BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayakkabının öyküsü

Ayakkabının öyküsü

Kimi zaman özgürlüğün, kimi zaman da şıklığın simgesi ayakkabılar. İnsanlık tarihiyle birlikte onlar da değişti. Rengarenk, albenili ayakkabıları, vitrinlerde beğenerek seyrediyor, günlük hayatta sıradan bir iş olarak ayağımıza giyiyoruz. Fakat, vitrine koyulan ayakkabının uzun bir macerası var ki, birçok insan bu sektörden ekmek yiyor, ya da son günlerde yiyemiyor. İşte imalatçısından vitrine bir ayakkabının macerası:



Zaman içinde ayakkabı modelleri farklılaştı, topuk boyları uzadı, kısaldı, burunlar yuvarlandı, sivrildi kütleşti. Ama ayakkabı giyimin en önemli unsurlarından biri olma özelliğini hiç yitirmedi. yakkabının, ilk kez ne zaman giyildiği kesin olarak belli değil. Tarihin çeşitli dönemlerinde, kullanıldığı coğrafyanın özelliklerinden, sosyal hayata kadar birçok etkenle değişen ayakkabıların giyildiği biliniyor. 19. yüzyılda ise ilk defa fabrikada üretilmeye başlandı. Değişen dünya, modayı olduğu gibi, onun bir parçası olan ayakkabıyı da etkiledi. Ayak ve ayakkabı tarihi, birbirinden çarpıcı öykülerle dolu. Ayakkabı yasası 1460 yılında, Polonya’da çıkan bir yasa, hangi ayakkabıyı, kimlerin giyebileceğini ayarlıyordu. Bu yasaya göre, yalnız krallar ve prensler boyunun 2.5 - 3 katı, sivri burunlu ayakkabılar giyebiliyordu. Burun uzunluğu soylularda 2 ayak, şövalyelerde 1.5 ayak ve vatandaşlarda ise 1 ayak olmak zorundaydı. Sosyal statü açısından alt sınıflara doğru inildikçe ayakabının burnu da kısalıyordu. Uzun burunlu ayakkabılar ise soyluluğun ve zenginliğin göstergesiydi. Küçüklük uğruna 18. yüzyılda, küçücük ayaklara sahip olmak uğruna sakat kalan Çinli kadınların, ancak 19. yüzyılın başlarında özgürlüğüne kavuştuğu henüz unutulmadı. Bu kadınlar, daha çocukken ayak parmaklarını iplerle bağlar, 3 yıl süreyle böyle yaşadıktan sonra, özel ayakkabıların içinde ayaklarını küçük olarak muhafaza ederlerdi. Bugün bize enteresan, hatta komik gibi gelen bu adetlerin, modern çağ ile birlikte kaybolduğunu görsek de, günümüz şartları, gelecek nesillere yeni espriler üretiyor ayakkabılarla. Belki hiçbir zaman giyilmeyecek olan, garip tüylülerinden, topukları şişeden yapılan modellere kadar birçok tasarım da yarınların ayakkabı dünyasına miras kalıyor. Önce sağlık Bugün her ne kadar çılgın tasarımcıların, farklı modelleri, değişik fantezilere hitap etse de, insanlar artık “önce sağlık” diyor. Ayakkabı alımı konusunda gitikçe bilinçlenen toplum, topuğundan derisine, taban malzemesinden iç astarına kadar birçok konuyu sorup, ayakkabı sahibi oluyor. Günün önemli bir bölümünü, içinde geçirdiğimiz ayakkabılar, geçmişin aksine, gün geçtikçe sağlık koşulları daha çok dikkate alınarak üretiliyor. Moda ile desteklenen bu pazar, gerçek ihtiyaçların yanısıra, fanaziler de göz önüne alınırsa, büyük bir hareketliliğe sahne oluyor. Semtine göre fiyat Bahçelievler’de ayakkabıcılık yapan, Ahmet Ceylan, ayakkabı fiyatlarının semtlere göre değiştiğini belirtiyor. Aynı imalatçıdan aldığı ayakkabıyı, kendisinin 7 ile 10 milyon lira arasında değişen fiyatla sattığını, Bakırköy gibi bir merkezde bu fiyatın 10 ila 15 arasında oynadığını belirtiyor. Dükkan kiraları bu işin birinci sebebi. Bu fiyat, daha lüks semtlere gidildikçe 20 - 30 milyona kadar yükseliyor. Ayakkabının kalitesinde de belli bir değişim gözleniyor. Fakat zaman zaman aynı ayakkabının, farklı semtlerde farklı fiyatlara satıldığını görmek mümkün. Fiyatları etkileyen ikinci sebep ise, araya toptancıların girmesi. Kendisinin genellikle imalatçıdan alışveriş yaptığını belirten Ceylan, “Eğer imalatçı ile satıcı arasında toptancı varsa, fiyatı yüzde 20 artırır. Lüks semtlerde, satıcı imalatçıyla pek muhatap olmaz. Toptancıdan satın alır. Bu da fiyatı etkiler” diyor. Asker botunda 40 yıl Cevizlibağ’da faaliyet gösteren Yeşil Kundura, 40 yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri için asker botu üretiyor. Türk Ordusu’na yakışır botlar üretmekten gurur duyduklarını belirten Yeşil Kundura Yönetim Kurulu Üyesi Billur Aydonat, “Amerika’da, subay ve astsubayların giydiği özel botların aynısını, burada askerlerimiz için üretiyoruz. Kullandığımız taban ve dikiş stili ile beğeni kazandık” şeklinde konuştu. Yeşil Kundura, Çorlu’daki fabrikası’nda çeşitli markaların imalatını iç piyasa için üretirken, aynı zamanda kendi markasıyla birçok ülkeye ihracat yapıyor. Firma aynı zamanda, her yıl düzenlenen Camel Trophy etkinliklerinin, botlarının da üretimiyle, dayanıklı ürünler konusunda bir kez daha kendisini ispatlıyor. Küçük atölyeler zorda Ayakkabı sektöründeki hızlı ilerleme, küçük imalatçıları derinden etkiledi. Fabrikasyon üretime geçilmesiyle, atölyelerde imalat yapan ustalar, neredeyse kepenk kapatmak zorunda kalıyor. 44 Senelik ayakkabıcı Mustafa Ünveren de bu ustalardan birisi. Çemberlitaş’taki atölyesinde, senelerdir oğullarıyla birlikte ayakkabı üretiyor. Mustafa Usta, vatandaşın artık gerçek kaliteyi aramadığından şikayetçi. “El işçiliği her zaman için bir sanattır. Fakat, kimse bu sanata ilgi ve saygı göstermiyor. Fabrikasyon ayakabbılar piyasaya girdiğinden beri, bizim işler kesat” diyerek, sıkıntısını dile getiriyor. Malzemeye üst üste gelen zamlar, artan maliyetler ve piyasanın durgunluğu da, satışları doğrudan etkiliyor. Ne diyelim, artık o eski ayakkabı ustaları da tarihe karışıyor galiba. Modada İtalyan damgası Ayakkabıda modayı, öncelikle İtalya belirliyor. İtalyan ayakkabıları vitrinleri süslerken, bazı firmalar, tasarımı dışarıya yaptırıp, üretimi kendi atölyelerinde yaptırmayı tercih ediyor. 17 yıldır bayan ayakkabısı üreten “Cahit’s” ayakkabı, “Robert Lenzi” markasıyla, İtalyan tasarımları, bayanların beğenisine sunuyor. Mesleğe uzun yıllar vermiş tecrübeli ayakkabıcı Cahit Soylu, “Cahit’s” ve “Robert Lenzi” markasıyla, yabancı koleksiyonları, Türkiye’de üreterek ihraç ediyor. Geniş bir müşteri potansiyeli var. Hatta bu müşterilerin arasına, yakın zamanda israil bile katılmış. Robert Lenzi ismi, İtalyan tasarım firmasından geliyor. Çalışmalar genellikle bayan ayakkabıları üzerine. Cahit Soylu, “Genellikle çalışan bayanların, rahat etmeleri yönünde üretimimiz var. Şıklığı olduğu kadar, rahatlığı da ön planda tutarak ferah tasarımlar yapıyoruz” diyor. Sinemada ayakkabı Özellikle Hollywood filmlerinde ayakkabılar bir karakteri tanıtmada en önemli aksesuarlardan biridir. Karakterlerin film içindeki cinsiyet değişiklikleri bile ilk olarak hep ayakkabılarındaki değişimle anlatılır. Tom Curtis ve Jack Lemmon’ın “Bazıları Sıcak Sever” de, peşlerine düşen gangsterlerden kurtulmanın yolunu nasıl bulduklarını önce ayaklarını görerek anlamıştık. Serseri bir hayat yaşayıp da, “Cindrella” gibi, şıklaşan kadınların da önce ayakkabılarını görerek değişimlerine şahit oluruz. Tıpkı, “Perde Açılıyor” da Anne Baxter, “Özel Bir Kadın” da Julia Roberts ve “Kim Bu Kız” da Madonna örneklerinde olduğu gibi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT