BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir insanın kıymeti

Bir insanın kıymeti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinin yolunda dinimize hizmet eden herkes çok kıymetlidir. Kimse kimseyi hafife alamaz. Birbirimizi sevelim. Kendimizi bir şey zannetmeyelim. Hiçbir Müslümanı hakir görmeyelim. Çok sarhoşlar imanlı gitmiştir. Nice âlim veya şeyh geçinenler de imansız gitmiştir. Fâsık bile olsa, Ehl-i sünnet itikadında olan bir müminin kalbindeki nuru dünyaya çıkarsalar, imanının nuru güneşin ziyasını kapatır. Mümin o kadar kıymetlidir.



Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinin yolunda dinimize hizmet eden herkes çok kıymetlidir. Kimse kimseyi hafife alamaz. Birbirimizi sevelim. Kendimizi bir şey zannetmeyelim. Hiçbir Müslümanı hakir görmeyelim. Çok sarhoşlar imanlı gitmiştir. Nice âlim veya şeyh geçinenler de imansız gitmiştir. Fâsık bile olsa, Ehl-i sünnet itikadında olan bir müminin kalbindeki nuru dünyaya çıkarsalar, imanının nuru güneşin ziyasını kapatır. Mümin o kadar kıymetlidir. Hazret-i Ömer, halifeliği zamanında bir orduyu İran seferine göndermişti. Askerler gittikten sonra bir gün hazret-i Ömer oturduğu yerde, üç kere sesli olarak (Lebbeyk) yani (Buyur, söyle!) dedi. Kimse buna bir anlam veremedi, sormaya da kimse cesaret edemedi. Bu sefere çıkan ordunun komutanı, bir askere, derinliğini ölçmek için nehre girmesini söylemişti. Asker, (Efendim, yüzme bilmiyorum, bir şey olursa boğulurum) deyince, (Emrime karşı mı geliyorsun, atla!) dedi. Asker nehre girdi, hakikaten birden su derinleşti, asker kendini kurtaramadı, boğulurken, (Yâ Ömer) diye üç kere bağırdı. Ordu seferden döndü. İran fethedilmiş, asırların Pers imparatorluğu yok edilmişti. Ganimet bol, tonlarca altın gelmiş, askerler zengin olmuştu. Herkes neşeli, fakat hazret-i Ömer hiç gülmüyordu, dönüp de bakmadı bile. Komutan, (Şu kadar ganimet aldık, koca İran’ı topraklarımıza kattık) diye sefer hakkında bilgi veriyordu. Hazret-i Ömer hiç oralı değildi. Sonra, (Askerim nerede) diye sordu. Çok asker şehit olmuştu. Komutan, (Efendim, hangi asker?) diye sordu. Hazret-i Ömer, (O nehirde boğulan askeri soruyorum. Ey komutan, keşke İran’ı almasaydın, bu hazineleri getirmeseydin de, o askerin ölümüne sebep olmasaydın. Bir insanı öldürmenin dehşetini biliyor musun? Maide sûresinde, (Bir insanı öldürmek, bütün insanları öldürmek gibidir, bir insanı ölümden kurtarmak da, bütün insanları ölümden kurtarmak gibidir) buyuruluyor) dedi. Sonra kılıcını çekip, başını vurmak üzereyken durdu: (O askerin diyetini almak için seni öldürmem gerekir. Ama benden sonra âdet olur, böyle bir çığır açılabilir ve düzen bozulur diye korkuyorum, onun için seni öldürmüyorum. Ancak hemen git, o yiğidin ailesine diyetini öde!) dedi. > Tel: 0 212 - 454 38 20 www.dinimizislam.com - www.mehmetalidemirbas.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT