BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asrın projeleri

Asrın projeleri

Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan tüp geçitten, hızlı trene kadar dev projelere start vermek için gün sayıyor



laştırma Bakanı Enis Öksüz, titiz, kararlı, iddialı ve dürüst bir Bakanlık yürüteceğini daha ilk günlerdeki icraatlarıyla ortaya koydu. Bu durum en uçtaki muhalifleri tarafından dahi takdir gördü. Öksüz, bununla da kalmadı ve şimdi de Türkiye’nin dünya çapındaki projelerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Türk dünyasını tek şemsiye altında toplayacak olan ve geniş haberleşme imkanı sağlayacak Türksat 2 uydusu, İstanbul Boğazı’nı denizin altından geçecek Tüpgeçit, GAP Bölgesinin bereketini limanlara ulaştıracak demiryolu ağı ve buna paralel Kars-Tiflis bağlantısı, Ankara-İstanbul arasını 2 saat 15 dakikaya indirecek hızlı tren, bu projelerden bazıları. Uzun zamandır Türkiye’nin gündeminde olan bu projeler artık gün sayıyor. Doğuracağı ekonomik imkan dolayısı ile dünyanın dikkatlerini üzerine çeken GSM ihalesinde ise son aşamaya gelindi ve Nisan ayı içinde sonuçlandırılacak. Bu projelerin ayrıntılarını biz sorduk Öksüz cevapladı: Sözünün arkasında -Gündemde olan GSM ihaleleriyle başlamak istiyorum. Kaç firma katıldı? Beklediğiniz gibi gidiyor mu? -Cep telefonları ile ilgili ihale konusu bizim tahminlerimizle aşağı yukarı paralel gidiyor. Bugüne kadar 21 şirket ihaleye katılmak için bizden dosya aldı. Ve bu sayının artacağı da belli oluyor. Avrupa firmaları dışında Amerika kıtasındaki firmalar, Avustralya, Japonya dahil Kore dahil bir çok yer harekete geçirildi. Beklediğimiz neticeyi alacağımız anlaşılmaktadır. 3 Nisan tarihinde teknik değerlendirmeler başlayacak. Sözleşmeler yapıldıktan 2-3 ay sonra yeterli ortam doğacak ve yeni giren firmalar da müşterilerini konuşturabileceklerdir. Daha şimdiden mevcut şirketler 14 milyon civarında aldıkları sabit fiyat ücretini bir daha almama kararı aldılar. Bir indirim yapmak durumunda kaldılar. İhalenin ilan edilmesi bile hemen ucuzluk sağlamaya yetti. Önümüzdeki günlerde Maliye Bakanı’mızla beraber hazırlayacağımız kanun tasarısı Meclis’ten geçtiği takdirde sabit ücret kavramı da açıklık kazanacak. Rekabet gerçekten ucuzluk getirecek. Benim daha önce vatandaşlarıma vaadim sizi zulümden kesinlikle kurtaracağız, ucuz konuşturacağız, net konuşturacağız, ikide bir telefonlarımız kesilerek yeniden açılarak kazık yemenize mani olacağız. Ben bu sözümün arkasındayım. Bunların hepsi bir bir gerçekleşecek. Hayal değil bunlar bilinerek yapılan şeylerdir. -Bir büyük projede Türksat 2’nin fırlatılması. Ne zaman fırlatılacak ve tür faydalar sağlayacak? -Türksat 2 uydumuzun yapımına devam ediliyor. Allah izin verirse Temmuz’un 23’nde fırlatmayı planladık. Güney Amerika’daki Fransız Guena’sında uzaya fırlatacağız. 1 ay içerisinde de devreye girecek. Yayın yapmaya başlayacak. Buradaki 36 kanalın 2’si hariç bütün kanallar şirketlerimize kiralanacaktır. İngiltere’den Moğalistan’a kadar olan Türkün yaşadığı, Türklerin bulunduğu her yere bu uydudan yayın verilecektir. Sadece TV yayını değil, radyo yayınları, telefon yayınları ve internetle ilgili data bilgilerinin ulaştırılması buradan sağlanacaktır. 5-6 sene sonra da kara geçme imkanımız olacaktır. -”Bu uydu Türk dünyasının bir şemsiyesi olacak” diyebilir miyiz? -Türk Dünyasının şemsiyesi olacaktır ve 60 cm’lik bir çanak antenle net ve arızasız bir yayın Türk Dünyasının her yerine ulaşacaktır. Zamanla bu çanak anten kablolu hale dönüştürülmekle yeni teknolojiye uydurulmak suretiyle kaldırılacaktır. Savunmaya yönelik -Bu uydunun ne gibi özellikleri var? -Bu uydu aynı zamanda döner başlıklıdır. İki tane döner başlığı vardır. Mesela Güney Afrika bizim yayın alanımız dışında. Ama Güney Afrika’dan bizim aleyhimize Türkiye aleyhine bir yayın olursa derhal döner başlık Güney Afrika’ya dönecek ve o ülkenin diliyle belirli frekanslarda cevap verme ve yayın yapma imkanı bulacağız. Savunmaya yönelik böyle bir tarafı da var. -Tüp geçit, hızlı tren, bereket hattı, Kars-Tiflis demiryolu gibi büyük projeleriniz var. Bunların son durumu nedir? -Birçok proje var. Bunların hayata geçirilmesi önemlidir. Bunlardan Boğaz Tüp Geçiş Projesinin ihalesini de yaptık. Asrın projesidir. Ve daha önemli ve zor bir proje şu ana kadar ortaya çıkmamıştır. Avrupa ile Asya kıtası arasında demirden bir ipek yolu olacaktır. Kars, Tiflis demiryolunun yapılmasıyla da hayat kazanacaktır. Fransız’larla İstanbul Ankara arasındaki hızlı tren seferlerinin yapılabilmesi için demiryolu inşaatının görüşmelerini yapıyoruz. İstanbul Ankara arasındaki yol 2 saat 15 dakikada alınacak. Yeni kurul -Telekominikasyon Kurulu oluşturuldu. Bu kurula ne zaman atama yapacaksınız? -Kurulun 5 üyesinin ataması önümüzdeki günlerde yani bu ayın sonuna kadar Bakanlar Kurulu tarafından gerçekleştirilecektir. Böyle bir müessese ilk defa kuruluyor Türkiye’de. Bu yeni müessesenin ilk atamalarıyla ilgili isimler 10 kişi olarak tarafımdan seçilecek. Bu 10 kişi arasından da Bakanlar Kurulu 5 kişiyi görevlendirecektir. -Koalisyon ortaklarında bir konuda bir uzlaşma arayışı oldu mu? -Böyle bir talebimiz olmadı. Onların da böyle bir talebi olmadı. Çünkü koalisyon ortaklarımıza bağlı olan yerlerde de buna benzer kurumlar söz konusudur. Onların kanunlarında ne yazıyorsa o olmaktadır. Kanunda bu seçim hakkını Ulaştırma Bakanı olarak bana vermiştir. Ben bu yetkimi kullanırken istişare edebilirim. Ve istişare etmek suretiyle de 10 kişiyi Bakanlar Kurulu huzuruna götürürüm. Bu kurum tarafsız bir kurum olacaktır. Bundan sonra Telekom’a suç işleme halleri hariç, birde kendi ihtiyaçlarının giderilmesi ve devletle veya yurt dışı ile ilişkiler ve yeni lisanslar verilmesi gibi hususlar hariç hiç karışmayacağım. Hiçbir bakan da karışmayacak. Dolayısıyla onları tam bir bağımsız şirket haline getiriyoruz ve ticaret kanununa tabi şirket halinde çalışacaklar. Tarafsız kurum fiyatlandırma dahil, şirketlerin denetlenmesi, ihbarların değerlendirmesi, çalışma dahil her tür düzenlemeyi ve yönlendirmeyi tarafsız kurum yapacak. Benim o kurul üzerinde hiçbir etkim olmayacak. Başbakanın da etkisi olmayacak. Hiç kimse karışmayacak onlara ama, TBMM bunları her zaman denetleyebilecektir. Ayrıca TBMM lüzum görürse Sayıştay’dan teftiş isteyebilecektir. Ancak Sayıştay kanununa tabi bir teftiş olmayacak kendi kanununa tabi bir teftiş olacaktır. Böylece Finlandiya, ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerdeki benzer tarafsız kurum bizimde ülkemizde harekete geçmiş olacaktır. Bunun kanununu da çıkarttık. Kanun gerçekleşti. Böylece 8 yıldır çıkmayan kanun 3 buçuk aylık bir çalışmayla bizim zamanımızda çıkmıştır. Bizim çalışma tempomuz hızlıdır. Bayramdan bayrama İyi ki de bayramlarımız var. Dinimizin bu müstesna günleri manevi huzur kadar, ekonomiye canlılık, piyasalara bereket de getiriyor. Herkes akın akın bir yerlere gidiyor. Kimileri büyük kentlerden köylerine bayramlaşmaya gidiyor, kimileri ise taşradan büyük kentlere geliyor. şte bir bayramı daha yaşıyoruz. Camilerimiz yeni bir bayrama kavuşmanın sevinci ve sahip olduğumuz nimetlerin şükrü ile doldu taştı. İmkanı olanlar kurbanlarını kestiler. Bir dini vecibeyi yerine getirmenin vizdani hazzını yaşıyorlar. Bu eşsiz manevi atmosferde belki de en çok ihtiyacımız olan kucaklaşmak, paylaşmak kırgınlıkları, küskünlükleri bir kenara bırakmak için zemin bulduk. Akrabalarımızı, arkadaşlarımızı, dostlarımızı ziyaret ettik. Kimilerimiz belki de yılda bir kaç defa tadabildikleri etten doya doya yeme fırsatı yakaladılar. Hasretler buluştu, ümitler tazelendi. Gurbette olanlara tez günde kavuşmaları, hasta olanlara şifa bulmaları, darda olanlara feraha çıkmaları için duada bulunduk. Herkes nasiplenir Bayramın ruhlara hitab eden bu güzelliklerinin yanı sıra istisna özellikleri de var. Bayram öncesi piyasalar tavan yapıyor. Küçük esnaf yılın en çok iş yapan dönemini yaşıyor. Üretici malını pazarlama imkanı buluyor. Çarşı pazar şenleniyor. Çok kimse üzerine giyecek yeni bir şey almayı ancak bayramlarda aklına getirebiliyor. Hele çocuklar için bulunmaz bir mutluluk. Yeni giysilerimizi yastığın altına koyup sabahı zor ettiğimizi hepimiz hatırlarız. Kapı kapı dolaşıp bayram harçlığı, şeker toplamak her ne kadar tarihe karışmış olsa da yine tatlı bir nostalji olarak hep akıllardadır. Çocuk parkları, eğlence yerleri, küçük piknikler hep bu güzel günlerin hatırlattığı şeylerdir. Kesilen kurbandan sadece kurban sahipleri, konu-komşu, fakir- fukara değil, bütün canlılar nasiplenir. Sokağın kedi köpeğinden uçan kuşa varıncaya kadar. Tatil fırsatı Kimilerimiz için de bayramlar bulunmaz bir tatil fırsatıdır. Yoğun iş mevsiminde yorgun ve monoton geçen günler için bir nefes alma fırsatıdır. Bu fırsatı evinde çoluk çocuğuyla geçirerek değerlendirenler olduğu gibi, tatil yerlerinde dinlenerek, eğlenerek geçirenler de oluyor. Böylece, tatil dönemi olmamasına rağmen, iç turizme de bir canlılık geliyor. Oteller, tatil köyleri, sahil kasabaları, kayak merkezleri dolup taşıyor. Hava, kara ve demiryolları tam kapasite çalışıyor. Hatta ek seferler düzenleniyor. Televizyonlar günlerce şen şakrak özel bayram programları yayınlıyorlar. Gazetelerimiz okuyucularına hoş vakit geçirecek özel ekler hazırlıyorlar. Bir de şu trafik kazaları olmasa ne kadar güzel olacak. Bunu en aza indirmek için de ilgili kuruluşlar bütün imkanlarını seferber ediyor. Yine de direksiyon başındaki herkesin kurallara tam uymasını, acele etmemesini, dikkatli olmasını hatırlatmakta fayda var. Bütün bunlar bayramların sadece dini günler olmaktan çok daha fazla şeyler ifade ettiğini ortaya koyuyor. Felsefesiyle, uygulamasıyla, ekonomisiyle büyük bir sosyal olay. Dinimizin bize lütfettiği bu güzel günlerin herkese hayırlı olmasını diliyoruz. İyiki de bayramlarımız var. Avrupa Birliği HADEP’li mi? Yıllardır süren terör mücadelesinde bir Avrupalı’nın PKK katliamlarını kınadığını, bir şehit annesinin hatırını sorduğunu görmedik. Ne zaman bir bölücü ele geçirilse, mahkeme önüne çıkarılsa, ceza verilse ortalık ayağa kalkıyor. Silahla, zorla, terörle bir sonuç alınamayacağı artık iyice anlaşıldı. Şimdi siyasi zemin aranıyor. Öcalan’ın yakalanması ile birlikte bu arayışlar daha da hızlandı. İdamın ertelenmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının bekleneceğinin açıklanması bu arayışları bir anda gündemden düşürdü. Fakat asla vazgeçilmedi. Uygun zaman ve zemin kollandı. Bunda ne kadar haklı oldukları da son günlerde açıkca ortaya çıktı. PKK’ya yardım ve yataklık yaptıkları için tutuklanan 3 HADEP’li Belediye Başkanı bahane edilerek yeniden başa dönüldü. Türk Devletinin terör karşısındaki kararlı tutumu, siyasi arayışlarda da aynen devam ediyor ve edecektir. HADEP ya bu ülkenin diğer partileri gibi Anayasaya, kanunlara ve düzene uyacak ya da devamı olduğu diğer partilerin akibetine uğrayacak. Bunun başka yolu yok. AB’nin kendilerini kurtaracağını veya Türkiye’nin AB hatırına bunlara göz yumacağını zannetmek gafletten öte birşey olamaz. Avrupa Birliği de Türkiye’nin bölücülüğe karşı verdiği mücadeleye şimdiye kadar göstermediği saygıyı göstermelidir. Aksi halde aklımıza gelen soruyu sormak en doğal hakkımız olur: Yoksa bu Avrupa Birliği HADEP’li mi?
Kapat
KAPAT