BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biraz da dükkân komşuları!

Biraz da dükkân komşuları!

Bizim dükkân komşularının bir kısmı üzüm tüccarları idi. Bütün kış boyunca güzel günlerde mağazalarının önünde, soğuk günlerde sıcacık yazıhanelerinde oturur siyasetten, bağlardan muhabbet sardırırlar, çoğu zamanda dama oynarlardı.



Bizim dükkân komşularının bir kısmı üzüm tüccarları idi. Bütün kış boyunca güzel günlerde mağazalarının önünde, soğuk günlerde sıcacık yazıhanelerinde oturur siyasetten, bağlardan muhabbet sardırırlar, çoğu zamanda dama oynarlardı. İşte bu tüccarlar üzüm mevsiminde mağazalarını ve depolarını ağzına kadar üzüm doldurdukları sezonda çoğu doğu Anadolu’dan gelen esmer tenli, zayıf ama güçlü amcalar o üzümleri alır indirir, paçal yapar (birbirine karıştırır) çuvallara doldurur, koca çuvalları sessiz sedasız koca kamyonlara yüklerlerdi. Bu insanlara ‘Kürt’ denirdi. Kendi yemeklerini kendileri pişirirler, çamaşırlarını yıkarlar, boş zamanlarında çuvalların üzerinde yatarlar, kimseyle fazla konuşmazlardı. Sert görünüşleri dolayısıyla ben de diğer çocuklar gibi onlara fazla yanaşamazdım. Babacığım onlarla ilgilenir, bazen eve davet eder, soframızı onlara açardı. Zaman içinde lise ve üniversite çağlarında bu insanlarla ben de dostluklar kurmaya başladım. İçlerine girince sert görünüşlerinin (bendenizde fazla bulunmayan) ‘vakar’ denilen özellik olduğunu, aslında çok kibar ve nazik kimseler olduklarını yakinen görünce onlara daha yakın durmaya başladım. Sonra bazıları Alaşehir’e göçtüler. Onlarla ailece görüşmeye başladık. Hanım ve çocuklarına karşı davranışlarının güzelliğini görünce bayağı yadırgamıştım. Öyle ya onlar ‘Kürt’ idiler. Nasıl böyle kibar olabilirlerdi? Sonraları çok daha samimi olduğumuz bir aileyi Muş Malazgirt’in Mezra köyünde bir vesileyle ziyaret ettim. Rahmetli babalarını da tanımak nasip oldu. Gerçi fakirlik vardı, etrafta sinekler uçuşuyordu ama misafirperverlikleri insanı gerçekten utandırıyordu. Hele bir sininin etrafında bir kaptan yemek yerkenki kibar halleri beni mest etmişti. O zaman Anadolu’nun gerçekten muazzam bir kültür mozaiği olduğunu görerek ve yaşayarak anlamıştım. Bu insanlara bir zamanlar yapılan eziyetleri kendi ağızlarından dinlemiş, buna rağmen devlete küsmemelerine şaşmıştım. Bu insanlarla can dostluğumuz halen devam eder. Şimdi ben ‘Kürt’ denildiği zaman ne anlamalıyım? Bu güzel insanları mı, yoksa son on yıldır kendilerine uzatılan samimi eli geri çevirip, durmadan; hatta ramazan ayında bile adam öldürenleri mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT