BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğduğu evde ölen kaldı mı?

Doğduğu evde ölen kaldı mı?

Doğduğu evde ölen kaldı mı? Şehirdeki doğduğu evde ölenlerden söz ediyorum. Köylerde hâlâ böyle haneler vardır.. Büyük şehirlerde doğduğu evde ölenler parmakla gösteriliyor. Bu da sefaletin başka bir şekli.



Doğduğu evde ölen kaldı mı? Şehirdeki doğduğu evde ölenlerden söz ediyorum. Köylerde hâlâ böyle haneler vardır.. Büyük şehirlerde doğduğu evde ölenler parmakla gösteriliyor. Bu da sefaletin başka bir şekli. Apartman dairesi zaten insan fıtratına aykırı.. İnsanları numaralayıp üst üste dizmişiz ya da istiflemişiz gibi geliyor bana. Buna rağmen çocuklarımızdan biri bir semtte filan dairede doğup büyüyor.. İkincisi bir başka semtte, başka dairede.. Köyden şehre, şehirde bir semtten öbürüne, öbüründen öbürüne derken ömür bitiyor. Bu geçişlerin sebebi ne? Bu koşuşturmadan sağlıklı nesil mi çıkar? Bunu kalkınmaya, refah seviyesinin artmasına, yeni yüzyılın şartlarına bağlayıp geçiştiriyoruz. Osmanlı’dan ve Cihan Harbinden sonra şehirde adam kalmamış.. Osmanlı’nın ahlakı da kalmamış. Nüfusun yüzde 90’ı köyde ve zapt-ı rapt altında.. Kapı aralanıp şehre göç başlayınca seferberlik de başlamış. Birinci nesil ömrünü kendini sığıntı hissettiği yerde tutunmak için tüketmiş. “Baba ocağı” köyde kalmış. .... Dedeli nineli evler yok denecek kadar azaldı. Bırakın dedeyi nineyi çekirdek aile üyeleri bile akşam bir masa etrafında toplanamıyor. İnsanlar hep koşuşturuyor. Eskiden öğleden önce-öğleden sonra varmış. Şimdi güya zaman daha verimli kullanılıyor. Saati bile dörde böldüler.. 8.15, 8.30, 8.45.. Daha verimli kullanılan zamanda insanlar ne yapıyor? Yakın gelecekte bu şekilde koşuşturmanın boş iş olduğunu fark edeceklerin sayısı artacak.. Eski düzene geçmek varlıklı adamların işi olacak. Yüksek bedeller ödeyip eski düzeni satın alacaklar. Üste para verip teknolojiden, ambalajlı gıdadan, televizyondan, internetten kurtulacaklar. Eski düzendeki gibi öğleden önceleri.. öğleden sonraları.. ikindileri olacak. 50 sene öncesinin kasaba hayatına benzer bir hayat olacak.. Koşuşturma olmayacak. Ama doğduğu evde ölen insanları bizden sonraki nesiller bile göremeyecek. İstanbul örneğinden gidersek Suriçinin boşalıp 100 yıl önceki haline dönmesi belki 40 sene sürecek.. Varlıklı ailelerin şehir merkezine taşınması, ikinci nesle devri.. nerede ise bir asırlık iş. .... Memlekette özgün kasaba da kalmadı. Doğusundan batısına hepsi birbirine benzedi. Fabrika yapı malzemeleri ile binaları, yolları, evleri, iş yerleri hep birbirine benziyor. Özgünlük yok. Bölgeye özel mimari yok. İnsanların böyle bir derdi de yok. Şehirli insan kalmadı. Şehirde yaşayan muhafazakâr köylülerin bu işleri dert etmesi için 3. nesli beklemek lazım. Başbakan Erdoğan dün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde (AKPM), Avrupa siyaset çevrelerine ve genel olarak kamuoyuna, bir “one minute” çekti...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT