BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ben Kralım!”

“Ben Kralım!”

Murat Başaran, gazetemizin geleceğine güvenle bakmamızı sağlayan gençlerimizden biri. Geçen gün köşesinde İsveç Stockholm, Vasa Müzesi’ni gezerken bir rehberin denizden çıkarılan bir batık gemi ile ilgili anlattıklarını naklediyordu.



Murat Başaran, gazetemizin geleceğine güvenle bakmamızı sağlayan gençlerimizden biri. Geçen gün köşesinde İsveç Stockholm, Vasa Müzesi’ni gezerken bir rehberin denizden çıkarılan bir batık gemi ile ilgili anlattıklarını naklediyordu. “Bu gemiyi, o zamanki kralımız dünyaya şan olsun diye yaptırmış. Ancak yapım esnasında geminin mimar ve mühendislerine çok müdahale etmiş. Hatta en sonunda bir sıra olan gemi toplarını, planı emirle değiştirerek iki sıra olarak koydurtmuş. Tabii kralın emri diye kimse cesaret edip karşısına çıkamamış ve sonunda bütün devlet temsilcilerinin katıldığı denize indirme töreninde gemi, muhteşem bir kalabalık ve bando eşliğinde denizin dibini boylamış. Seneler sonra biz ilginç tekniklerle bu gemiyi bozulmadan çıkardık. Ve müzemize taşıdık. İşte bu o gemidir.” Sevgili Murat kendi açısından “adamların” hatalarına bile sahip çıktıklarını söylüyor, bizim ise muhteşem kültür hazinelerimize bîgâne kaldığımızdan yakınıyordu. Bendeniz o makaleyi okuyunca kendi kendime İsveçliler belki de en değerli hazinelerinden birini çıkarmışlar denizden diye düşündüm. Çünkü bütün yönetim otoriteleri son zamanlarda ‘tepeden inmeci’ yönetim zihniyetinin firmaların en büyük derdi olduğunu yazıyorlar ve söylüyorlar. Dahası belli bir disiplin altında çalışanların kararlara katılmalarının önemini vurguluyorlar. Ayrıca hataları “öğrenmenin temel kaynağı” olarak görüyorlar. Hatta bazı şirketlerde “yılın en güzel hatası”nın ödüllendirildiğini okumuştum bir yerde. İşte o “gemicik” kimbilir, kaç İsveçli yöneticinin doğru kararlar almasını sağlamıştır. Ve kimbilir kaç milyar dolarlar kazanmıştır İsveç ekonomisi bu sayede. Bilgi çağında başarılı olmak isteyen şirketlerin, şirket içi girişimcilik ruhunu zirveye taşımaları şart. Yöneticilerin “heves kırmama” konusunda olabildiğince hassas davranmaları gerekiyor. Çünkü artık “Ben bilirim, ben ne dersem odur” tarzındaki “Kral” yöneticilerin devri geçti. Çağımızda kral “müşteri” oldu. Müşteriyi duymanın ve müşteriye odaklanmanın yolu da; atak, canlı, heyecanlı, işine kol gücü yanında beynini ve hatta kalbini katan çalışanlardan geçiyor. Böyle çalışanlarınız bol olsun! Tekrar iyi bayramlar efendim!
Reklamı Geç
KAPAT