BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gençlere, nasıl sahip çıkılacak?

Gençlere, nasıl sahip çıkılacak?

Türk futbolunda gün geçmiyor ki, bir çarpıklık çıkmasın karşımıza... Bütün planlar, çalışmalar, sözde Türk futbolunun temelinin sağlam atılması yönünde... Öyle ama bizler daha değerlerimize sahip çıkamıyoruz ki...



Türk futbolunda gün geçmiyor ki, bir çarpıklık çıkmasın karşımıza... Bütün planlar, çalışmalar, sözde Türk futbolunun temelinin sağlam atılması yönünde... Öyle ama bizler daha değerlerimize sahip çıkamıyoruz ki... Vereceğimiz birkaç örnekte de, bu ülkede gençlere ne kadar saygı var, ya da, yok mu, onu göreceğiz... Türkiye‘de, defalarca milli takım formasını giymiş genç oyucularımızın çoğu nerede biliyor musunuz? 3. liglerde... Amacımız asla 3. Ligi kötülemek değil... Yıllarca F.Bahçe forması giymiş Uğur Aslan Kuru (55 kez milli) şu an Erzurum Büyükşehir Belediyespor’da... G.Saray alt yapısında yetişmiş (76 kez mili) Serdar Keşçi, hâlâ Gümüşhanespor’da forma giyiyor... Daha 18 yaşında ve 53 kez mili takım formasını giyen, G.Birliği’nden Hacettepe’ye kiralanan Çağrı Tekin de 3. Lig futbolcuları kervanına katılan oyunculardan bir başkası... F.Bahçe forması giydiği dönemde Gökhan Gönül‘ün alternatifi olarak gösterilen Barış Yardımcı (34 kez milli ) ise soluğu bir başka 3. Lig ekibi olan Hatayspor’da aldı... Barış daha 19 yaşında... 59 kez mili takım forması giymiş olan Altaylı Oğulcan Gökçe (19 yaşında) siyah-beyazlı ekipte var olma savaşı veriyor... Daha bunlar gibi nice örnek verebileceğimiz genç futbolcu kardeşlerimiz var... Eldeki kıymeti bilemeyen; elin 30’un üzerindeki yabancılarına milyon eurolarla kucak açan (!) futbolumuzun yönetici ve teknik adamlarına şimdi sesleniyoruz: “Bu gençler hiç mi dikkatinizi çekmiyor? Değerlere sahip çıkmak sizin kitaplarınızda yok mu? Kaynak elinizin altındayken, siz taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışıyorsunuz...” Huyumuz kurusun... O gençleri resmen ezdiriyoruz biz... Kime? Afrika‘dan, Amerika‘dan, Avustralya‘dan gelenlere... Yani “para kokusuna” koşarak gelenlere... Bir sus başkan, bir sus! Futboldaki son olayların içine G.Saray da çekildi... Buna çok sevinenler de oldu, üzülenler de... Ve bir kısım insan da “saçmalığın bu kadarı da fazla” dedi... Yazılan bir mektup var... Bu mektup nedense alıcıya gitmemiş... Yazanın elinde ve bir de gazeteci dostumuzun cebinde... Bir anda olaya savcılık el koyuyor... Oysa 6 sene önceki bir olayın topuna, girecekse federasyon girmeliydi ya... Ama nedense işe savcılık el koydu... Şimdi ister misiniz, önüne gelen bir mektuptan bahsetsin... “Fotokopisi elimde” diye gündem değiştirsin... Savcılık bunlarla uğraşacaksa vay haline... Ama bizi esas şaşırtan ise, 150 bin sayfalık savcılık tutanakları, teknik takipleri için “kaçak dövüşen” federasyon başkanımız, bir mektup fotokopisini görmeden, ne olduğunu bilmeden adeta üzerine “balıklama” atlayarak “Gerekirse G.Saray’ın elinden 2006 yılındaki şampiyonluğunu alırız” diyebilecek ha... Bir sus Allah aşkına, bir sus başkan... Her konuşmasında, bir önceki söylemini tekzip eden bir federasyon başkanının yarınlarda hayati kararlara imza atacağını düşünmek dahi istemiyoruz... Çünkü o attığı imzadan birkaç gün sonra çark edebilir de... Basın gelmesini bilir, gitmesini de... F.Bahçe‘nin Shakhtar Donetsk ile oynadığı özel maçta taraftarların hem saha içindeki, hem tribündeki basın mensuplarını hakaretler eşliğinde stattan kovmalarının doyumsuzluğu (!) aynen devam ediyor... TSYD Levent Tesislerine gelip, sözde iftar yemeği için sofraya oturanlar, öfkelerini “Ayva çiçek açmış, yaz mı gelecek/Bu basın Kadıköy’e nasıl gelecek” diye dile getirip, hakaret yağdırmaya devam etti... F.Bahçe camiasından sadece Teknik Direktör Aykut Kocaman‘ın kabullenemediği ve kimselerin özür bile dilemediği bu gergin ortam, hızını hiç de kesebilecek gibi değil... Çünkü Ercan Saatçi gibi, olayları körükleyen, TSYD üyeliğini “rüyasında” bile göremeyecek, şakşakçıları var onların... Şu hiçbir zaman akıllardan çıkmasın... Basınımızın her bir elemanının tuttukları takımlar var... Ama buna rağmen, bir gün kavga ettikleri görülmemiştir... Bir G.Saraylı foto muhabiri, F.Bahçe‘nin attığı 6 golden birini bile kaçırmamıştır, üzülmesine, kahrolmasına rağmen... Ya da Beşiktaşlı, Trabzonsporlu gazeteci arkadaşlarımız, F.Bahçe‘nin şampiyonluk gecelerini, kutlamalarını, çarşaf çarşaf gazete sayfalarına yayarken, “Yiğidin hakkını yememek adına” gazeteciliğinden ödün vermemiştir... İşte basın budur... Ekmeğini bu meslekten kazananlar, kafalarına atılan çakmak, taşlara rağmen bundan sonra Kadıköy‘e de gidecek, İnönü‘ye de, Avni Aker‘e de, her yere de... Hem de, ayvalar çiçek açıp, yazlar gelse bile... > Beşiktaş, Hollanda kampında ikinci hazırlık maçını Galati ile yaptı... Siyah-beyazlılar bu karşılaşmaya ellerinde “Somali’yi unutmayalım” pankartı ile çıktı... Yalnız bir tuhaflık vardı bu işte... Çünkü karşılaşmaya seyirci alınmamıştı ki!
Reklamı Geç
KAPAT