BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Padişahların aile hayatlarını diline dolayanların maksadı!

Padişahların aile hayatlarını diline dolayanların maksadı!

Son iki senedir birçok sinema ve TV yapımlarında padişahların özel hayatları en ince teferruatlarına kadar ortaya dökülüyor. Bunları yapanlar, tarihî gerçekleri anlatıyormuş gibi yapıp; aslında içlerindeki kendi heves ve zararlı alışkanlıklarını ortaya döküyorlar.



Son iki senedir birçok sinema ve TV yapımlarında padişahların özel hayatları en ince teferruatlarına kadar ortaya dökülüyor. Bunları yapanlar, tarihî gerçekleri anlatıyormuş gibi yapıp; aslında içlerindeki kendi heves ve zararlı alışkanlıklarını ortaya döküyorlar. Bu yapımların tarih danışmanlarına da hayret ediyorum. Tarihî gerçekler yerine, bar sahneleri kötü niyetlilerle seyirciye sunuluyor. Seçimlere yakın başlayan bu furyada, bana göre halkın bazı duygularını tahkir ve de dolayısıyla tahrik etmeye çalıştılar. Kimse aldırmadı. Şimdi de bu dizileri; kostüm, yüzük vesair aksesuarların ticaretine dönüştürdüklerini görüyoruz. Ama o da tutmadı. Şimdi de sanki çok gizli belgelere ulaşmışlar gibi, padişahların aşk mektupları şamatasıyla ortada mailler dolaşmaya başladı... Bugün yaşantısı en uç negatif noktalara ulaşmış bazı kimselerin, bazı eğlence yerlerindeki resimlerini yayınlamaya kalksalar, kişilerin özel hayatı dokunulmazdır diye feryat ederler. Padişahların nikâhlı eşine yazdığı mektuplar kişiye özel değil mi? Tabii ki öyle. Bunlar arşive intikal edince, muhatapları da ölmüşse, bunları faş etme hakkını nereden alıyorlar! Kanuni 46 senelik padişahlığında 13 sefer-i hümayunda 11 buçuk sene gün sayısıyla fiilen seferlerde bulundu. Yani bu kadar süre, evinden ocağından ayrı, ömrü dağlarda geçti. Bu kimseye bizim ancak ve ancak vefa borcumuz olabilir. Tabii becerebilirsek ruhuna bir Fatiha okuruz. Bu mektupları Topkapı Sarayı arşivinden bulduğunu söyleyenlerin, kendi nişanlısına, hanımına, kızına, oğluna veya arkadaşına yazdıkları mektubu, biri ele geçirip yayınlasa yer yerinden oynar... Bir hukuk profesörü kısas cezasının vahşice olduğunu ulu orta söylermiş. Bir gün yeni aldığı aracının teybini çalmaya çalışan hırsız, aracın kapısını kötü bir şekilde kanırtıp bozar. Aynı adam bu hırsız için şöyle haykırır: “Bu haini bulacaksın. Derisini yüzüp, tuz ve biber doldurup bağırta bağırta öldüreceksin!..” Arkadaşı bir Prof. “Hocam hani kısas vahşiceydi. Sen şimdi hırsıza işkenceli ölümü reva görüyorsun” deyince, “Yahu arabayı taksitle yeni almıştım” diye sızlanır... Güzel vatanımızı bize miras bırakanları lütfen rahmetle analım. Onu da yapamıyorsak susalım. Ölen insanın arkasından gıybete varan konuşmalar, konuşanlara şeref vermez. Ama o zaman iş işten geçmiş olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT