BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kirlenen Futbol

Kirlenen Futbol

Kısacası futbolun tarihsel gelişim süreci ve trendine baktığınızda show/businnes, gibi futbolun “iş”ten sonra nereye gideceğini, belirsiz bir gelişmeyle neredeyse karşı karşıyayız.



Kısacası futbolun tarihsel gelişim süreci ve trendine baktığınızda show/businnes, gibi futbolun “iş”ten sonra nereye gideceğini, belirsiz bir gelişmeyle neredeyse karşı karşıyayız. Bu durum, gösteri endüstrisinin sonucunu getirebilecek bir gelişme gibi görünmektedir. Çünkü, giderek gösteri ve spordan, bir işkoluna doğru yönelim içine giren futbolda bu kez de, futbol dışı unsurlar türemeye başlamıştır. Futbol, giderek kirlenmeye başlamış ve spor olmanın ötesinde, futbola farklı anlamlar yüklenmeye başlanılmıştır. Yıllık milyar dolarlık cirolarla devasa bir büyüklüğe ulaşan futbol pastasına kim kayıtsız kalabilir ki? Herkesin ve her kesimin ağzının suyunu akıtan bu büyüklük maalesef futbolun da endüstriyelleşmesine paralel, giderek kirlenmesine yol açmıştır. Ulusal ve uluslararası bazda, bu işten çıkar sağlayan güç odakları Futbol A.Ş.’nin iktidarını kendi dümen sularına çekmeye çalışmaktadırlar. Bu amaçla siyasal iktidarlarını egemen kılma mücadelesi içinde olanlar, futbolu amacının dışında daha farklı mecralara çekmenin yolunu aramaktadırlar. Futbol endüstrisinin küresel bir niteliğe bürünmesi; futbolun gösteri kısmının yani show’un giderek yerini, işe ya da diğer deyişle businnes’e bırakmaya doğru bir yönelim içinde olduğunun da bir göstergesi. Gerçekten de 50’li veya 70’li yılların coşkulu ve seyir zevki en üst noktalarda olan tavan yapmış futbolunun yerini, bugün çok daha mekanik ve “güzel oyun”dan uzak sıkıcı ve giderek de tekdüzeleşen bir futbol almaya başladı. Bu tespiti çoğu futbol maçında gözlemlemek olası... Buna paralel günümüz futbolcusu da artık bir sanat icracısı olmaktan çok, daha çok koşan, mücadele eden bir yapıya büründü. Futbolun bir spor olmaktan çıkıp, endüstriyel bir üretim biçimine dönüşmesi; doğal olarak, futbolun o kendine özgü, seyir zevkini de yavaş yavaş öldürmeye başladı. Nike’ın sloganında olduğu gibi “just do it” anlayışıyla “sadece (görevini ) yap” mantığı, tesadüfen ortaya çıkmış, içi boş bir kavram değildir. Çünkü bugün yarışma organizasyonlarının oluşturduğu ek katma değerler ve diğer gelirlerin de bir şekilde, bu organizasyona dahil olan kulüplere dağıtılıyor olması; estetik kaygılarının ikinci plana atılarak, sadece vadedilen paraya uzanmaya çalışmayı mübah kılan bir anlayışı maalesef egemen kılmıştır. Bu amaçla ruhsuz, tamamen mekanik bir görev anlayışıyla kurgulanmış, her biri farklı bir milliyetten olan takımların boy göstermesi, bilinçli bir stratejinin ürünüdür. Oysa, geçmişte futbolun izlenmesinde en büyük keyif veren faktörlerden birisi, her ülkenin ya da kıtanın takımlarının kendilerine özgü futbol stillerinin bulunmasıydı. Yerleşim gelenekleri, yenilikleri ve devrim niteliğindeki sürpriz ve şaşırtıcı buluşları ile sıra dışı oyuncu ve teknik adamlarıyla, “güzel oyun” vardı yeşil sahalarda... (Sevgili Dostum Tuğrul Akşar’ın “Endüstriyel Futbol” kitabından)
Reklamı Geç
KAPAT