BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Korku değil heyecan işte!..”

“Korku değil heyecan işte!..”

Şerif bey gözlüklerinin camlarını parlattıktan sonra usulca yerleştirdi yüzüne. Muazzez hanım pencerenin kenarında dışarıya bakıyordu. Telaşla bağırdı: - Lacivert bir araba değil mi, geldi bir tane... İclal, geldi galiba arkadaşın...



Şerif bey gözlüklerinin camlarını parlattıktan sonra usulca yerleştirdi yüzüne. Muazzez hanım pencerenin kenarında dışarıya bakıyordu. Telaşla bağırdı: - Lacivert bir araba değil mi, geldi bir tane... İclal, geldi galiba arkadaşın... Şerif bey güldü karısının heyecanına: - Sana ne oluyor yahu? Sanki sen gideceksin gezmeye... Bu ne telaş? Kadın öfkeyle baktı kocasına: - Aman Şerif, dalga geçmesen olmaz, tabii heyecanlıyım, neden olmayayım ki... İclal, anne ve babasının bu tür atışmalarına alışıktı, bütün bunların hepsinin karşılıklı, kırmayan tatlı bir ironi ile dolu olduğunu bilirdi. Hemen annesinin yanına koşup camdan dışarı baktı: - Evet, Oktay’ın arabası bu, gelmiş... Çok hoş gri mavi bir elbise giymişti. Pastel renklerin kendisine çok yakıştığını herkes söylerdi. Saçlarını önce tepesinde toplamış, uçlarını salıvermişti. Boynunda siyah bir fular bağlıydı. Bütün süsü elbisesinin yakasındaki küçük broştu. Kapı çalındığı zaman evin içinde Muazzez hanımın koşuşması sürüyordu. İclal açtı kapıyı, kibarca gülümsedi. - Hoş geldin. Çok dakiksin. Çekinerek girdi Oktay. İlk defa genç kızın babası ve annesiyle karşılaşıyordu. Onların her ikisi de salonda, kapıya yakın bir yerde ayakta duruyorlardı. Kendinden emin olmaya gayret ederek ilerledi. Gülümsedi. Yüreği aslında fırlayıp gidecek gibi çarpıyordu. - İyi akşamlar efendim... Şerif bey gülümseyerek uzattı elini: - Hoş geldiniz oğlum, buyurun, ben İclal’in babasıyım. Aynı şekilde Muazzez hanımla da tanışıldı. Birkaç dakikalığına salona geçtiler. Oktay oldukça heyecanlı olduğu için dudakları kuruyor, terliyordu. İclal onun içinde bulunduğu durumu çok iyi anlıyor, genç adamın düştüğü duruma için için gülüyordu. Birkaç havadan sudan sohbetten sonra delikanlıyı içinde bulunduğu cendereden kurtarmanın zamanının geldiğine inanarak atıldı: - Haydi Oktay, gidelim, ağabeyimler gelmiştir... Minnetle baktı genç adam kıza. Ayağa kalkıp izin istedi. Vedalaşma faslı bittikten sonra kibarca yol verdi İclal’e, çıktılar. Yalnız kalır kalmaz haykırmamak için zor tutuyordu kendisini: - Oh... Ne kadar zormuş be! Küçük bir kahkaha attı kız: - Hah, hah, hah... neden? Bu kadar mı korktun ailemden? - Ne bileyim ben, korku değil, heyecan işte... Çok zormuş. Şimdi bir tane daha yaşayacağız. Haydi bakalım. Nereye gidiyoruz? İclal arabaya bindikten sonra kemerini bağladı dikkatle ve cevap verdi: - Boğaza, Aşiyan’a...Korulukta bir restoran varmış. Koruluğa girince tabelasını görürsünüz dedi ağabeyim. Kontağı çevirdi genç adam, hareket ettiler. Yan gözle genç kıza baktı: - Çok şık ve güzel olmuşsun... Mahcup bir şekilde başını eğdi İclal: - Teşekkür ederim. Sen de çok şıksın... Annen baban ne yapıyor. Gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi delikanlı: - İyiler, sevgiyle öpüyorlar seni... Yarım saat sonra Aşiyan koruluğundan girmişlerdi. Karşılarında eski sarayları andıran ama restore edilmiş muhteşem görünüşlü, üç katlı ahşap bir restoran gördüler. Kapıda resmi kıyafetli bir teşrifatçı gülerek karşılıyordu gelenleri. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91445
    % -1.5
  • 5.4513
    % -0.73
  • 6.1428
    % -1.25
  • 7.0355
    % -0.45
  • 211.13
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT