BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çevreciyiz yeşilciyiz

Çevreciyiz yeşilciyiz

Kim insanların meyvesinden ve gölgesinden istifade ettiği bir ağaç dikerse, ondan istifade edildiği müddetçe onu diken kişiye sadaka sevabı yazılır



Şimdi bir sanayi tesisiniz var diyelim, paranıza kıyamıyor, bacaya filtre taktırmıyorsunuz. Katran karası dumanları atmosfere salıyorsunuz. Genç annelerin, yumuk elli bebeklerin, pamuk ninelerin ciğerine kurum döküyorsunuz. ... Sayenizde astım olan insanlar sabahlara kadar kıvranıyor. Her nefesleri ıstırap oluyor. Mahşer meydanında hesaplaşacağını bilen biri ne yapar yapar, o filtreyi, o bacaya takar... Ya da arıtma sistemi kurmayan bir tesis düşünelim, yağı, boyayı, zırnığı bin çeşit zehri salıyor suya... Balığı, yengeci, yosunu katlediyor denizi fosseptiğe çeviriyor. Mahşer meydanında pulu bitmedik balığın hakkı alınacak Yahut bir çiftçi düşünün mahsulü kaldırdı, saman sapları efendiyi rahatsız ediyor. Anızı bi yaksa rahatlayacak... İçinde iki ayrı ses... Biri nasıl yakabilirsin diyor o saman sapların arasında şunca böcek bunca karınca... Öbürü “yak gitsin” diyor “acıma!” Nitekim nefsine yenilip kibriti çakıyor. Biliyor musunuz orman yangınlarının çoğu bundan çıkıyor. O güzelim makiler, meşeler, çamlar... Yanan kuş yuvaları, kavrulan kaplumbağalar... Boynuzlu koçun hakkını boynuzsuzdan alan Cenab-ı Hak üç beş kirli banknot uğruna taciz ettiğiniz insanların katlettiğiniz hayvanların hesabını elbette soracak. Hadi gel de korkma, gel de çevreci olma... Değil ehli takva birinin, sıradan bir müminin bile çevreci olmak gibi bir zorunluluğu var. Kul hakkına, hayvan hakkına inanan mecburdur buna... BİZE BU YAKIŞIR Son yıllarda Batıda bir çevrecilik rüzgârıdır esiyor. Atmosferi az kirleten CO2 emisyonları düşük arabalar kullanıyor, işe bisikletle gidiyorlar. Pillerini özel kutularda saklıyor, sağa sola atmıyorlar. Daha az kâğıt tüketiyor, plastikleri metalleri geriye dönüştürecek birimlerde topluyorlar. Petrol ve kömürle çalışan santraller yerine rüzgârdan, dalgadan, güneşten elektrik elde eden sistemlere yöneliyor, yalıtıma kafa yoruyor, enerjiyi dengeli kullanıyorlar. İcabında paragöz sanayicilerle mücadele ediyor, gürültüye de savaş açıyorlar. Aslında bütün bunları bizim yapmamız lazım. Zira ihramlıyken yaprak bile koparmaya izin yok, sineği bile incitemezsiniz Gelmiş geçmiş en şefkatli en temiz insanın, o gül kokulu peygamberin ümmetiyiz. Yerde ve gökteki mahlûkatın Allah’ı (Celle celalüh) tesbih ettiğine inanan biri nasıl olur da onlara kıyar? Hiç bir canlıyı boğmak ve yakmak caiz değilken bir mümin nasıl kuru otları yakar? Nasıl milyonlarca karıncayı kavurur korkmadan. Hasılı ozonun delinmesi de bizim derdimiz, buzulların erimesi de... Yeşilci miyiz? Evet yeşilciyiz. Yüzü suyu hürmetine kâinatın yaratıldığı Serverin (Sallallahü aleyhi ve sellem) ravdasını örten kubbeyi hatırlayın. Nasıl tatlı bir yeşil ama... PEYGAMBERİMİZ BUYURDU: “Her kim boş, kuru ve çorak bir yeri ihya edecek olursa, bu amelinden dolayı Allah tarafından mükâfatlandırılır. İnsan ve hayvan ondan faydalandıkça orayı ihya edene sadaka yazılır.” “Kişi kabirde bile olsa yedi şeyden gelen sevap kendisine ulaşır: Öğretilen ilim, halkın yararlanması için akıtılan su, açılan kuyu, dikilmiş ağaç, yapılan mescid, okunmak üzere bağışlanan Kur’an ve ölümünden sonra kendisine dua edecek evlat.” KIYAMET KOPSA BİLE... “Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile, eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” BURASI PAKİSTAN İftar menümüz; ekmek, çorba ve yoğurt Pakistan’ın İslamabad şehrinde bir gecekondu bölgesi. Derme çatma dükkanının önünde iftarını açan bir Müslüman... İftar menüsünde ise ekmek, çorba ve yoğurt var... Kapama Önce etleri bir tencerede haşlayın. Etler haşlanıncaya kadar pirinci bir kapta ılık tuzlu suda bekletin, Soğanı bir çorba kaşığı tereyağıyla hafif pembeleşinceye kadar kavurun. Salçayı ilave edip suyunu ekleyin. Kenarlı bir tepsiye yıkanmış ve süzülmüş pirinci yayın. Üzerine salçalı et suyunu dökün. Üzerine haşladığınız etleri yerleştirin. 180 derecedeki fırında pirinçler pişip etler hafif kızarıncaya kadar pişirin. Kapamayı fırından alıp 3 çorba kaşığı tereyağını kızdırıp üzerine gezdirin, Karabiber serpip sıcak olarak servise sunun. Malzemeler > 1 kilo kemikli kuzu eti > 3 su bardağı pirinç > 4 çorba kaşığı tereyağı > 1 baş soğan > 3.5 su bardağı et suyu > Yarım kaşık salça > Yeteri kadar tuz, karabiber Mantı Çorbası, Kapamaı, Patlıcan Salatası, Sütlaç Simitçiler-1891 “Türkler namusuna düşkün insanlardır” “Birçok tanıdıklarımın ve bilhassa daimi dalgınlığımdan dolayı herkesten fazla benim başıma gelmiş bir hal vardır: Muhtelif dükkânlardan öteberi satın alırken para vermek için koynumdan çıkardığım kesemi veyahut vakti anlamak için baktığım saatimi eşya yığınları arasında unuttuğum çok olmuştur. Bazen de vereceğim paranın iki mislini bıraktıktan sonra dükkâncının mallarını ortadan kaldırıp yanlışlıkla fazla verdiğim parayı görmesine vakit kalmadan çekilip gittiğim olurdu. İşte bu dalgınlığıma rağmen Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır; çünkü o gibi vaziyetlerde dükkâncılar peşimden adam koşturmuşlar ve hatta eğer dalgınlığımın neticesini anladıktan sonra dükkana dönmemişsem, unuttuğum şeyi iade için ikametgahımın bulunduğu Beyoğlu’na kadar adam gönderip bir çok defalar beni aratmışlardır. Mesela bir gün küçük bir Türk dükkânının önünde durmuştum. Bu yelpazeci dükkânında Türk erkeklerinin yaz sıcaklarında kullandıkları yelpazeler satılıyordu. Birçoklarına baktım; düz deriden ve en harcıâlem olanlarından birini alıp parasını verdikten sonra çekilip gittim... Aradan tam üç hafta geçtikten sonra bir gün tesadüfen yelpaze aldığım dükkânın önünden geçerken, yelpazeci beni görür görmez çağırıp saatimi gösterdi... Elime teslim etti. Ben bu Türk namuskârlığının daha yüzlerce misalini sayabilecek vaziyetteyim. Bizzat kendi başımdan geçen vakalar otuzdan fazla olduğu halde, bunların hiçbirinde hiçbir zaman Türklerin namuskârlıktan ayrıldıklarını görmedim.” Fransız yazar Aubry de la Motraye MENKIBELER Yeryüzü bize mescid kılındı Efendimiz Medine’ye hicret edince bir ağaçlandırma faaliyetine girişti Medine’nin her cihetinde 2 beridlik (yaklaşık 30 km) genişliğinde bir alan (takriben bin kilometrekare) “hima” (koruluk) ilan edildi ve koruma altına alındı. Ayrıca Taif bölgesini de harem alanı ilan edilmiş ağaç kesmek ve avlanmak yasaklanmıştı. Efendimiz Zû-Kard gazvesinden dönerken Medine yakınlarındaki Benî Harise’nin merası olan Zuraybü’t-tavil denilen yerde konaklamış, burayı, hayvanlarının otlağı, hanımların mesiresi olarak ilan etmiş ve “Kim buradan bir ağaç keserse mutlaka yerine yenisini diksin” buyurmuşlardı. Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) şehrin temizlenmesine, bitki ve hayvanların korunmasına, Mescid’in güzel kokularla ıtırlandırılmasına nasıl ehemmiyet verdiğini biliyoruz. Müslüman durgun suya bevl etmez, kaynak ve kuyu yakınlarına çöp dökmez, kuru sahrayı dahi korur kollar. Yollardaki taşları dikenleri kaldırır, hayvanlara bakar. Hazret-i Ebu Bekr, Üsame (Radıyallahu anh) ordusunu yola çıkarırken şu tavsiyelerde bulundu: “Hurma ağaçlarını sökmeyin, meyve ağaçlarını telef etmeyin; koyun, sığır ve diğer hayvanları yemek dışında kesmeyin!” Her güne bir dua Eve girerken ve çıkarken okunacak duâ Evden çıkarken Âyet-el kürsî okumalı. Evden çıkarken “Âyet-el kürsi”yi okuyan, eve dönünceye kadar belâlardan emin olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: “Evinden çıkarken Ayet-el kürsi okuyana, yetmiş melek, evine dönünceye kadar duâ ve istiğfar eder.” “Evinden çıkarken “Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah” diyen, tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.” “Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan, yoksulluk görmez” Bir kere “Kulhüvallâhü” sûresini ve bir kere de “Âyetelkürsî”yi okuyanın evine şeytan giremez. MUSİBET KARŞISINDA DU Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Bir Müslümanın ölümünü duyunca, “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” dedikten sonra, “Ya Rabbi onu salihlere kat, rahmetine eriştir, çoluk çocuğuna iyilikler ihsan et, bizi de onu da mağfiret et” diye duâ edin!” [İnna lillah ve inna ileyhi raciun, Bekara suresinin 156. ayet-i kerimesidir. “Elbette biz, Allahü teâlânın kuluyuz, ölümden sonra dirilerek yine Ona döneceğiz” mealindedir.] “Birinize bir musibet veya bir belâ geldi mi, innâlillah... dedikten sonra “Ya Rabbi, senin yanında bu musibetin ecrini [sevabını] bekliyorum, bunun ecrini bana ver ve bunu daha hayırlı bir şeyle değiştir” diye duâ etmelidir.” “Bir musibet karşısında innâlillah... dedikten sonra , musibetin sonucu güzel olur.”“Allahümme innî eteveccehü ileyke bi câhi nebiyyike’l-Mustafa nebiyyi’r-rahme, en lâ tüazzibe hâzihi’l-meyyit”, derse kabirdeki meyyitin günahları afvolur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT