BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İhanetlerin en büyüğü

İhanetlerin en büyüğü

Türkiye, her şehid haberiyle birlikte yeniden sarsılıyor. Şehid ana ve babalarıyla birlikte, bizim de yüreğimize bir ateş düşüyor.



Türkiye, her şehid haberiyle birlikte yeniden sarsılıyor. Şehid ana ve babalarıyla birlikte, bizim de yüreğimize bir ateş düşüyor. Gençlerimiz yeniden sokaklara dökülüyorlar. Binlerce kişi yeniden “Kahrolsun PKK” diye haykırıyor. Başımızı kuma gömerek yaşamanın ve konuşmanın gereği yok. Biz, bin yıldan beri Kürtlerle bir arada yaşıyoruz. Geçmişte de bazı Kürt isyanları oldu. Ama tarihimizin hiçbir döneminde, böylesine bir Kürt-Türk düşmanlığı yaşanmadı. 75 yaşıma girdim. Bu yaşıma kadar, benim, Kürtlere sövüp sayan bir tek arkadaşım olmamıştı. Şimdi var. Ben bu yaşıma kadar, semt pazarlarında bile, Kürt tezgâhlarından alışveriş yapmayan eş-dost, konu-komşu görmemiştim. Şimdi görüyorum. Pazarda karşılaştığım tanıdıklar, yanımdan geçerken kulağıma fısıldıyorlar. “Dikkatli ol! Kürtlerden alışveriş yapma! Bunlara vereceğin para, PKK’ya kurşun olarak gidecektir!” diyorlar. Ah çok fena! Çok fena! Bu düşmanlığın müsebbibi elbette biz değiliz. Bizi bu noktaya, Anadolu’daki varlığımıza, Türklüğümüze ve Müslümanlığımıza kanlı-bıçaklı düşman olan bazı devletlerle, onların Türkiye’deki uşakları düşürdüler. Bu uşaklar arasında komünist Kürtler de var, komünist Türkler de. Devlet hayatımda şahit olduğum birçok olaya dayanarak da söylüyorum. Bir Türk komünist oldu mu, mutlaka ama mutlaka kendi soyundan, kendi tarihinden, kendi kültür değerlerinden koparak yepyeni bir hüviyet kazanıyor. Evvelemirde vatan bütünlüğümüze ve devletimize karşı düşman kesiliyor. Mesela yedi göbeğine kadar Türk olan bir kimse, komünizme kapılandı mı Rus’çu oluyor, Kürt’çü de, Ermeni’ci de, Yunan’cı da! Kemal Tahir bir konuşmasında demişti ki: “Ruslar, Türkiye’mizde bir genelev açsalar, bizimkiler analarını ve karılarını o genelevlere götürür, destek olmaları için çalıştırırlar!” Kemal Tahir’in bu iddiasına karşı çıkanlar olabilir ama ben, tecrübelerimle biliyorum: Mesela Ankara Radyosunda çalıştığım yıllarda, Turgut Özakman’ın radyoya aldığı ve program yaptırdığı komünistler, 24 ayar idiler. Stalin’in kızı Sıvetlana bir konuşmasında babasının çok zalim bir kimse olduğunu söylemişti. Stalin bizim ırkımızın, dinimizin, dilimizin vatanımızın en kanlı düşmanlarından biri idi. Radyodaki Komünistlerimiz Sıvetlana’ya günlerce sövüp saymışlardı. Ben kısa dalga yayınlarında çalışırken, Stalin’le Roosevelt’in 1943 yılında Yalta’da görüştüklerini ve Rusya’nın ABD’den yeni bir devlet kuracak kadar ayni ve nakdi yardım aldığını belirtmiştim. Kısa Dalga yayınlarında müdür olan Nurten Görün, çok iyi bir komünist idi. Bana: “Sen bu programınla Sovyet devrimini küçümsüyorsun!” diyerek kızağa çekti ve bana iki yıl hiçbir vazife vermedi. Ankara televizyonunda çalıştığım yıllarda, ANADOLU’DA ESKİ TÜRK BAŞKENTLERİ isimli bir dizi program hazırlamıştım. TV’deki komünistler öfkeden çıldırmışlardı. Beni TRT’nin Güniz Sokaktaki misafirhanesinin bodrum katına sürmüşlerdi. Orada iki yıl âdeta hapsedilmiştim. Şimdi PKK ihaneti karşısında basınımızdaki Komünist kalemlerin veya ruhsuz, imansız, köksüz insanların ordumuza saldırmaları veya “Aman PKK şiddetine demokratik açıdan bakalım...” demeleri, mezheplerinden, meşreplerinden, köksüzlüklerindendir. Devletimize, milletimize, vatanımıza düşman olanlara hayat hakkı tanımak ihanetlerin en büyüğüdür.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT