BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > On iki saat ölümle burun buruna!..

On iki saat ölümle burun buruna!..

“Türkiye Gazetesinde Menkıbeler bölümünde Timur Han’ın mağlup olduğu bir savaşta bir karıncaya bakarak nasıl azim ve kararlılığında bulunduğunu hatırladım...”



Güneşin hareketinden zamanın ilerlediğini anlıyordum. Yine o kitaptan okumuştum: Her ne şartta olursa olsun namaz terk edilmezdi. Ağaçları sularken hortumdan bol su akıyordu. Ben çukura düşünce hortum da yere düşmüştü. “Hortumdan foseptiğe su dolar ve kurtulurum” diye ümit etmiştim. Ama düşerken hortumun akış yönü değişmişti. İçeriye ip kalınlığında bir su ancak akıyordu. Öğle saati geçmeye başladı. İp kalınlığında akan o sudan zorlukla abdest alıyor, aynı anda yüzerek su üzerinde durmaya çalışıyordum. Kitapta îma ile (göz ucuyla) nasıl namaz kılınacağı yazılıydı. Öğleyi öyle kıldım. Vakit geçtikçe üşümeye ve ağırlaşmaya başladım. Pantolonu çıkardım ağırlık gitsin diye. Tişörtü çıkarmadım. Çünkü su üstünde durmama yarıyordu. TGRT’de bir belgeselde izlemiştim. Dalgıçlar üşüdükleri zaman biraz su içerse vücut sıcaklığını korurmuş. İp gibi incecik akan sudan içerek vücut sıcaklığını korumaya çalıştım. Hava kararırken ikindi namazını da aynı şekilde eda ettim. Gün ışığını kaybettikten sonra artık çaresizlikler korkuya dönüşmeye başladı. Akşam’ı da eda ettim. Kitapta “Allah’ın sevdiği kullarını anarsanız ruhaniyetleri anıldıkları yerde olur” yazıyordu. Ehl-i Sünnet yolunun büyüklerini aklımdan geçirerek onların hürmetine yalvardım. Hava iyice kararmıştı göz gözü görmüyordu. Köpekler havladıkça korkum artıyordu. Kelime-i tevhidi ağzımdan düşürmedim. Arada bir küçücük oyuklara ayak parmaklarımı ve el parmaklarımı sokup tutunmaya çalışıyor, az da olsa direniyordum. Sonra yine yüzer halde duruyordum. Gece yarısıydı. Saat 22:00 suları zannediyordum. Bir ses duydum: -Babaa! Babaaaa! Nasıl sevindiğimi anlatamam: -Oğlum buradayım oğlum! Sesime doğru geldiler... Telefon ışığıyla beni gördüler ve itfaiye çağırdılar. O arada ben kendimi düşünmüyor çocukları yan taraftaki foseptiğe düşecekler diye uyarıyordum. İtfaiye geldi beni o foseptikten zor da olsa çıkardı. Ama ben oradayken şuurum hep yerinde idi ve çocukları yönlendiriyordum. Çünkü o mübarek zatları anmak bana kuvvet veriyordu. İnancım vardı. İtfaiye ve “112 Acil” geldi. Beni çıkardıklarında saat 24:00 olmuştu. Anladım ki 12 saat yüzmüşüm. O andan itibaren 6 gün yoğun bakımda yatmışım. Baktım ki oradan çıkana kadar hep iyi idim. O zaman bulduklarında “6 gün yok olduğumu” gördüm... Başımıza gelmez demeyin. Yaşanan şeylerden ibret almak gerektiğini öğrendim. Çünkü işime yaradı. Bol bol fikirlerden istifade edin... Mustafa Altınışık-İstanbul Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT