BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ey namus erbabı, nerelerdesiniz?..

Ey namus erbabı, nerelerdesiniz?..

Mevlâna anlatır; “Bir Hintli, hiç fil görmemiş bir halka, fili göstermek için, getirip, hiç ışık almayan bir ahıra koymuş. Sonra da halkı o karanlık ahıra sokmuş.



Mevlâna anlatır; “Bir Hintli, hiç fil görmemiş bir halka, fili göstermek için, getirip, hiç ışık almayan bir ahıra koymuş. Sonra da halkı o karanlık ahıra sokmuş. O, göz gözü görmeyecek kadar karanlık yerde insanlar fili ellemeye başlamışlar. Birisinin eline filin hortumu geçmiş, ‘Fil bir boruya benzer’ demiş. Başka birinin eline kulağı geçmiş, ‘Fil bir yelpazeye benziyor’ demiş. Bir başkasının eline ayağı geçmiş ve demiş ki: ‘Fil bir direktir.’ Bir başkası da sırtını ellemiş, ‘Fil bir taht gibidir’, demiş. Herkes fili, ellediği yerine göre, onu ne zannettiyse, ona göre anlatmağa koyulmuş ve ‘filin ne olduğu’ üzerine uzun uzun tartışmışlar, işin içinden çıkamamışlar.” Ve Mevlâna sonunda der ki; “Ellerinde birer mum olsaydı, herkes fili doğru tarif ederdi!..” Günümüzde “gerçekleri öğrenmek, anlamak ve bilmek isteyen” insanların mumu, basındır!.. Eğer basın, “doğru” bilgileri, “hür” yorumlar ve “tarafsız” araştırmalar ile destekleyerek haber olarak halka ulaştırmazsa, ulaştıramazsa, insanlara “gerçekleri gösterecek mum yanmıyor” demektir ki, karanlıkta kalan insanlar da, işte bugünkü gibi, “şike soruşturmasında, neye, nasıl ve niçin inanacaklarını” şaşırırlar ve bu soruşturmayı “karanlık ahırdaki insanların fili tarif ettikleri gibi” anlarlar!.. Peki, basınımız “çok olayda olduğu gibi”, bu olayda da “fili fil gibi tarif ederek” halka anlatıyor mu; hayır!.. Ortada tam bir dezenformasyonun (Bilgi kirliliği ve saptırması) olduğu çok açık; “bazı” gazetecilerin ve yorumcuların “bilgisizlikten”, “bazı” gazetecilerin ve yorumcuların “kulüp ve şahıs aidiyetinden”, “bazı” gazetecilerin ve yorumcuların “kasıtlı” olarak ve “bile bile” gerçekleri kamuoyuna “doğru” olarak aktarmaması, “hür” yorum ilkesini paspas etmesi, araştırmacılığın “tarafsızlık” ilkesini çöpe atması yüzünden, ortada tam bir “kaos görüntüsü” var ve bu tablo, mahkeme kararının Yargıtay tarafından, Federasyon kararının Tahkim Kurulu ve belki de Uluslararası Spor Mahkemesi (CAS) tarafından onaylanmasına kadar devam edecek!. İşte burada duralım ve olaya “bazı” gazeteci ve yorumcuların gazetelerde, TV’lerde, radyolarda, internet sitelerinde “kasıtlı” olarak ve “bile bile” olaya müdahil olmalarındaki çirkinliğin üstündeki örtüyü kaldıralım: Bu soruşturmada bir defa daha ortaya çıkmıştır ki ve “olaydaki gizlilik kararı ortadan kalkınca” çok daha açık şekilde görülecektir ki; medyamızda kulüplerle, kulüp başkan ve yöneticileriyle “şöyle ya da böyle menfaat ilişkileri kuran”, onlardan “talimat alan”, bütün meslek ilkelerini çiğneyerek, “onların verdiği talimatlar” ile haber yapan, yorum yazan insanlar vardır!.. Ne yazık ki, meslek kuruluşlarımızı, yani Cemiyetlerimizi, Basın Konseylerimizi, Gazetelerimizi, TV’lerimizi, Radyolarımızı yönetenler “bir araya gelip”, bu rezil soruna bir türlü çözüm bulamamakta, daha kötüsü “Adam sendeci” bir tutum içinde, adeta destek vermektedirler!.. “Bunların çoğunun”, türlü çeşitli olaylarda, “cinsiyetleri, cibilliyetleri tam olarak ortaya çıktığı hâlde”, bugün hâlâ medyanın orasında burasında, hatta bazılarının “baş köşelerde” oturmaya ve “günlerini gün etmeye” devam etmeleri, basınımızın nasıl “kirli” bir çarkın içinde hapsedilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor ve “bu meslekten sadece kendilerinin ve ailelerinin ekmek parasını çıkarmaya gayret eden” namus erbabının da, kamuoyunda “onlar gibi” görülmesine yol açıyor; tam bir “acımasız” kurt kapanı!.. İşte bu yüzden basının itibarı, inanılırlığı, güvenilirliği gün be gün azalıyor, kirli ve hileli “menfaat” gazeteciliği, “basın mumunu hızla eritiyor” ve bizler yani “çoğunluk olan” namus erbabı da seyretmeye devam ediyoruz; işte asıl facia burada!.. Rahmetli İsmet İnönü’nün “ülkeler için” söylediği “ünlü” sözü, “biraz” değiştirmem gerek; bilmeliyiz ki, “Basında namus erbabı, lâakal namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o basın için kurtuluş yoktur!..”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT