BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Günde 1 litreden fazla su içmek zararlı mı?

Günde 1 litreden fazla su içmek zararlı mı?

İçme suyunun taze, tatlı, temiz, kokusuz ve yumuşak olması, mevsimine göre günde 2-3 litre içilmesi gerekir. Yoksa böbrekler iflas eder.



Son zamanlarda, takip ettiğimiz bazı gazetelerde, bilim adına haberler yazılıyor. Genellikle de ismi unvanı belirsiz bilim adamları tarafından dünya basınına sızan sözde bilimsel haberlerin, ikiyüzlü ve kasıtlı olduklarını anlamak için ârif olmaya gerek yok. Ama, yine de herkesin bu haberlerin maksadını, içyüzünü fark etmeyerek, aldanıp da yanlış karar ve yanlış tercihler yapabileceğini zannederek, bilgi paylaşımı yapmak, dostlarımıza faydalı olmak istedim. Şöyle ki; geçen temmuz ayında bir gazete haberinde, İngiliz bilim adamlarının tesbitine göre, “Günde 1 litreden fazla su içmenin zararlı olduğu, bugüne kadar bildiklerimizin yanlış olduğu” yazılıyordu. Dünyada, günde 2-3 litre su içmek lazım olduğunu sağır sultanlar bile duymuş ve bilirken, bu konuda Dünyadaki bütün bilim adamları, doktorlar ve diyetisyenler hemfikir iken, bu İngiliz’e ne oluyor da tersini iddia ediyor? Bu iddialarının arkasında bir menfaatleri olmasın! Herkes aptal da onlar mı akıllı? Yıllardır sömürdükleri yetmedi mi? Tıkanan ekonomilerini rahatlatmak, bira ve meşrubatlarının satışlarını artırmak için, su tüketimini kısıtlatıp, su yerine paralı ve pahalı şeyler içirmek istiyor olmasınlar... Onun içindir ki, İngiltere’de kolon kanseri çok yaygın ve başı çekiyor. İngilizlere, aslen İranlı olan Feridun Bathmanjelid’in “Hasta değil susuzsunuz” kitabını okumalarını tavsiye ederiz. Bu kitap Avrupa ülkelerinde İngilizce ve hemen her dilde mevcuttur. Herkese ayrıca tavsiye ederim. İşte bu iddiamızı teyid eden bir haber de yine gazetelerde yeni çıktı. “Susuzluğu gidermek için, su yerine süt için” diyorlar. Demek ki sütçüler zor durumdalar!.. Ne derlerse desinler, güneş balçıkla sıvanmaz. Hiçbir sıvı, süt, meşrubat, çay, kahve... her neyse su yerine geçmez. Vücudumuzun sıvı emilimi en kolay, en düşük yoğunluktaki suyla olur. Hattâ sert sular bile, yumuşak sular gibi aynı emilimi sağlamaz, şişkinlik ve hazımsızlık yapar. Yumuşak suların eritkenliği, çözücülüğü daha yüksek olup, yemek arasında içilirse hazmı kolaylaştırır. Suyu su olarak tanımak, temiz ve yeterli miktarda içtiğimizden emin olmak lazım. Sudan mineral veya vitamin almak diye bir şart yoktur. Mineralleri bulunduğu zengin kaynaklardan günlük olarak zaten alıyoruz. İçme suyunun taze, tatlı, temiz, kokusuz ve yumuşak olması, mevsimine göre günde 2-3 litre içilmesi gerekir. Yoksa böbrekler iflas eder, kabızlık kolon kanseri “geliyorum” der. Son yıllarda mantar gibi çoğalan diyaliz merkezleri bu sözümüzün delilidir. Mak. Müh. Mevlüt Yavuz Trafik Vakfı’nın çekici hizmetleri İspark’a devredilsin İçişleri Bakanlığı’na; İstanbul Trafik Vakfı’nın haksız araba çekme olaylarından son derece muzdaribim. Lütfen bu haksız uygulamalarına son verilsin, saçma sapan konular sebebiyle, polisle vatandaş karşı karşıya gelmesin. İspark devralsın bu işleri ve hakkaniyet uygulansın. Vatandaşın zor durumundan yararlanmak için, iş ticarete dökülmüş adeta. Yoksa gerçekten trafiği rahatlatmak için yapılan hizmet filan değil. Yazık yüzlerce araç ve harcanan mazota. Zaten asıl araç çekerken kendileri işgal ediyor trafiği, kimse bunun farkında değil.. Tabii ki kanunlara uymak zorundayız ama kanunlar vatandaşın işini çözecek şekilde esnek ve en mühimi adaletli olmalı.. Trafik Vakfı müessesesinin, çekicilik işinden ziyade, vakıf faaliyetlerini yapması, gelirleri de mertçe vatandaştan talep etmesi daha doğru değil mi?. Vatandaşı ortada rezil halde bırakarak, arabasını alıp giderek gelir sağlanmaz. Beddua alan o gelirden bir hayır da olmaz.. Trafik Vakfı bu işleri beceremiyor, birisi hata yapsa da hemen çeksem mantığı ile avcı gibi bekliyorlar. Duruma “gerçekten çekmek gerekir mi, gerekmez mi” diye bakmıyorlar, biraz idare etmek falan yok... İspark, belediye ya da başka bir kurum bu işleri modern ve hizmet amacı güderek yapsın lütfen. Eğer trafiğe engel bir durum yoksa, yarım saat bari süre vermeliler. Bu işleri ceza ve hizmet yönüyle güzel uygulayan belediyeler var.. Diğer konu da Haydarpaşa Numune Hastanesindeki karışık düzen, rezil otopark sistemi. Bunları hastane yönetiminin dikkatine de sunuyorum. Otoparkta yer bulamadığımız için mecburen E5 yönünde park ediyoruz ve arabamız çekiliyor. Güya tabela var 3 saatten fazla duranlar çekilecektir diye. Ama otoparkta görevli bile yok. Mahvoldum sıcakta, hastane işleri yetişmediğine mi yanarsın, arabanın çekilmesine mi?.. Nedir bedava otopark yapmak? İşletilemeyen bir otoparkın ne manası var. İçine girseniz çıkamıyorsun. Park edenler saatlerce kalıyor. 10 dakikalık işi olan ise eziyet çekiyor. Bunu paralı yapın, daha doğrusu bu işlerin uzmanı İspark’a bırakın. Yarım saat için para almayın ama sonrası için alın, hem de hastaneye katkı olsun. Otopark toz toprak içinde. Çekiciler ortalıkta at oynatıyor. Hizmet istiyoruz. Bedava olması, illa bir şeyin çok faydalı olduğu manasına gelmez. İşletebilmek lazım. Bu konunun düzeltilmesini rica ediyoruz.. 2-3 lira bile olsa caydırıcı makul bir ücret konulmalı. En önemlisi de otoparkta görevliler olması lazım. Buraya gelenler hasta ya da hastaya hizmet edenler sonuçta. Makul bir ücreti olsun ki istismarcılar engellensin. Hayreddin Çetinkaya > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT