, devrimler ve kendilerinin seçtiği çok uzun süreli planlanmış ekonomiye bağımlılık dahil olmak üzere, politik ve sosyal gelişmelerin sonucu. Bunların neticesinde 1870’le 1970 yılları arasındaki 100 yılda Çin ve Hindistan’ın ekonomileri beraberce sadece 3.4 kat büyüyebildi. Kıyaslarsak, aynı dönemde Batı Avrupa ekonomisi 10 kat, ABD ekonomisi 31 kat, Japon ekonomisi 40 kat büyüdü. B. YÜZDE 20. YANLIŞ. Satın alma gücüne göre ayarlandığında, Çin ve Hindistan’ın dünya GSH’sından payı birlikte yüzde 20’yi buluyor, yani dünya ekonomisinin beşte biri kadar. Bu rakam ise dünya nüfusundaki paylarının yarısı kadar. Ancak her iki ülke de dünya nüfusundaki paylarını ekonomilerine yansıtmak için hızla büyüyor. Çin yüzyılın başından beri yıllık ortalama yüzde 10.3’lük büyüme oranını yakalamış durumda, Hindistan da çok geride değil, yıllık ortalama yüzde 7.3 büyüdü. C. YÜZDE 30. YANLIŞ. 1870 yılı kadar yakın bir tarihte Çin ve Hindistan dünyanın en büyük ve en önemli ekonomileriydi. O zamanlar iki ülke ekonomisinin toplamı, 1.1 trilyon dolar olan küresel GSH’nın yüzde 29.2’sine tekabül ediyordu. Aynı dönemde Çin ve Hindistan dünya nüfusunun yüzde 48’ini barındırıyordu. D. YÜZDE 50. DOĞRU. OECD’nin tarihî verilere göre yaptığı hesaplamalara göre; 1820 yılında, yani yaklaşık 2 yüzyıl önce Çin ve Hindistan beraberce dünya ekonomisinin yüzde 50’sini teşkil ediyordu. O zamanlar ABD’nin dünya ekonomisindeki payı ise sadece yüzde 1.8 idi. Çin ve Hindistan’ın günümüzdeki yükselişi, Kuzey Atlantik ekonomik hakimiyetinin, Asya’nın ekonomik hükümranlığına kısa süreli ara vermesine sebep olan geçici bir durum olduğunu düşündürüyor. Ve küresel bazda insanlık tarihi boyunca, sanayi devrimine kadar geçerli olan bir kuralı ortaya koyuyor: Küresel GSH’dan alınan pay nüfusla doğrudan ilişkilidir, gelişmişlikle çok ilgisi yoktur. 2. İlginç Rakamlar 1- Demokrasi Yunanca “halkın iktidarı” demek. (The Economist) 2- Sydney’deki ortalama ev fiyatları yıllık ortalama maaşın 10 katına çıktı, bu da şehri Hong Kong’dan sonra dünyanın en pahalı ikinci şehri yapıyor. (Demographia) 3- Internet trafiğinin yüzde 20’den daha azı ülke sınırlarının dışına çıkıyor. (Ghemawat: World 3.0) 4- Dünya nüfusunun Ekim 2011’in sonunda 7 milyarı geçmesi bekleniyor. 10 milyarı ise 2085 yılında geçeceği tahmin ediliyor. (Birleşmiş Milletler) 5- Hindistan’ın mevcut nüfusu; ABD, Endonezya, Brezilya, Pakistan, Bangladeş ve Japonya’nın toplam nüfusuna eşit. (Washington Post) 6- Doğu Afrika’da korsanların gezdiği suların büyüklüğü yaklaşık Avrupa kıtası kadar. (Wall Street Journal) 7- Korsanlığın uluslararası gemi nakliyecilerine yıllık maliyeti ödenen fidyelerle beraber 3.5 milyar dolarla 8 milyar dolar arasında. (Wall Street Journal) 8- Sütlü içecekler Çin’de çok popüler. En popüler olanlar fıstık ve ceviz aromalılar. (Nestle) 9- İskenderiye Kütüphanesi’nde 500 bin eser olduğu söyleniyor. Bu kitapların tamamındaki veri, 1 exabyte’ın milyarda biri kadar. (Global Works Foundation) 10- Bu veri miktarı yüksek kaliteli bir filmin ya da TV programının 10 saniyelik yayınında iletilen miktara eşit. (Global Works Foundation) 3. Dudak Okuma Francis Fukuyama ile Amerika kıtası üzerine “Siyasi Düzenin Kökenleri” isimli kitabın yazarı olan Francis Fukuyama, dünyanın önde gelen siyaset bilimcilerinden biri. Fukuyama’nın Latin Amerika ve ABD’yi bekleyen toplumsal zorluklarla ilgili görüşlerini sunuyoruz. 1- Latin Amerika’nın karşı karşıya olduğu en büyük problem nedir? “Latin Amerika dünyada gelir adaletsizliğinin en çok olduğu bölge, buradaki sınıf ayırımı genelde ırkçı ve etnik temele dayanıyor.” 2- Bölgede popülist liderlerin yükselişi neyi simgeliyor? “Venezuela’da Hugo Chavez ve Bolivya’da Evo Morales gibi popülist liderlerin yükselişi, istikrarsızlıktan ziyade eşitsizliğin ve sözde vatandaşların hissettikleri dışlanma hissinin bir göstergesi.” 3- Yerleşmiş yoksulluk bölgedeki ülkelerde nasıl bir hasara sebep oluyor? “Kalıcı yoksulluk genelde başka türlü sosyal işlev bozukluklarına yol açıyor, mesela çeteler, uyuşturucu trafiği ve sıradan insanların hissettiği genel bir güvensizlik duygusu.” 4- Bu problemler en çok nerelerde var? “Kolombiya, Meksika ve El Salvador’da organize suç örgütleri devletin kendisini ve temel kurumlarını tehdit ediyor. Bu problemlerle etkili bir şekilde başa çıkılamazsa demokrasinin meşruiyeti zarar görecek.” 5- ABD’yi bekleyen en ciddi zorluklar neler? “Bir önceki Amerikan nesli kendisine para harcadı, ama bunun vergisini vermedi. Bu durum çok kolay alınabilen krediler ve gerek şahısların, gerekse hükümetin yaptığı aşırı harcamalar sebebiyle oluştu.” 6- ABD bir çok Amerikalı’nın düşündüğü gibi değişken bir toplum mu? “Nesiller arası sosyal değişkenlik oranı bir çok Amerikalı’nın düşündüğünün aksine çok düşük, geleneksel olarak daha katı ve geleneklerine bağlı olarak bilinen bir çok gelişmiş ülkeden daha az.” 7- Niye ABD’de eşitlik giderek azalıyor? “Zaman içinde elitler pozisyonlarını siyasi sistemle oynayarak koruyabildiler, vergi kaçırmak için paralarını offshore hesaplara aktardılar ve bu tarz avantajlardan çocuklarının da faydalanmasını sağlayabilmek için onların elit kuruluşlara erişimini sağladılar.” 8- Acı da olsa, bunu aşikar yapan nedir? “Bu durum 2008-2009 finans krizi sırasında açıkça ortaya çıktı, finans sektörü ile ekonomiye gerçekten katkıda bulunanların tazminatları arasında çok az ilişki olduğu görüldü.” 9- ABD finans sektörü hâlâ çok mu güçlü? “Sektör geçtiğimiz 10 yılda düzenlemelerden ve denetimlerden kaçmak için politik güç kullandı ve kriz sonrasında da yönetmelikleri savuşturmaya devam etti.” 10- Son olarak, ABD’de işlerin tekrar yoluna girmesi için ne gerekli? “Asıl tehlike, ABD’deki bu durumun, bir güç çıkıp bu mevcut işlevsiz kurumsal yapıyı kapatmadıkça, her geçen gün daha kötüye gitmeye devam edeceğidir. Editör’ün Notu: Buradaki iktibasların tamamı Francis Fukuyama’nın Nisan 2011’de yayınlanan “Siyasi Düzenin Kökenleri” isimli kitabından yapılmıştır. © 2011 www.theglobalist.com
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT