BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emrullah Efendi Federasyonu!..

Emrullah Efendi Federasyonu!..

Benim, bir “spor insanı” olarak, “bundan böyle” başkan Mehmet Aydınlar başkanlığındaki bu federasyona güvenmem mümkün değildir; benim için bu Federasyon, hem de kurulları ile bitmiştir!.. Neden bitmiştir; “Kozmik Odası’nı bile koruyamadığı” için bitmiştir!..



Benim, bir “spor insanı” olarak, “bundan böyle” başkan Mehmet Aydınlar başkanlığındaki bu federasyona güvenmem mümkün değildir; benim için bu Federasyon, hem de kurulları ile bitmiştir!.. Neden bitmiştir; “Kozmik Odası’nı bile koruyamadığı” için bitmiştir!.. Neden bitmiştir; “Zaman kazanma rotasına uygun olarak açıklanan” ve “dağın fare doğuracağı” daha önceden de “sızarak, sızdırılarak” belli edilmiş olan tarihi (!) kararın, “Federasyon heyeti tarafından görüşülerek, konuşularak, tartışılarak, deliller görülerek, kanaat beyan edilerek alındığını göstermek için” yapılan “2 saatlik göstermelik toplantı” kandırmacasına başvurduğu için bitmiştir Neden bitmiştir; Etik Kurulu Talimatı’nın 5’inci Maddesi’nin 3’üncü bendi, açık açık “Başvuru konusuyla ilgili yeterli bilgi ve belge içermeyen başvuruların esas bakımından incelenmesi için Etik Kurulu’na sevki yapılamaz” dediği hâlde, Etik Kurulu’nun “görüş beyan etmesini” ve de Futbol Federasyonu’nun da “karar vermesini” önleyen gerekçenin “yeterli bilgi ve belge olmadığı” şeklinde açıklanması ile bitmiştir. Zira, bu federasyon, Başkan’ının “Benim bakmam etik değildir” dediği “karara esas teşkil edecek” savcılık dosyalarını, incelenmeden, eksiğini, gediğini tamamlamadan başvurusuna ekleyerek, talimatın bu açık hükmüne rağmen, neden “hemen” Etik Kurulu’na göndermiş ve de Etik Kurulu da “yetersiz olan” bu başvuruyu kabul etmiştir?.. Bu, tam bir “zaman kazanma” senaryosu değil midir ve bu senaryo “gereği yapılıyor” gibi gösterilerek, Federasyona “savcılık iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilmesine kadar geçecek olan bir zamanı kazandırmamış” mıdır?.. Şu ana kadar “usûlü” yazdım; “esas” ise daha da feci; Etik Kurulu’nun da, Federasyon’un da görüş ve kararlarının temelini teşkil eden “Savcılık dosyalarında karar için yeterli bilgi, belge, delil yoktur, savunmalar alınmamıştır” gerekçesini, Federasyon “şahısları tedbirli ve tedbirsiz olarak Disiplin Kurulu’na göndermek” ile yerle bir etmiştir. “Tedbir” ne demektir; Disiplin Talimatı’nın 81’inci Maddesi’nde açık açık yazıyor; “Tedbir, kuvvetli şüphelerin bulunması ve de disiplin cezasının derhal uygulanamaması durumunda amaçlanan sonuçlara ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda konur” diyor o madde; peki “yeterli bilgi-belge-delil olmadan, savunma almadan” bu tedbiri “nasıl” koyuyorsun?.. Eğer “haklı olarak koydu” isen, yani “kuvvetli şüpheler var” ise, neden “o kişilerin temsil ettiği kuruluşlar için” de, “nihai kararı veremiyorsan” bile “tedbir koymuyorsun”; bu nasıl bir çelişkidir, söyler misiniz bana?.. Bir soru daha soracağım; gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı, manşetlere oturdu; “tutuklu” Şekip Mosturoğlu’nun, “Aydınlar Federasyonu’nun seçildiği” genel kuruldan sonra, “gazeteci” Tahir Kum’a telefonunda “Tahkim Kurulu 6-1, Disiplin Kurulu 4-3 bizde” dediği, “dinlemelere takılmıştı”, bugüne kadar da tekzip edilmedi; şimdi söyler misiniz, “bu” Federasyon’un kurullarına nasıl güveneceğiz?.. “Daha sonra şike ve teşvik primi kesinleşirse ne olacak” sorusuna “Onu Kulüpler ve UEFA düşünsün, bize ne” anlamına gelen bir cevap veren, verebilen bir Federasyon Başkanı ile karşı karşıyayız!.. Bu “kararsızlık kararı” ile başlayacak olan liglerde, özellikle “deplasmana gidilecek şehir ve statlarda nelerin olabileceğini düşünemeyen”, dahası “düşünmek istemeyen” ve çıkacak olayların sorumluluğunu “polise ciro eden” bir federasyonla karşı karşıyayız!.. Pazartesi günü açıklanan tarihi (!) “kararsızlık” kararına kadar uzanan süreç gösterdi ki, Aydınlar Federasyonu, “içe dönük” olarak, tam da İkinci Meşrutiyet döneminde iki defa Osmanlı’ya Maarif Nazırlığı yapan ve “Şu mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim” diyen Emrullah Efendi rolünü oynamak için kurulmuş!.. Özetlersek, “sorumluluğunu” durmadan “savcıya, iddianameye, iddianameyi kabul edecek mahkemeye, Etik Kurulu’na, sonra gene savcı iddianamesine ve mahkemeye ciro eden” ve de “dışa dönük” olarak da, “kafasını kuma gömdüğünde başkaları tarafından görülmediğini” zanneden ‘Devekuşu’nu örnek alan bir federasyon ile karşı karşıyayız; işimiz zor, hem de çok zor!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT