BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hatadan korkmayın

Hatadan korkmayın

İş yönetimi otoriteleri, 21. yüzyılda ayakta kalan şirketlerin hata yapmaktan korkmayan şirketler olacağını söylüyor. Risk alan, hataları birer öğrenme fırsatı olarak gören, farklılıklara değer veren, yenilikçi şirketler yeni yüzyılın gözde şirketleri olacak.



Birkaç yıl önce kurulmuş olan bir şirket nasıl yüzyıla yaklaşan geçmişi olan şirketleri geride bırakabilir? İşte bu sorunun cevabını bize Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç vermekte: “Turkcell’in değerinin 12-15 milyar dolar olduğu söyleniyor. Koç Holding’in değeri 6-8 milyar dolar. 75 senelik müessese...” Rahmi bey bir bilgi şirketinin birkaç yılda nasıl bir değer kazandığını (Turkcell’in 15-25 milyar dolar arasında olduğunu tahmin edenler de var) gözler önüne seriyor. Buradan çıkaracağımız dersler var. Rahmi bey Capital dergisine verdiği röportajda şu görüşlere de yer vermekte: “... Mağlubiyete ya da yanlışlık yapılmasına tahammülü yoktu Vehbi beyin. Yanlışlık yapılmasın diye, çok dikkatli adım attığından, bazı işleri kaçırmışızdır. Vehbi beyin yaşı ilerledikçe, buna daha fazla ağırlık vermeye başladı. Çünkü, hayatında hep muvaffak olarak gelmiş bir kişi olarak, bu başarılı hayatını bir hata ile noktalamak istemezdi...” Rahmi bey çok açık ve net konuşmakta. İş dünyasında yavaş yürüyen geride kalıyor, duran düşüyor, koşan ancak ayakta kalabiliyor. Eskiden yöneticilerin en önemli sözü: “Aman ha çocuklar, hata yapmayın da, iş üretmeseniz de olur!..”du. Şimdiki yönetici liderler neredeyse hataları teşvik ediyor. Yeter ki, bu hatalardan ders alalım, sonuç çıkaralım. Yine biliyoruz ki, dünyaca ünlü 3M, yenilikçiliği ile dünyanın en önde gelen şirketi. Bu şirkette hatalar birer öğrenme fırsatı, yeni iş geliştirme aracı olarak kullanılıyor... Tabii ki, bir şirkette hataların hoş görülmesi o şirkette farklılıklara saygı gösterilmesi ve değer verilmesine bağlı. Yani farklılık aynı zamanda zenginlik olarak kabul edilmeli. Bütün iş; paradigmalarımızı (hayata bakış açımızı, zihniyetimizi, düşünce ve anlayışımızı) sorgulamakta. Bir kutunun içinde kendimizi hapsetmemekte. Geniş ufuklu düşünmekte. Olumsuz, sabit fikirli ve sabit alışkanlıklarla değil çerçevenin dışına çıkarak farklı bakabilmek ve düşünebilmekte. Kim hatalı yerine bu problemin çözümünün kime katkısı var? diyebilmekte. Kendi kendisi ile baş başa kalarak kendini sorgulayabilmekte. Ve sonunda kendi kişisel gelişimine yatırım yapmakta. Fakat bir vizyonu, hedefi çerçevesinde. İdeali (vizyonu) olamayan insan huzursuzdur. Hayatını bu vizyona göre şekillendiremeyen insanın bir sonuç alması da çok zordur. Öyle bir harala gürele içerisinde yaşıyoruz ki, düşünmeye fırsat kalmıyor. Yaptığımız işlerde amaçlar tanımlanmamış ve bütün takım üyelerince de tam olarak bilinmiyor ve paylaşılmıyor. Dolayısı ile kendi üzerimize düşen görevi yetki ve sorumluluğunu da bilmiyoruz. Haliyle açıklık, güven, fikir ve işbirliği de gerçekleşmiyor. Operasyon (iş üret de nasıl olursa olsun) ağırlıklı hemen işe koyuluyoruz. Hangi işi, hangi amaçla, kimlerle, hangi zamanda, hangi araç ve metotla nasıl ve ne şekilde yapılacağını konuşmadan, bilmeden işe koyuluyoruz. Dostlar alışverişte görsün. Bunun sonucunda yaptığımız işin farklılığını, stratejisini, verimliliğini, kalitesini, kârını düşünmek, planlamak ve konuşmak yerine kalıpçı davranış, tek tip düşünce ve yapıyı oturtmak istiyoruz. Bir kuruluş düşünün günlük yaşıyor. Kolay ve pratik yollarla günü kurtarıyor. Bilgiye ve insana değer verilmediği gibi yatırım da yapılmıyor. Dışa kapalı. Dışa derken sadece yurtdışı dünyaya değil karar vericilerin nihai müşteri ile de diyaloğu yok. Verimlilik, kârlılık, kalite, performans gibi bir problem de ortada gözükmüyor. Gelecek diye bir gündem maddesi olmadığı gibi vizyon derdi de hiç yok. Fakat gün kurtarılıyor. Hap yap, para kap. Taklit et, işi bitir. Fason çalış, boş durma. Gün bugündür. Bugünü yaşa... Sizce böyle bir şirketin geleceği olabilir mi? Değişimin en hızlı dönemini yaşadığı, eski iş yapma tarzının ciddi bir şekilde sorgulandığı, bu zamanda böyle bir şirket ne kadar daha ayakta kalabilir? Kimbilir? Fakat çok uzun olmasa gerek. Başarının sırrı gelip eğitime dayanıyor. Türkiye’de ilk 4 bankanın eğitime ayırdığı çalışan başına yılda ortalama 3 bin dolar ve 4 gün iken Garanti Bankasın’da çalışan başına yılda ortalama 33 bin dolar ve 14.4 gün. İşte Garanti Bankası’nın gösterdiği performansın arkasındaki sır. Bir şirkete giren eğer o şirkette söz hakkı olduğunu bilirse, kendisine inisiyatif tanınırsa motive olur. Bir de şirket kültürüne katkıda bulunma hakkı tanınması çalışanın kendisini tam olarak işe adamasını sağlar. Bölümler arasında duvarları olmayan, esnek, takım olarak katkı sağlayan, müşteriye odaklı biraz da eğlenen şirketler başarılı oluyor. Şirket kültürünü benimsemiş, katkı sağlamayı hedefleyen, dinamik ve verdiği hizmette en iyi kaliteyi aşma niyet, istek ve hevesine sahip olan insan kaliteli bir çalışan oluyor. KOBİ dalında en son kalite büyük ödülünü kazanan Askaynak Genel Müdürü İlkay Bayram: “Kalite yolculuğumuz çalışanlarımızın birbiriyle konuşabilmesi ile başladı” diyor. Zihin de paraşüt gibi açıldığında işe yaramakta. Bugün şirketler kabiliyetli değil ilkeli insanlar arıyor. Yani olgun, bilge kişilikli, kendini tanıyan ve kendini başkalarının yerine koyabilen insan. Çünkü herşeyin sonradan kazandırılması mümkün. Dürüstlük, doğruluk, samimiyet ve iyi ahlaklı olmanın dışında... Son olarak eğitimci Güray Sabit, artık İngiltere’de dil okullarında sadece doğrular işaretleniyor haberini verdi. Yani eskiden olduğu gibi hataların kırmızı ile işaretlenmesi yerine sadece doğru olanlar kırmızı ile işaretleniyor. Evet bu bayram, kafamızı ellerimizin iki arasına alarak düşünme zamanı... Nereye gidiyoruz? Neyi niçin yapıyoruz? Eski iş yapma alışkanlıklarımızdan nasıl kurtuluruz? Özümüzü bırakmadan ve değerlerimizden uzaklaşmadan değişim nasıl olur? Şeklen değil katkı sağlayan ve değer üreten bir değişim... Hatalardan ders alan. Olumlulardan hareket eden. Doğruların altını çizen bir değişim. İnsan Kaynakları Yönetimi Konferansı Management Centre Europe, 10-12 Nisan tarihlerinde 32. İnsan Kaynakları Yönetimi Konferansı’na imza atmaya hazırlanıyor. Fransa’nın Nice kentinde gerçekleştirilecek konferansta aralarında Charles Handy, Richard Scase gibi dünyaca ünlü 39 yönetim otoritesinin konuşmacı olarak yer alması bekleniyor. Tüm dünyada tepe yöneticileri ve insan kaynakları yöneticilerini biraraya getirme amacını taşıyan konferansta, insanların ofislerine döndüğünde uygulayabilecekleri yöntemler tartışılacak. Konferansta Türk yöneticiler kendilerini diğer ülke yöneticileriyle kıyaslama imkanı bulacaklar. İnsan Kaynakları Zirvesi 3 gün boyunca sürecek. KİTAP Köşesi Hayat, iş ve kendimizi yönetme tarzımız köklü bir değişim geçirmekte ve eski eğilimlerden çok farklı bir konuma doğru ilerlemektedir. Yirmi birinci yüzyılın trendlerini yakından kavramak ve yeni dünyanın yol haritasını tanımak için “Cesur Yeni Dünya” bize birçok ipucunu veriyor. Geleceğin iş hayatını nasıl etkileyeceği, değiştireceği ve dönüştüreceği kitapta inceleniyor. Yakın ile uzağın aynı ve eşit hale geldiği çağımızda ufuk açan bir eser. AJANDA 20 Mart, Etkili Rapor Yazma FED, Tel: 0(212) 284 42 84 20-22 Mart, 5S Sistemi İ.d.e.a. , Tel: 0 (216) 423 24 26 21 Mart, Aile Şirketlerinde Aile Anayasası Prometheus, Tel: 0 (216) 411 79 36 22-23 Mart, Toplam Kalite Yönetimi SGS, Tel: 0(216) 296 86 50 23 Mart, İleri Sunuş Teknikleri ve NLP LYRA, Tel: 0 (216) 396 37 89 23 Mart, Akıllı Şirket İDEM Tel: 0 (212) 875 73 00 23-24 Mart, Eleman Seçme ve İşe Alma Arthur Andersen , Tel: 0 (212) 232 12 10 24 Mart, Değişim Yönetimi İDEM Tel: 0 (212) 875 73 00 25 Mart, Telefon Teknikleri Arthur Andersen, Tel: 0 (212) 232 12 10 25 Mart, Öğrenen Organizasyon İDEM Tel: 0 (212) 875 73 00 Ne demişler? “Yönetim eğitimine en çok ihtiyaç duyan ve bundan en çok yararlanan yönetici, en başarılı ve en çok başaran yöneticidir.” Peter F. Drucker
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT