BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lodosun lütfu

Lodosun lütfu

Vatan ve Millet Caddeleri’nin yapılması sırasında molozlar denize döküldü ve lodosun bunları sürükleyeceği düşünüldü. Bu gerçekleşmeyince de Sahil Yolu’nun yapımına karar verildi.



aşbakan Adnan Menderes, şehrin trafiğinin her geçen gün biraz daha çıkmaza girmesi üzerine, bazı yolların genişletilmesini, bu arada büyük çapta istimlâklara başlanması projesini, bir gece sabaha karşı Topkapı’dan Aksaray’a Cadillac marka arabasıyla giderken, sivil polis şoförü Bahri Baba’ya açtı: “Bahri Bey, bu yollar çok dar değil mi?...” diye sormasının ardından cevabını almadan devam etti; “Allah bana kuvvet verirse bu yolun iki tarafındaki bazı binaları yıkıp yola vereceğim!..” Bahri Baba, anında cevap verirken şunu da sözlerine eklemeyi de uygun bulmuştu: -Değerli Başvekilim Beyfendi, çok isabetli düşündünüz, sadece Topkapı-Aksaray değil, Edirnekapı-Saraçhane arasında da yeni bir yol gerek, bu iki yol da yetersizkalıyor... Menderes o zaman şöyle yanıt verdi: -Şu halde, buradan geri, dönüp Edirnekapı’yı görelim!... Ve Bahri Baba, dar yoldan geri dönerek, iki taraflı gidiş-dönüş yoldan Topkapı dışına çıkarak, daracık, ip gibi uzun yoldan Edirnekapı’ya, oradan da Saraçhane’ye kadar giderken saat geceyarısını çoktan geçmişti. Acele toplantı... Ertesi sabah Vali ve Belediye Reisi Prof. Dr. Fahrttin Kerim Gökay, Belediye Reis Yardımcısı Yüksek Mühendis Sedat Erkoğlu, İstanbul İmar Bölge Müdürü toplantı yaparken, birdenbire kapı açıldı. Başvekil içeri girdi: -Değerli Valimiz ve arkadaşlar, toplantının mahiyetini bilmiyorum ama sizlere şunu söyliyeyim, gece Topkapı ve Edirnekapı yollarının kifayetsizliğini gördüm, bunu gündemin önüne alarak bu yolun genişletilmesini görüşelim...” O gün verilen kararla başlayan çalışmalar sonunda, Topkapı-Aksaray, Edirnekapı-Saraçhane ve o dönemde en iyi marulların tarlası olarak bilinen Yenibahçe-Aksaray yolunun açılmasına başlandı. Bugünkü yolun iki tarafından başlayan 980 bina 15 gün içinde istimlak dilerek yıkıldı, Edirnekapı yolu ise, Karagümrük Stadyumu önüne kadar yokuş aşağı geliyor, çıkıntılarla devam diyordu. Burada da 876 bina yerle bir olurken, yolun dümdüz olması çin enkazların molozları buraya dolduruluyordu. Yenibahçe ise en kolaydı, tarlalar, buldozerlerl açılıyor ve iki tarafa da yığılırken molozlar dağlar gibi yükseliyor ve sorun oluyordu. Hergün toplantı Bir sabah yapılan toplantıda İmar Müdürü Faruk Akçer, molozların durumunu anlattı ve şu öneride bulundu: -Elimizde işe yarar dozer ve toprak nakli için kamyon az. Yol açma çalışmalarından çıkan molozları Avcılar’a kadar götürüp geniş arazilere dökmek zaman alıyor ve masraflı oluyor. Bunları Sarayburnu’ndan itibaren Cankurtaran Feneri ve Yenikapı sahillerine dökelim, lodos bunları alıp götürür... Öneri o anda kabul edildi ve tüm molozlar Avcılar yerine sahile dökülmeye başlandı. Ancak günler aylar geçiyor, beklenen lodos başlamayınca molozlar sahilde tepeler oluşturuyordu. İnşaat çavuşu gibi Adnan Menderes, Park Otel’deki yatağını da Valiliğe getirirdi ve çoğu kez Konyalı’dan gelen aleminüt yemeklerle akşam yemeğini geçiştiriyordu. Menderes sabaha kadar çalışmalarını izliyor, yolları inceliyor, geceli-gündüzlü çalışan mühendisleri de bu arada kontralden geçirirken basın da şöyle bir yakıştırma yapmaya başladı: “Başvekil Adnan Menderes, nöbetçi inşaat çavuşu gibi gece Vatan Caddesi’ndeki yol inşaatını gezdi...” Molozlar sorun oldu Bir geceyarısından sonra moloz taşıyan kamyonların peşine takılan Cadillac’lı Menderes, Ahırkapı’dan sonraki sahillerdeki dağlar gibi molozları görünce, sabahın şafağında Vilayete gelerek İmar Müdürü Faruk Akçer’i telefonla aradı: -Faruk Beyefendi, rahatsız ettiğim için özür dilerim, sabah çayını beraber içmek isterseniz ben Vilayetdeyim... Adnan Menderes, Faruk Akçer’i ayakta karşıladı. Tam çaylarını içer, Konyalı’nın gönderdiği poğaçaları yerken, içeri Vali ve Belediye Reisi Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay da girdi. Menderes çok memnundu: “Aman ne iyi oldu, Vali Beyefendi de bize dahil oldular” dedi ve geceki müşahadelerini dile getirdi: -Beyler, ben şöyle karar verdim. Sizin de düşüncelerinize ihtiyacım var. Sahillere yığılan molozların görünüşü çok kötü, lodos da çıkmadı. Ben bu molozların sahile yayılarak bir yol haline getirilmesini düşündüm. Çok da iyi olur, yepyeni bir yol kazanırız... Nice, Cannes sahilleri gibi Faruk Akçer’in yüzünde gülücükler belirdi. Mendres de bunu sezince sordu: “Şehircilik uzmanı olarak siz ne dersiniz Faruk Beyefendi?...” Faruk bey, Fahrettin Kerim Gökay’ın yüzüne baktı ve sonra fikrini açıkladı: -Muhterem Başvekilim, çok güzel bir görüş. Fransa’nın Nice, Cannes sahilleri de böyle meydana gelmiş, ama onlar bilerek yapmışlar, biz ise lodosun lütfuna uğradık... Adnan Menderes ayağa kalktı, alkış tuttu ve Fahrettin Kerim Gökay’a sordu: “Vali Beyefendi siz ne düşünüyorsunuz?...” Vali ve Belediye Başkanı da öneriyi çok beğendiğini söyledi ve şöyle devam etti: -Projenizi ben de çok isabetli buldum. Faruk Bey de bu konunun uzmanı olduğuna göre çok iyi olur. Ben de Nice ve Cannes sahillerini gördüm. Hayırlısı ile çok iyi olur... Ve bugünkü Sirkeci, Yenikapı, Yedikule ile Bakırköy sahil yolu, lodosun sürüklemesi için sahile dökülen molozların, lodosun gecikmesi, üzerine meydana geldi ve sahilde olan Cankurtaran Feneri 30 metre içeride kaldı ama trafiğe de büyük rahatlık sağlandı. Tıpkı Topkapı-Aksaray ve Edirnekapı-Saraçhan ile Vatan caddesi gibi... Türksat-2A geri sayımda.... ürkiye’nin üçüncü uydusu TÜRKSAT-2A veya yeni ismiyle EURASİASAT-1’in üretimindeki en önemli safha olan ana gövde montajı Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz’ün de katılıdğı bir törenle başlamıştı. Fransa’nın Cannes kentindeki Alcatel-Space Fabrikası’nda yapımı süren uydunun devreye girmesiyle telekomünikasyon alanında büyük rahatlık sağlanacağı belirtiliyor. Bu sene Nisan ayında devreye girecek uydunun özellikleri şöyle: “Ömrü 15 yıl olacak 42 derece Doğu boylamındaki yörüngesinden Avrupa’yı Asya’ya bağlayan en etkin haberleşmi ortamı sağlayacak. Kapsama alanına giren bölgelerde analog ve dijital tv yayınlarında, radyo yayınlarında Internet gibi bilgisayar bağlantılarında çok etkin bir gelişme sağlayacak. Ortadoğu, Rusya ve Afrika’da hareketli antenlerle kapsama alınana girip uydudan faydanalanabilecek. 3 yıl sonra ömrü tamamlanacak olan ilk Türksat uydusunun tüm işlevlerini üstlenecek” BİRAZ DA ŞAKA Tatil “süresiz” olmalı!... Kurban Bayramı tatilini 9 güne çıkardı diye, hükümete hem övgü hem eleştiri yağdı. Aslında tatili seven bizler için, 9 günün lafı mı olur!.. Üstelik tatilin yarısı yollarda geçtikten sonra neye yarar ki!.. Bir de şu kahrolası parasızlık yok mu... Tatili cehenneme çeviriyor. Ulaşım ve ikametten, gırtlağa bir şey kalmıyor... Gel de aç karna tatil yap, En iyisi fakirhaneden ayrılmamak ve eskilere yani PTT’ye (pijama terlik televizyon) dönmekti. Fakat yüzlerce vatandaş gibi, ben de güya tatilin keyfini çıkarmak üzre, başımı alıp güneye indim. Allah’tan çoluk çocuk en önemlisi kaynana filan yok. İşte, o zaman azabın katmerlisini yaşamak vardı. Millet, Paris’lerde veya “Buz Otel”lerde keyfini çıkarırken, Bodrum yakınlarında bir köye sığınmışçasına bayram tatili geçirmemin ne anlamı vardı ki. Allah’tan; cep telefonlu güngörmüş ailelerin yaşantısına baka baka, hem vakit geçirmeye hem de üstün kültür kazanmaya çalıştım. Bir defa ilk işim, cep telefonu edinmek olmalı. Sonra da, birkaç zenginin, artistin ve politikacının kod veya kısaltılmış adlarını her ne pahasına olursa olsun öğrenip, ezberleyerek caka satmanın keyfini yaşamalıyım. Düşünün bir kere, “Karaoğlan”la, “Sakıp Ağa” ile konuşmak insana ne biçim hava kazandırıyor. Üstelik, telefonumdan dökülecek klâsik müzik parçaları işin cabası. Çekilen bunca azaba rağmen, tatil süresinin azlığından şikayet etmeye gelince; İşte, püf noktası burada yatıyor. Canım, insanın dönüş için parası kalmayabilir. Bazen yürüyerek, bazen koşarak, bazen oto-stopla tatilden dönüş yapamaz mı?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT