BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eşya’ya köle olmak...

Eşya’ya köle olmak...

Çevremizdekiler hizmetimiz için yaratıldı, bizden sadece kul olmamız istendi. Peki ya hizmetimiz için yaratılmış nesnelerin hizmetkârı olursak... Rabbimizi unutursak?



Biliyor musunuz bizi kampanyalar mahvetti, yeni bir bilgisayara pek de ihtiyacımız yoktu aslında... Ama 12 taksit olunca... Ver kredi kartını çeksinler, sanki bedava... Metropolde yaşayan birine 60 beygirlik bir vasıta yeter de artar, biz beş mislini öder yarış pistlerinde kullanılanlardan alırız oysa. Diğerleri de trafikte dura kalka gider, bu da... Hayatı boyunca araziye çıkmamış teyzeler bilirim altlarında pentagonun kullandığı sahra jipleri. Boyalarında çizik bile bulamazsınız, toprağa basmamış, çalıya değmemiştir daha. Otobüse binersin bütün kulaklarda kablo, kafalar sallanmakta, ayaklar ritm tutmakta... Hane halkı akşam yemeğinde bir araya gelebildiyse ne âlâ, birazdan baba eline kumandayı alıp kanepeye kaykılacak, anne moda dergilerine dalacak. Oğlanla kız laptoplarını alıp odalarına kapanacaklar. Sohbet muhabbet arama... Herkes kendi dünyasında... Çekmecelerimiz telefon mezarlığı... Hayır çalışıyorlar, sadece modelleri geçti o kadar. Taksan pilini çalışır. Ha, “vaooov” dedirtemez o başka... Tişörtlerimiz marka, blucinlerimiz marka, ayakkabılarımız marka... Ama markasız bir ürün varmış, eli yüzü düzgünmüş, %100 pamuk, ya da hakiki deriymiş... Hem onda bir fiyatına. Dalga mı geçiyon baba, gülerler adama... NE DERLER SONRA Kadınların derdi evi... 12 kişilik yemek masası, bir de vitrin yanı başına... Masanın üzerine el işi örtü lazım, vazo lazım. Tavana kristal avize, tabana pahalı halı lazım. Eh karşısına da münasip bir oturma takımı... Dolap boş duracak değil, fincan lazım, kâse lazım, dantel lazım. Birkaç mermer sehpa üç beş zigon, bir de fiskos lazım... Perde, tül, farba lazım, duvara guguklu saat asmasan, tablo çakmasan olmaz, saksı saksı altı çiçeklik lazım. Ev değil züccaciye dükkânı... Çocuklar otursun yerine! Koşmasınlar! Mutfaklarda takım takım tencereler, çelikler, çinkolar, seramik kaplılar, teflonlar, düdüklüler, düdüksüzler. Doğrayıcılar, suyunu sıkıcılar, karıştırıcılar, hamur yoğurucular, ekmek yapıcılar, bulaşık yıkayıcılar, dondurucular, daha derin dondurucular. İyi de biz hazır paket istemiyor muyuz kebapçıdan. TOK AÇIN HALİNDEN Aksırıncaya tıksırıncaya kadar yensin diye alınan nevale. Çöplerde kurumuş kurabiyeler, sararmış pilavlar, sadece ucundan koparılmış somunlar. Çöp evin, çöp mutfağı... Bunlarla Doğu Afrika’da kabile doyar. Desinler diye rafa dizilen kitaplar, mecmualar... Müzik setleri, DVD oynatıcılar, bilmem kaç wattlık kolonlar... Oğlanın odasında bisikletler, patenler, kaykaylar, basket topları, yaylar, dambıllar. Kızın odasında barby bebekler, makyaj takımları, koşu bandları. En görkemli yatak odası, en büyük gardrob, ütü masası, yedek petek, kıvrılıp duvara dayanmış halılar... Eşya, eşya, eşya... Yıkılasıya... Bunları mezara götürecek halimiz yok. Eninde sonunda ayrılacağız. Kölelik eskiden ayağı bukağılı gariplerin derdiymiş, şimdi özgürleştiğini zannedenlerin. Reklama köleyiz. Gösterişe köle, şehvete köle... Desinler diye de alıyoruz, demesinler diye de. Baksınlar diye, imrensinler diye, “çatlasınlar” diye. Yeni bir telefon, daha hızlı bir bilgisayar, daha güçlü bir otomobil, pikseli yüksek bir kamera... Gerçekten ihtiyacımız varsa ne âlâ, Ah bazı şeylere de “bu bana lâzım değil” diyebilsek. Mesjid-i Jama (Cuma Camisi) akşam ve teravih vakti hınca hınç doluyor. BURASI PAKİSTAN Teravih sahura kadar sürüyor Pakistan’da istisnasız bütün cami ve mescitlerde teravih namazı hatimle kılınıyor. Camilerin genelinde Ramazan’ın 15. gününe kadar Kur’an-ı kerim bir defa hatmediliyor, Ramazan’ın 27. gecesi olan Kadir gecesine kadar bir defa daha hatmediliyor. Kadir gecesinden sonraki üç ya da dört günde bir hatim daha yapılıyor. 20 rekat kılınan teravih namazlarında Kur’an’ın her gün üçte ya da dörtte birinin okunması sebebiyle bu günlerde kılınan teravih namazları sahur vaktine kadar uzuyor. Bazı camilerde ayetler konularına göre ayrılarak teravih kılınırken, bir rekat namazın bir saat kadar sürdüğü oluyor. Bazı camilerde ise ramazanın son gecesinde Kur’an-ı kerimin tamamı okunduğu için teravih sabah namazına kadar sürüyor. Ramazan ayının son 10 gününde camilerde yoğunluk dikkati çekiyor ve mabetlerin iç kısımlarında perdelerle ayrılmış bölümler göze çarpıyor. Bu bölmelerde, itikaf ibadeti için ramazanın son günlerini geceli gündüzlü camide geçirmeye niyetlenmiş insanlar bulunuyor. Patlıcanlı Orta Hazırlanışı: Kasaptan aldığınız kaburgayı iri parçalar halinde doğrayın. Bir tencerede sadece kaburganın yağı ile iyice kavurun. Üzerine bir su bardağı sıcak su dökün. Bunu kısık ateşte bir saat kadar pişirin. Diğer taraftan patlıcanları alacalı olarak soyup dilimleyin. Bir müddet tuzlu suda bekletin. Domates ve soğanları da kalın dilimler halinde, sivri biberleri ise ufak ufak doğrayın. Patlıcanları tuzlu sudan suyunu sıkarak çıkarın. Tüm bu karışımı pişmekte olan etlerin üzerine dökün. Kesinlikle yeniden su ilave etmeden kısık ateşte yavaş yavaş pişirin. Yemek piştikten sonra tencereyi ters çevirerek büyük bir servis tabağına alın, servis edin. Malzemeler > 1.5 kilo kuzu kaburga > 1 kilo patlıcan > 4 adet orta boy domates > 2 adet soğan > 3-4 adet sivri biber > Yeteri kadar tuz, karabiber Domates Çorbası, Patlıcanlı Orta, Pilav, Ayran, Kalburabastı Kapıları kapatmak gerekmez “...yankesicilik, dolandırıcılık, anahtar uydurma, kırıcılıkla çalma, pencereden girme vesair suretle yapılan hırsızlıklara gelince, işte o gibi vakalar son derece nadirdir. Bu muazzam payitahtta dükkâncı herkesçe malum olan namaz saatlerinde dükkanını açık bırakıp gittiği ve geceleri evlerin kapıları alelâde bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vak’ası bile olmaz. Ahâlisi sırf Hıristiyanlardan mürekkep olan Galata ve Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinâyet vak’alarının duyulmadığı gün yoktur. Bütün bunlar Londra kiliselerinin kürsülerinden Hıristiyanlara ilân edilmelidir; içlerinden bazıları rüyâ gördüklerini zannedeceklerdir: Artık uykudan uyansınlar!” A. Ubicini “La Turquie Actuelle” isimli eserinden... KIYAS-I GAYRİ KABİL Peygamber efendimizin biricik kızı Fatıma’nın (radıyallahü anha) çeyizi bir divan, üç minder, bir yastık, bir örtü, bir havlu, bir pösteki ve bir seccadeden ibaretti. Mutfakta bir el değirmeni, bir elek, bir su tulumu, testi, bardak vardı, bir de sofra... Fatıma Validemizin çeyizi, Hazret-i Ali’nin evine indirilirken Server-i alem ‘Sallallahü aleyhi ve sellem) dua buyurdular: Ya Rabbi Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle! Her güne bir dua Uyumadan önce okunacak duâlar Yatağına E’ûzü ve besmele okuyarak girmeli. Sağ yan üzerine kıbleye karşı yatmalı. Sağ avucunu sağ yanağın altına koymalı. E’ûzü besmele ile bir Âyet-el-kürsî okumalı. Sonra her biri için besmele okuyarak, üç İhlâs, sonra bir Fâtiha, sonra birer defa iki Kul e’ûzüyü okumalı. Sonra üç def’a Estağfirullahel’azîm ellezi lâ ilâhe illâ hu... okumalı Üçüncüsüne el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh, ilâve etmeli. “Tevekkeltü alellah. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” okumalı. “Allahümmagfirlî ve li-vâlideyye ve lil mü’minîne vel mü’minât” ve bir salevât-ı şerîfe ve bir “Allahümme rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn.” ve üç veyâ on veyâ kırk yâhut yetmiş kere istiğfâr ve bir kelime-i tevhîd okuyup, uyumalıdır. Yatarken Tebâreke ve Secde sûresini okumak da çok faydalıdır. MENKIBELER Bayrağı bırakmayan GERÇEK KAHRAMAN Mus’ab bin Umeyr, Uhud savaşına katılıp sancağı taşıdı, büyük gayret ve kahramanlıklar gösterdi. Bu savaşta, Sevgili Peygamberimizin yanından ayrılmayarak, saldıranlara karşı koyuyordu. İki zırh giyinmişti. Bu haliyle peygamberimize benziyordu. Müşrik ordusundan İbn-i Kami’a adında biri peygamberimize saldırırken, Mus’ab bin Umeyr onun karşısına çıktı. Bu müşrik, bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr’in sağ kolunu kesti. O da sancağı derhal sol eline aldı. İkinci bir darbeyle sol kolu da kesilince sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı. Bu haliyle kendini Peygamber Efendimize siper yapan Mus’ab bin Umeyr’in üzerine hücum eden İbni Kami’a, vücuduna bir mızrak sapladı ve Mus’ab bin Umeyr yere yıkılıp şehit oldu. Bundan sonra, sevgili peygamberimiz sancağı Hazret-i Ali’ye verdi. Mus’ab bin Umeyr, zırh giydiği zaman peygamberimize benzediği için, müşrikler onu şehid edince peygamberimizi öldürdüklerini zannetmişlerdi. Eshâb-ı kirâmdan Ubeyd bin Umeyr şöyle anlatır: Resûlullah Efendimiz Mus’ab bin Umeyr’i şehid olmuş görünce, başı ucuna dikilerek, Ahzap sûresinden: “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehid olmayı bekliyor. Onlar, verdikleri sözü asla değiştirmediler” meâlindeki âyet-i kerimeyi okudu ve sonra, şehidler için; “Allahın Resûlü de şahittir ki, siz kıyâmet günü Allah’ın huzurunda şehid olarak haşrolunacaksınız” buyurdu. Daha sonra yanındakilere dönüp, “Bunları ziyaret ediniz. Kendilerine selâm veriniz. Allahü teâlâya yemin ederim ki, kim bunlara bu dünyada selâm verirse, kıyâmette bu aziz şehidler kendilerine mukabil selâm vereceklerdir” buyurdu. Daha sonra şehidler defnedildi. Mus’ab bin Umeyr’e kefen olarak bir şey bulunamamıştı. Vücudu kaftanı ile ve ayak tarafı da otlarla örtülmek suretiyle defnedildi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT