BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (2)

Ümraniye güzelinin Amerika aşkı (2)

Ailece ABD’ye gelip yerleşmek ve Amerikan vatandaşı olmak isteyen Ümraniyeli Özlem’in mektubunun birinci bölümünü geçen hafta yayımlamıştım.



Ailece ABD’ye gelip yerleşmek ve Amerikan vatandaşı olmak isteyen Ümraniyeli Özlem’in mektubunun birinci bölümünü geçen hafta yayımlamıştım. Özlem mektubunda özetle “Bu mektubu yazmamın nedeni, Amerika Birleşik Devletleri’ne duyduğum ilgi ve Amerika hakkında bilmek istediğim şeylerdir. Türkiye’nin olumsuz hayat şartlarında yaşamak, insanı -vatanını ne kadar sevse de- ister istemez daha iyi olan ülkelere yönlendiriyor” diyordu. Dahası “Amerika buradan eğitimiyle, adaletiyle, çevre düzeniyle; insana, düşünceye ve dine olan saygısıyla mükemmel görünüyor” şeklinde hayranlığını dile getiriyordu. Aslında, 14 yaşında ve ilköğretim son sınıfa giden bir genç kızı, çok sevdiği ülkesini terketmeye zorlayan olumsuz şartlar üzerinde derin derin düşünmek lazım.. Acı ve vahim bir durum. Gerçi ‘bunu fazla büyütüyorsun’ diyenler olabilir. Hatta gençlerin bu tür arzularını onların ‘delikanlılığına’ verenler ya da ‘havai bir heves’ deyip geçiştirenler de çıkabilir. Ama bence çok tehlikeli bir durum.. Uzman değilim. Fakat sosyologlar ve toplum mühendisliğine soyunanların, bu konu üzerinde derin derin inceleme yapmalarının gerektiğini düşünüyorum. EĞİTIM BERBAT Neyse biz yine Özlem’in mektubuna dönelim. Ümraniye güzeli, Amerikan vatandaşı olmak istediğinin öteki gerekçeleri konusunda da şöyle yazıyor: -”Amerika’ya yerleşmek istememizin başka nedenleri de var elbette.. Babam ve annem ilkokul mezunu. Babam elektronik kursu da almış ve mesleğı de bu.. Ama şu anda işsiz. Çalıştığı yer iflas etti ve işçiler çıkarıldı. Bu, buralarda neredeyse her yıl olur.. Ve çevre... Öyle bir yerde yaşıyoruz ki yağmur yağdıktan sonra dışarı çıkmak mümkün olmuyor. Dışarı adım atar atmaz çamur deryasında yüzüyoruz. Çamur deryasına dönen bu yol üç yıl öncesine kadar bir bataklıktı. Ama haritada işlek bir cadde olarak gösteriliyor. Her taraf rastgele yapılmış kaçak yapılarla dolu. Bu yüzden de çok düzensiz..” Özlem Amerika’ya gelmek isteyişlerinin en önemli sebeplerinin başında, Türkiye’deki yetersiz eğitimin geldiğini vurguluyor mektubunda.. Eğitim konusundaki gözlemleri ve değerlendirmeleri ise şöyle: -”Burada eğitim de berbat! Bir sınıfta 66 kişiyiz. Sıralarda 3 kişi oturuyoruz. Hatta bir sırada 4 kişi oturanlar da var. 80-90 kişilik sınıflar bile mevcut.. Sürekli öğretmenler değişiyor. Tam birine alışmışken, başka bir öğretmen geliyor. Bazen dersler boş geçiyor. Beden Eğitimi öğretmeni, İngilizce’ye; Tarih öğretmeni Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi’ne giriyor. Vatandaşlık ve insan hakları deyince hatırıma geldi. Bundan nefret ediyorum. Kitapta vatandaşların sosyal, ekonomik, siyasal haklarının devlet tarafından korunmazsa, çıkabilecek sorunlar anlatılıyor. Bunlar bize hiç yabancı değil. Fakat üstü kapalı şekilde bizim ülkemizde bu sorunların olmadığı söyleniyor. Bu sadece kitapta değil, günlük hayatta da böyle. Gerçekler kabullenilmiyor. Sorunlara çareler aranmıyor. Devlet vatandaşa karşı sorumluluklarını unutuyor. Ama halkın durumu ortada iken her şeyden vergi alınıyor.. Ümraniye’li Özlem bütün bunları samimiyetle, 14 yaşından beklenmeyen bir olgunlukla ve en önemlisi de onu bunu karalamaya lüzum görmeden olabildiğince yalın bir biçimde ortaya koymuş. Özlem mektunu şöyle bitirmiş: -”Okulların eğitim seviyesi çok düşük. Bize verdiklerinden daha fazla başarı istiyorlar. Okulumuzun bir kütüphanesi ve labaratuarı bile yok. Ders kitaplarının fiyatlarını her yıl artırarak değiştiriyorlar. Okul masraflarımız azalsın diye çoğumuz devlet okullarına gidiyoruz. Bu okullara hem parasız diyorlar, hem de bizden 10 milyon TL’nin üzerinde kayıt parası istiyorlar. Ayrıca hizmetlilerin maaşını, elektrik faturalarını da bize ödetiyorlar. Türkiye’de okumak gerçekten zor. Bütün bunlar, ABD’ye gitmek istememiz için yeterli sebepler değil mi? Eğer cevap yazmaya vakit bulamaz iseniz, üzülmekle beraber size darılmam. Ama mektubumun elinize ulaştığını bilmem için bir kartpostal da olsa yollamanızı rica ediyorum. Eğer devletimiz halkının insan ve ülkesinin de hazine olduğunun farkına varsaydı, Amerika’ya yerleşmeyi asla istemezdim!” Özlem bütün mektubunu aslında yukarıdaki cümlesinde özetlemiş. İnsan olduğumuzun farkedilmesi hasretini çekiyorsak, buna yaşamak denir mi? Neyse bu konuya devam edeceğiz.. Amerika’ya gelmek isteyen diğer Özlemler’e de belki katkısı olur diye düşüncelerimizi sizlerle paylaşacağız.. Ama, şartlar ne kadar ağır olursa olsun ümitsizlik doğru değil.. Pozitif düşünürsek, enerjimizi heba etmemiş; zorlukları aşmış oluruz.. Ayrıca Amerika’yı sadece artıların bulunduğu bir ülke olarak görmemek lazım.. İçi beni, dışı seni yakar durumlarını, bilen bilir.. Ümraniye Güzeli’nin Amerika aşkı serisi, Yalan Rüzgarı kadar sürmese de, biraz daha devam edecek..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92553
    % 1.62
  • 5.2638
    % -1.52
  • 6.0189
    % -0.93
  • 6.6741
    % -1.13
  • 212.667
    % -0.89
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT