BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği’nin kafası dağınık!..

Avrupa Birliği’nin kafası dağınık!..

AB’nin kafası şu sıralarda hayli dağınık.. Bizler de onu bilmem kaç adım arkasından takip ettiğimiz için olacak, zaman zaman bizim de kafamız karışıyor. Dağınıklığı dağıtmak, bildiklerimizi bir düzene koyabilmek için şöyle bir toparlamakta fayda var diye düşünüyorum.



AB’nin kafası şu sıralarda hayli dağınık.. Bizler de onu bilmem kaç adım arkasından takip ettiğimiz için olacak, zaman zaman bizim de kafamız karışıyor. Dağınıklığı dağıtmak, bildiklerimizi bir düzene koyabilmek için şöyle bir toparlamakta fayda var diye düşünüyorum. Avrupa Birliği giderek genişlemesine gelişiyor. Nereye kadar? Onu kimse bilemiyor! Tasarlanan haritanın sınırı bilinmiyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Şimdilik 15 üyesi var. Bunlardan yarısının altında tahtı, başlarında kimbilir kaç asırlık tacır var. AB hükümranlıkları giderek tek elde toplamak istediğine göre bu tahtları, murasa taçları hangi antikacı veya “eskici”ye satacak? Birlik tamamlandığında Dante’nin Cehennemi’nde olduğu gibi bütün bu Kralların ve diğer devlet başkanlarının kafaları kesilecek mi? Yerlerine kiminki konacak?!.. Üyelerden birinde Avusturya’da sağcı bir siyasi parti hükümete katıldı diye AB’de kıyametler kopuyor. Amsterdam anlaşmasının 7’nci maddesi uygulanmak isteniyor. Olmuyor. At atamıyorsun sat satamıyorsun.. Üyeleri kapı dışına koyabilecek bir yetki yok. Bu sefer aslında asil ve zarif bir kadın olan Avusturya Dışişleri Bakanı’na toplantılarda herkes sırtını çeviriyor. Bu da Avrupa’nın zarafetine yakışmadığı gibi hiçbir işe de yaramıyor. Adamları yeniden zorla Almanlar’ın kucağına atacaksınız. 1936’da Hitler’in yaptığını kısa yoldan başarmış olacaksınız!.. * * * AB’nin 15’leri yakın bir gelecekte 21, daha sonra da 28 olacak. Nüfusu 500 milyona yaklaşacak, adam başına GSMH ile birlikte işsizlik oranları ve diğer kriterler değişecek. Bu hali ile AB muazzam ve korkutucu bir görünüş içinde olacak!.. Hepsi iyi hoş da 28 değişik renkli taşlardan ve çeşitli dini inançlardan oluşacak bu mozaik Avrupa Birliği, nasıl ve kimler tarafından yönetilecek? Kendi başına buyruk bir hal ile yönetildi diyelim, ele güne, dosta düşmana karşı kim ve nasıl savunacak? Ortada kağıt üzerinde bir “Ortak Savunma Kimliği” var bu kimliği kimler taşıyacak? ABD-Türkiye-Norveç, katılamayacakları kararları kimlere, hangi ordu ile uygulayacak? Güldürmeyin koskoca tarihi ve muhtemel AB düşmanlarını!.. Bir tesadüf diyelim, şu günlerde AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Verhaugen ile NATO Genel Sekreteri Robertson ve Konsey Dönem Başkanı Portekiz’in cep telefonu ve nezaketi ile Türkiye’de bir anda ün yapmış olan Dışişleri Bakanı konuklarımızdır. İnşallah kulakları çınlamıştır. Bu ortak dış politika ve savunma katarının kaptanlığına eski NATO Genel Sekreteri Solana getirildi. Akıllı ve tilkiden kurnaz da olsa, yakıt olmadan ne yapacak? AB’nin siyasette kişisel şöhret arayan, kısa etekli kadın Dışişleri Bakanları son günlerde selamsız sabahsız Türkiye’ye gelip, resmi makamlardan hiçbirinin kapısını çalmadan doğruca Güneydoğu illerimize gider ve sonra da ahkam keser oldular. Eskiden böyle mi olurdu? Bunların “Davetli” olduklarına da inanmıyorum. İsmail Cem müsellem nezaketinden öyle söylüyor olmalı.. Yoksa bunun ayrı bir protokolü ve teamülü vardır. Olmasa da diplomatik ilişkilerde “Nezaket-Mücamele” denilen bir kural vardır ki öğrenmek ve uygulamak için ne diplomat ne de Bakan olmaya gerek yoktur! Bilmeyenin de öğrenmesi gerekir!.. AB genişleyecek genişlemesine de “Derinleşmesi” ne olacak? Bu herşeyden önce AB Birleşik Devletlerini, -yönetim şekli ne olursa olsun- kimler ve nasıl yönetecek? Sorusunun cevabına bağlıdır. Bu henüz belli değildir. Kimselerin oralarını karıştırmaya niyeti ve cesareti de yoktur. Biz hatırlatmaya çalışalım... * * * Bilindiği gibi, AB’nin, başlıca 3 organından birincisi ve en önemlisi Konsey’dir. Dışişleri Bakanları ve “Zirve”lerde ise Başkan ve/veya Başbakan düzeyinde toplanır. Karar organıdır. İkincisi AB Komisyonu’dur. Hem “teklif” hem de “icra” organıdır. Üçüncüsü, son zamanlarda sürekli olarak sağına soluna taşarak “De Facto” bir önem kazanmaya gayret eden Avrupa Parlamentosu’dur. Demokratik Kontrol Organı olarak tanımlanır. Başlangıçta yetkisi sadece bütçe konusu ile sınırlı idi. Giderek bu yetkilerini “De Facto” olarak da olsa artırmaya devam ediyor. Nitekim şimdikinden bir önceki Komisyonu mali ve idari nedenler yüzünden tümü ile istifaya mecbur edebilmişti. * * * Aslına bakarsanız bu ziyadesi ile karışık ve giderek daha da karışacak bir sistem oluşturmakla beraber İtalyan R. Prodi gibi ülkesindeki siyasi şansını ihmal ettirebilecek kadar cazip imkan ve özellikleri saklayan bir kuruluştur. Maaş ve tahsisat kendi ülkelerindeki ile kıyas kabul etmeyecek kadar yüksektir. Avrupa Parlamentosu ayda sadece bir hafta Strasbourg’ta toplanır. Başka yerlerde ve özellik Brüksel’de toplanması da mümkündür. Çalışma haftası sonlarına doğru sıralar iyiden iyiye tenhalaşır. Büyük katılım sağlayamayacak nitelikteki karar ve tavsiyeler ve özellikle Türkiye aleyhinde olanlar ne hikmet ise hep böyle zamanlarda ve nizami nisap bulunmadığı günlerde alınır. Kimse bunun üzerinde durmaz.. Bir gözlemci tutmuş bunları teker teker saymış, sayıları beş yüzü geçmiş!. Rastgele diyelim!.. * * * AB genişlemesine genişleyecek ama “derinleşmesi” şimdilik bürokrat ve teknokratlara bırakılmış. Onlar da marifetlerini ve metotlarını daha ziyade “Aday ülkeler” üzerinde denemeye çalışıyorlar. Önümüzdeki Nisan’da tam bizde Cumhurbaşkanı seçimleri yapılacağı sırada üç yıldır yapılmayan Ortaklık Konseyi Lüksemburg’ta toplanacakmış.. Ortaklık Konseyi benim bildiğim kadarı ile 1963 Ortaklık Anlaşması’nın öngördüğü bir organdır. Artık ortaklıktan çıktık, aday olduk. Ortaklığın nihai hedefini oluşturan “Gümrük Birliği”ni yaptık. Bütün vecibelerimizi yerine getirdik. Şimdi sıra onlarda. Aynı anlaşma ile öngörülen özellikle mali vecibelerini yerine hemen getirmelidirler!. Birkaç ay sonra Başkanlığı alacak olan Fransızlar’a seslenmek istiyorum. Onlar “Descartes”in mantığını iyi bilirler!.. Kurban Bayramınızı içtenlikle kutluyorum efendim.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT