BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life/ Sıradışı bir portre:Of’lu Saffet Ulusoy

Eko Life/ Sıradışı bir portre:Of’lu Saffet Ulusoy

Saffet Ulusoy, babasından kalan en önemli mirasın ‘terbiye ve iş disiplini’ olduğunu söylüyor. Ulusoy’a göre bu yüzden babadan kalan mal mülk büyüyebildi



Karadeniz insanını anlatmak hem kolay hem zor. Çünkü, normalde yapılamayacak işleri yaparlar ve hep standart dışında kalırlar. Geleneklere fanatik ölçülerde bağlıdırlar ama dünyanın en dışa açık insanlarından daha önde liberal olabilirler.. İşte Saffet Ulusoy’un öyküsü de tam manasıyla böyle.. Ulusoy Grubu bugün, 300 milyon dolar cirosu ile Türk tasimacilik sektörünün lideri. Ayrıca, turizm, otelcilik, otomotiv ve tekstilde de başarılı girişimlere imza atmış durumda. Ama bunları her zaman duyuyoruz. Biraz da duymadıklarınızı ya da az duyduklarınızı yazalım dedik.. Zor zamanda girişim Saffet Ulusoy’un bütün tahsili 2 yıl eski usûl medrese ve 4 yıl ilkokuldan ibaret. Babası Hacı Mehmet Bahaddin Of’ta tüccarlık yaparmış. Saffet Bey’in ilk işi de baba tezgahı olmuş. Babası nakliyeciliğe 1937’de el atmış ve 18 kişilik bir otobüs ile Of-Trabzon arasında büyük ağabey çalışmaya başlamış. Baba ise fındık, fasulye, mısır vs. alıp satarmış. 1940’lı yıllarda Ali Osman ve Sefer ağabeyler de yetişince yeni otobüsler alınmış. Bir ara Çorum-Samsun arasında buğday nakliyesine girmişler. 1946’da Saffet Bey de mağazayı bırakıp kamyon ve otobüsçülüğe geçmiş. Aynı yıl Of’tan Trabzon’a taşınmışlar ve Mobil oil bayiliği de almışlar. Baba 1950’de hac farizasını yerine getirip işten çekilme kararı alınca çocuklar bir “aile kollektif şirketi” çatısında şirketleşmiş. Ulusoy adını da ilk kez otobüslerin üzerine 1952’de yazmışlar. Otobüsler, Erzurum-Trabzon, Trabzon-Samsun, Samsun-Ankara ve Ankara-İstanbul arasında tarifeli çalışmaya başlamış. Ulusoy’lar 1960’da Samsun’a sonra Ankara’ya, 1962’de de İstanbul’a karargah kurmuş. Saffet Bey ise 1954’e kadar şoförlük yaptıktan sonra Trabzon’da ofise geçmiş. Taşımacı müteahhit 1954’ten sonra müteahhitlik işleri çıkmaya başlayınca büyük ölçükle buğday nakliyelerine girmişler. Organizasyon isteyen bu tür işlerin başına Saffet Bey geçmiş. Erzurum’dan Kars’tan Karaköse’den 50-60 bin tonluk nakliye işleri hızla büyümüş. 1960’lı yallarda Erzurum Şeker Fabrikası’nın pancar nakliye işini alınca nakliyede daha da büyümüşler. 1960’da 178 bin ton pancarı Erzurum’a şeker fabrikasına çekmişler. 1962’de de ihale onlara kalmış. Aynı yıl bu defa karayolu müteahhitliği başlamış. 1963’te ise hacca karayolu ile seyahat işi başlamış. 1975’e hacı taşımacılığı sürmüş. Bütün bu yeni organizasyonların yönetimi Saffet Bey’de imiş. Ulusoy’lar 1972’de 11 kardeş (4 kız 7 erkek) bir noktaya gelmişler ancak, çocukların büyümüş olması aile içinde bazı tatsızlıklara yol açmaya başlamış. Büyük kardeşler çocukların hallerine pek kulak asmamışlar ama küçük kardeşler bu birliği taha fazla taşıyamaz hale gelmişler. Ortak bir karar alınmış, “artık kardeşler uyum sağlayamıyor. İkinci nesil işi zorlaştırıyor. Kırıp dökmeden hepimiz işimizi ayıralım” denilmiş. “İşbirliği’ne devam ama ortaklık için zorlanmayalım” mantığı ile tatlı tatlı ayrılmışlar. İstanbul, Ankara, Samsun, Trabzon paylaşılmış.. Petrolün etkisi Saffet Bey, Cemal ve Yılmaz ile birlikte devam kararı alır. Ulaştırma işi hızla büyür. Doğu’daki petrol zengini ülkelerin aşırı mal talebi o sırada Türkiye limanlarını kullanarak mal satmak isteyen Batılıları Türk ulaşım sektörü ile ortak noktada buluşturur. Ulusoy da 1975’te 60 aracına 50 tane danha ekleme kararı alır. İran, S.Arabistan, Ürdün, Irak’ın Batı ülkelerinden ithalatları hızla artar. O zaman Necmettin Erbakan Başbakan yardımcısıdır ve yabancı araçlara geçiş ücreti uygulamaya başlar. Bu yüzden Türkiye’nin ulaştırma sektörü hızla canlanır. Gemilerle Türk limanlarına mallar inmeye başlar. Trabzon, Hopa. Samsun, Mersin, İskenderun devreye girer. Ticaret ve taşımacılık büyür. Yılda 82 milyon dolar sadece nakliye cirosu gerçekleşir. Sadece Ulusoy 10 yılda 28 milyon ton kargo taşır... 80’li yıllar Uluslararası Nakliyeciler Derneği 1974’te kurulmuştur. Başkan Hayri Ekinci 1980’de vefat eder. Başkanlık Saffet Bey’e teklif edilir. Kabul eder.. Saffet Bey, 1980’de Volvo’dan 200 yeni araç almaya karar verir ve bu yüzden acentalığı da ister, alır. Turist taşımacığılında da Ulusoy imzası öndedir. 1980’li yıllarda taşdığı turistleri kendi otellerinde ağırlamayı kafasına koyar, Kuşadası, Göynük ve Alanya’da 3 büyük otel 2 yılda tamamlanır. Karadeniz zekası Saffet Bey’in ulaştırma sektörü için bulduğu çözümler müthiştir.. Çünkü İran-Irak savaşı, Körfez savaşı, Yugoslavya’daki iç savaş bu sektörü hep olumsuz etkilemiş. Saffet Bey de Avrupa’ya taşınacak malları UND’nin kendi gemileri ile İtalya’ya indirip oradan TIR’lara yüklemeye karar vermiş. Ayrıca Samusun’dan Rusya’ya da benzer bir trafik başlatmış. UND’nin malı 7 gemi Avrupa’ya 4 gemi de Rusya’ya konteyner taşıyor. Almanya’da 6 gemi daha yapılıyor. Karadenizli Saffet Ulusoy’un zekası sayesinde ulaştırma işinde savaşlar alt edilmiş ve Türk ithalatçısının-ihracatçısının malı yolda kalmamış. Baba’ya rahmet.. Saffet Ulusoy için babası çok önemli. Şimdi onun haklı olduğunu daha iyi anladıklarını belirten Saffet Ulusoy, “Çünkü o zaman zengin olupta çocuklarını şımartanların hepsinin serveti kayboldu gitti. Bize babamın en önemli mirası onun aşıladığı prensiplerdi. Babam çok çalışkandı. Onun gibi bir tüccar bir daha gelmez” diyor. Hacı Mehmet Bahaddin Ulusoy’un en önemli özelliğini ise “Bir işin önüne engel çıkınca pes edip olmuyor demezdi. Mutlaka olması için bir yol olduğunu düşünürdü” şeklinde anlatıyor. Babasının diğer özelliklerini ise şöyle sıralıyor: Çok dürüsttü, iyi bir mü’mindi Hiçbir kötü alışkanlığı yoktu İşi-gücü çalışmaktı Fakir fukara onun en yakın arkadaşıydı. Başkalarının da fakir fukara için vermesini sağlardı. Çocukları çok severdi ama şımartmaya çok karşıydı Disiplinliydi, evimizide her perşembe akşamı Kur’an-ı Kerim, Yasin okunurdu, cemaat halinde namazımızı kıldırırdı, Sosyal Sorumluluk Saffet Ulusoy’a Karadenizli işadamlarını sorunca “Aslında Karadenizlilerin bir kısmı da İstanbul’da bozuldu. Dünya nimetlerine kendilerini kaptırdılar” diye söze başlıyor ve ekliyor, “Ben öyle olmamaya gayret ediyorum. İstanbul’da yaşıyorum ama Of’ta babamın 25 dönüm arazisi üzerine meslek lisesi yaptırdım. Bin 200 talebe okuyor (600’ü yatılı), köprü yaptırdım. Şu anda bu okula her yıl 40 milyar lira ödüyorum. Teknik adamların maaşlarını ben veriyorum. Okulu yapıp devlete teslim etmekle iş bitmez. O okuldaki çocuklar beni görünce hocam diye peşime düşüyorlar. Bu büyük mutluluk. Ben Karadeniz’in neye ihtiyacı olduğunu da çok iyi bilirim. Karadenizliler maalesef kollektif iş yapamıyorlar. Kardeşler bile anlaşamıyor. Kahve köşelerinden, kurmarhanelerden, afyondan, esrardan gençlerimizi kurtarmalıyız. Bunun için Rusya tüketimine dayalı 25 fabrika yapıp 60 bin insanı istihdam edeceksin, 500 bin kişi geçimi bulacak. Çare budur” Türk şirketleri evlenebilir mi? Saffet Ulusoy, Sakıp Sabancı’nın Koç ve Doğuş’a evlenme teklifini pek makul bulmuyor. Çünkü henüz Türk şirketlerinin birbiriyle evlenme zamanının gelmedeğini bunun aile şirketi kavramından kaynaklandığını düşünüyor. Türkiye’de henüz Avrupa’daki gibi kurumsallaşmış, hissedarları çoğalmış şirketlerin bulunmadığını belirtiyor ve merhum Vehbi Koç’un vaktiyle bu konuya çok önem verdiğini hatırlatıyor. Hatta Vehbi Koç’un bizzat Sakıp Bey’e bir an önce ‘müesseseleşmelisin” diye nasihatta bulunduğunu da hatırlatıyor.. Palm modası zirveyi sardı ğ “3 Com Palm V Connected Organiser” kullanan ünlü işadamları ve politikacılar, ofis dışında da internet ve bilgisayardan faydalanıyor. oğun çalışma temposuna sahip iş adamları ve politikacıların “Palm tutkusu” büyüyor. İhtiyaç duyulan bilgiler isaklayabilen, e-mail ve faks gönderebilen, PC ile senkronize çalışan avuçiçi büyüklüğündeki “3 Com Palm V Connected Organiser”in kullanıcıları arasında, Cem Boyner, Mustafa Koç, Faruk Eczacıbaşı ve Cem Hakko gibi ünlü işidamları bulunuyor. Politikacılardan Mesut Yılmaz ve Mustafa Taşar da Palm kullanıyor.. Palm’in Türkiye temsilcisi “Robot İletişim ve Cihazları”, yakında pazara IIIe ve Vx modellerini de sunacak. Vestel’in ‘ASİL’ dönüşü Bizim bir Asil Nadir’imiz vardı. Kim ne derse desin dünya çapında en büyük işleri yapabilen Türkler arasında zirveyi o yakalamıştı. Ancak Londra merkezli imparatorluğunu büyük ölçüde ‘siyaseten’ dağıttılar. Onun Polly Pec International adlı şirketi Londra Borsası’nın en gözde şirketiydi. Geçtiğimiz günlerde bir Türk şirketi dolaylı da olsa Londra Borsası’na hareket getirdi. Şirketin adı Vestel. Kurucusu Asil nadir ancak artık Asil Nadir ile hiçbir ilgisi yok. Zorlu Grubu’nun amiral gemisi olarak hem Türkiye’de hem de dünyada çok büyük bir sıçrama gerçekleştirdi. Londra Borsası’ma hareket getiren faaliyeti ise çok anlamlı. Alba Bush adlı şirket Vestel tarafından üretilen İnternet TV’yi İngiltere’de pazarlayacağını duyurunca Londra Borsası’nda işlem gören hisseleri iki günde yüzde 50 oranında yükseldi... Şamdan Mum ışıl ışıl Evimizde, işyerinde veya başka bir yerde elektrikler sönünce ortamı aydınlatmak için hemen mumları yakarız. Evin bir parçası gibi herkes tarafından bulundurulur. Bir de şamdanlarımızın üzerinde süs olarak kullandığımız mumlar vardır. Son zamanlarda her renkte ve şekilde vitrinleri süsleyen mumlar... Şamdan Mum Ticaret A.Ş. 3 yıldır evimizi süsleyen dekoratif mumlar imal ediyor. Kendi atölyelerinde kaliteli mumlar üreten Şamdan Mum’un sahibi Rıfat Akçiçek 33 çeşit olmak üzere her tonda ve renkte mum yaptıklarını söyledi. Boyu 2 cm’den 30 cm’ye kadar mum imal edebildiklerini belirten Akçiçek, “Avrupa fitil kullandığımız mumlarımızda akma ve is olmamaktadır” dedi. Daha geniş bilgi için e-mail: edessa85@hotmail.com. Taxim Suites ağır misafirleri ağırlıyor... Uzun süreli kalışlar için ve lüks bir evin konforunu aratmayacak şekilde dekore edilen Taxim Suites, İstanbul’a çok sık gelen ve seyahatlari sırasında ev konforu arayan misafirler için hazırlandı. Divan Oteli’nin bir işletmesi olan Taxim Suites, 12 suites ve 2 penthouse’dan oluşuyor. Beş farklı şekilde dekore edilen odalarında sadelik ön planda tutulmuş. Koleksiyon’dan Romus serisi... Koleksiyon (K) Studio, ahşap mobilya geleneğinin detaylarını, günümüzün sadeliği ile yeniden yorumladı ve Romus Serisi olarak piyasaya sundu. K Studio mağazalarında sergi ve satışı yapılan Romus ürün grubu, yatak odası, yemek odası ve yaşama mekanları için 45 ayrı üründen oluşuyor. Romus ürünleri tamamen doğal ceviz kaplama olarak üretiliyor. En hızlı işlemci PentiumIII 1 GHz... Intel, bugüne kadar üretilmiş dünyanın en hızlı işlem-cisini 1 GHz Pentium III’ü sınırlı sayıda piyasaya sürdü. Yeni ürün Internet meraklılarına arzuladıkları hızı sağlıyor ve üstün multimedya yetenekleri ve 0.18 mikron teknolojisiyle masaüstü bilgisayarların performansını zirveye çıkarıyor. 1 GHz Pentium III, kısa bir süre içinde dünyanın önde gelen PC üreticileri aracılığıyla son kullanıcıya yaygın şekilde ulaştırılacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT