BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bu köyde herkes kan davalı

Bu köyde herkes kan davalı

Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Meşebağlar köyünde, erkekler kurşunla ölüyor. Sadece 3 kişinin kan davası yok. Onlar da farklı illerden gelen öğretmenler!



YAZIDİZİSİ GÜNEYDOĞU’NUN ACI GERÇEĞİ: KAN DAVASI -3- > OSMAN SAĞIRLI - ADEM DEMİR MEDYANIN SUÇU BÜYÜK Eyüp Karakeçili birçok örnek veriyor. Hepsini yazmak imkânsız. Arazi paylaşımı, kız kaçırma veya siyasi tartışmalar sonucunda çıkan ve ölümle sonuçlanan kavgaların sürdürülmesinin tuhaf gerekçeleri de oluyor. Arazilerin tapu ve kadastro işlemlerinin uzun sürmesi sebebiyle çözümü kendileri bulmaya çalışıyor ve kan akıyor. Karakeçili sözlerini şöyle sürdürüyor: “Buradaki toplum ne kapitalizmin ne de feodalizmin değerlerini esas alıyor. Ayrıca ne de İslam’ın ölçülerini baz alarak hareket ediyor. Eğitim seviyesi düşük olduğu için medyanın kavgayı meşrulaştıran dizi filmleri insanları olumsuz etkiliyor. Durum şu; adamlar feodal ama tam olarak bu feodalizmin değerlerinden de kopmuyorlar. Yine aynı şekilde kapitalizmin değerleri hayatlarında var ama tam olarak uygulamıyorlar. Her işten yarım yarım olunca kendi öfkelerini kontrol altında tutacak merkezler oluşturamamış durumdalar. Kimse de üzerine düşeni gerektiği gibi yapmıyor.” Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı bir köye gidiyoruz. Daha yolda aracımıza aldığımız bir köylü bölgenin fotoğrafını çekiveriyor birkaç cümleyle: “Kan davalarını araştırmak için geldiyseniz Işkeftan köyü tam yeri. Burada normal ölüm ayıp sayılıyor. Herkes birbiriyle kanlı. Adam öldürmek bir sineği öldürmek kadar kolay.” Dehşete kapılıyor ve irkiliyoruz. Yaşlı köylünün olayı abarttığını düşünerek köyün yolunu tutuyoruz. Köye girmemizle birlikte ikinci bir şokla karşılaşıyoruz. Aracın camını açıp köy muhtarını sorduğumuz Ahmet Kaya adındaki bir çocuk, “Muhtar emmi tarlada çalışıyor. Siz niye geldiniz?” diye soruyor. Kan davalarını köylülerle konuşmak için geldiğimizi söylediğimizde 12 yaşındaki Ahmet, olağan bir şekilde “Üç ay önce amcamın bir kızı kaçırması sebebiyle babamı öldürdüler. 8 kardeş yetim kaldık” diyor. TÜRKİYE’NİN BİR PARÇASI Burası Hazro’ya 25 kilometre uzaklıktaki Meşebağlar Köyü. Kürtçe ismi Işkeftan. Mağaralar Köyü demek. Daha çok Kürtçe ismiyle biliniyor. Zaten çok kötü bir şöhreti var. Burada ihtiyarlık ve hastalık gibi sebeplerden ölümler ayıplanıyor. Çünkü köyün tüm erkekleri yıllardır süren kan davalarından ötürü kurşunlara hedef olup ölmüşler. Yani köyde kan davaları bir gelenek haline getirilmiş durumda adeta. Bölgenin tamamını gezdik dolaştık. Ama burası gibi insanı tedirgin eden bir köy görmedik. Havası ve görüntüsü bile ürkütüyor. Köyün yolları yok. Köyde dolaşmak için daracık patikalardan geçmek gerekiyor. Her evin etrafında tamamı taştan örülmüş duvarlar var. Duvarların üzeriyse dikenli çalılarla kapatılmış. Dışarıdan gelen insanlara adeta “yaklaşmayın” mesajı veriliyor. Sanki Türkiye’nin bir parçası değilmiş gibi. Yaşamdan izole edilmiş bir belde burası. GENÇLER İŞSİZ GÜÇSÜZ Meşebağlar pek yüksek olmayan bir tepenin eteğine kurulmuş bir köy. Geniş ve sulak arazileri de yok. Halk büyük oranda hayvancılık ve çiftçilikle uğraşıyor. Fakirlik ve yoksulluk diz boyu. Köyün nüfusu 700’ü aşkın. Son 70 yılda 100’den fazla kişi kan davası nedeniyle öldürüldü. Çıkan kavgalardan ötürü de 500’den fazla insan ise göç etmiş. Kan davaları “kötü bir miras” olarak devam ediyor. Köyde karşılaştığımız herkes silahlıydı. Silah kullanmayanlar ise parmakla gösteriliyor. Ramazan Güler adındaki bir vatandaşın hayatında hiç silah kullanmadığını gençlerden birisi örnek gösteriyor. Ama kavgaya karışmayanın da neredeyse olmadığını belirtiyor. Erkan Gören isimli genç, köyde yaşları 15 ile 25 civarında olan 100’e yakın genç olduğunu ve tamamının işsiz güçsüz olduğunu vurguluyor. Gören, “Babam Kıbrıs gazisi. 70 yaşında olmasına rağmen koca bir silahla dolaşıyor. Hayvan otlatma nedeniyle yaşanan bir tartışmalar bile aniden kan davasına dönüşebiliyor” diyor. YILDA ÜÇ KİŞİ ÖLDÜRÜLÜYOR Köyde bakkal işleten Ömer Gören ise “Cehaletten dolayı meydana gelen kan davalarından binlerce kişi mağdur oldu. Kan davalarından sadece bir aile değil, onların tüm yakın akrabaları da zarar görür. Hiçbirimiz kan davası istemiyoruz. Ama yine de cinayetler işleniyor” şeklinde konuşuyor. Herkes geçmişte yaşanan olaylardan örnekler veriyor. Kız kaçırma, hayvanların tarlaya girmesi veya yan bakma gibi nedenlerle insanların nasıl öldürüldüğüne ilişkin anılar anlatılıyor. Ancak bu olayın nasıl bitirileceğine ilişkin ise kimse bir şey diyemiyor. Geçmişte çok kişinin gelip gittiğini sorunun bitmesi için çaba gösterildiği ama netice alınmadığını belirtiyorlar. İsmini vermek istemeyen bir köylü ise, “yılda en az üç kişi öldürülüyor. Bu bizim kaderimiz” diyor. LİSE MEZUNU TEK KİŞİ BİLE YOK Köyün en büyük sorunu ise eğitim. Meşebağlar’ın tarihinde üniversite bitiren bir tek kişi bile yok. Devlet memuru olmuş bir kişi de bulunmuyor. Aslında köyde kanlısı bulunmayan üç kişi var denilse hiç de abartı sayılmaz. Bunlar da köyün öğretmenleri. Üstelik her biri bir başka yerden gelmişler. Öğretmenlerden Ekrem Demirel, İstanbul’dan oraya gitmiş bir eğitimci. Okulda 130 öğrencinin bulunduğunu söylüyor. Ancak sekiz yıllık eğitimin ilk beş yılını bitiren okula son veriyor. İlköğretim diploması alan çok az. Çocuklar 5’i bitirdikten sonra dağda kırda bayırda havyan otlatıyorlar. Ekrem Demirel, “Bu koca köyde liseye kayıt yapan tek çocuk var. Şimdiye kadar liseyi bitiren olmamış. Dolayısıyla buradaki çocukların model olarak alacakları kişiler yok” diyor. GÖÇ EDENİN EVİ YIKILIYOR Kin ve öfkede sınır tanınmadığını ortaya koyan çok emare var. Köyü terk edenlerin evleri yıkılıyor, mallarına el konuluyor. Köyde dolaşırken gördüğümüz yıkık evlerin, göç edenlere ait olduğunu söylüyorlar köylüler. Yani barışın kapısını baştan kapatıyorlar. Gidenlerin bir gün döneceğine asla ihtimal vermiyorlar. Zaten gitmek de pek kurtuluş olmuyor. Adana’ya, Mersin’e İstanbul’a göç eden aileler var. Fakat kanlıları onları bulup yine cinayet işliyorlar. Bunun en bariz örneği 2008’de Adana Tarsus’taki kahvenin taranarak 5 kişinin öldürülmesi olayında yaşandı. Sorunun çözümü için çabalar yok değil. Başta kamu görevlileri olmak üzere pek çok kişi bu köydeki kan davalarını bitirmek için girişimde bulunmuş ama sonuç alınmamış. Dolayısıyla sorunun nedenlerine sosyologlar el atmalı araştırmalı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen öğretmenler, kan davaları içinde eğitim vermeye çalışıyor. Arkadaşımız Adem Demir, Meşebağlar’da yaşanan olaylar hakkında köy halkından önemli bilgiler aldı. Eyüp Karakeçili BİR GÜNDE AYNI EVDE ÜÇ CENAZE Diyarbakır gibi yoğun kan davalarının yaşandığı kentlerden biri de Şanlıurfa. Buradaki kan davalarının türlü türlü sebebi var. Daha önce sıklıkla aşiretler arasında yaşanıyordu. En meşhur kan davaları da Bucaklar-Kırvarlar, Karakeçiler-İzollar arasında yaşandı. Aşiretler arasındaki kan davaları azalmış olsa da devam ediyor. Ancak şimdi daha çok aşiretlerin boyları arasında kan davaları yaşanıyor. Yani akrabalıkları bulunan aşiretlerin kan davalarında bir artış var. Örneğin Bucakların boyları olan Oymanlar ve Aceloğulları’nın mensupları geçtiğimiz aylarda çatıştılar. 5 kişi öldü onlarca kişi de yaralandı. Tabi bu boylar arasıdaki kan davalarının ilk sebebi arazi anlaşmazlıkları. Karakeçililer Aşiretinin mensubu Eyüp Karakeçili, artık aşiretin bir başka aşiretle değil daha çok iç bünyede kavgaların meydana geldiğini belirtiyor. Bunun sosyolojik boyutlarının irdelenmesi gerektiğini vurgulayan Eyüp Karakeçili, “Urfa’nın Mizar köyü Karakeçi aşiretinin merkezidir. Burada Sabri Karakeçili ile kardeşleri arasında arazi kavgası çıktı. Sabri kardeşlerini vurdu. Sonra Sabri ile yeğenleri arasında çatışma çıktı. Bu olayın çok dramatik tarafları da var. Sabri’nin bir oğlunun öldürüldüğü haberi gelince genç bir kızı intihar etti. İntihar eden kızın ablası gidip kardeşinin öldüğünü görünce o da aynı silahla o da kendisini vuruyor. Bir günde aynı evde üç cenaze kalktı. Bu olayda 2006 yılında yaşandı. Bu olay Karakeçililerin kendi içindeki kan davasının sonucuydu. Bu kan davası hâlâ devam ediyor. Uyuşmazlık devam ediyor. Şu anda Sabri ve çocukları karşı tarafa kayıp verdirmenin fırsatını arıyorlar” diye konuşuyor. HER AN TETİKTE Köyde, genci yaşlısı hiçkimsenin can güvenliği bulunmuyor. Hal böyle olunca da gezmek için dışarı çıkanından çocukları okula götüren gencine kadar herkes silah taşımak zorunda kalıyor. YARIN: SÜRGÜN ÇİLESİ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT