BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Annesi geldi aklına...

Annesi geldi aklına...

On beş dakika sonra Çetin galerinin önüne gelmişti. Parasını verip savdı taksiyi. Karşısındaki acenteye baktı gözlerini kısarak. Kapalıydı. Mesai gününde böyle bir yerin kapalı olması meraklandırdı. Yanındaki mobilyacı dükkanına girdi:



On beş dakika sonra Çetin galerinin önüne gelmişti. Parasını verip savdı taksiyi. Karşısındaki acenteye baktı gözlerini kısarak. Kapalıydı. Mesai gününde böyle bir yerin kapalı olması meraklandırdı. Yanındaki mobilyacı dükkanına girdi: - Affedersiniz, yandaki galeri kapalı mı acaba? Mobilyacı dükkanındaki kısa boylu, uzun yüzlü adam hemen yanına gelmişti: - Evet, yaklaşık üç haftadır açılmıyor. - Üç hafta mı? - Biz de merak ettik ama herhalde tatile gitti. Israrla sordu: - Tanıyor musunuz kendisini? Adı Şahin Demir olacak... Adam omuzlarını kaldırdı: - İnanın biz de adını bilmiyoruz. Zaten esrarengiz bir adamdı. Burada çalışmaya başlayalı üç ay kadar oldu. Hiç kimseyle konuşmazdı zaten. Birden bire yok oldu ortadan. Arabalar da içeride, bilmiyoruz yani... Delikanlı başını salladı: - Anladım, teşekkür ederim. Doğru iz üzerinde olduğundan emindi artık. Bundan sonra yapacak tek şeyi vardı. Bu galeriyi göz altında tutmak. Elbet bir gün çıkıp gelecekti o adam. Hatırlamaya çalıştı. Suratının şeklini hiç beğenmemişti zaten. Hazım’ı beklemeliydi. Onun bu adamla bir alışverişi olduğuna göre mutlaka bilirdi kimin nesi olduğunu. Dişlerinin arasından fısıldadı: - Tam gidecek zamanı buldun patron. Dalgın adımlarla iskeleye indi. En azından bir yerlere ulaşmıştı. Bu kadar bile başarı sayılırdı. Şu işin aslını esasını öğrenebilse belki Hazım’a bile gerek kalmayacaktı. Vapura binip karşıya geçti. Karaköy’e geldiği zaman akşam olmak üzereydi. Bankalar caddesinden Tünel’e doğru yürüdü. Postahanenin önünden geçerken irkildi: Rehber!.. Rehberden bulabilirdi belki. Hemen daldı içeriye. Kulübelerin olduğu yere gidip sıra sıra dizilmiş rehberleri telaşla karıştırmaya başladı. Bir sürü demir soyadlı insan vardı. Adı Şahin olan ise tam yedi kişi. Memurdan yedi tane jeton aldı. Rehberi de yanına alıp teker teker çevirmeye başladı numaraları. Açan herkese Çetin galerinin sahibi olup olmadığını soruyordu. On dakika sonra hepsini aramış ama hiçbir sonuç alamamıştı. İki tanesi de yüzüne kapatmıştı telefonu. Ümitsizliğe kapılmıştı. Kimdi bu adam? Villaya dönmeye karar verdi. Taksime yürüyüp dolmuşa bindi. Bir saat sonra villada kendisine ait odada, yatağının üzerine uzanmış, ellerini başının altında birleştirmiş, gözleri tavana dikili öylece düşünüyordu. Söylendi kendi kendine: - Bu kadar şey öğrendikten sonra mutlaka gerisine de ulaşabileceğim bu işin. Annesi geldi aklına. O köyden başka hiçbir yer bilmeyen kadının canını dişine takarak kızını araması allak bullak etmişti yüreğini. Benliğini kemiren pişmanlık duygusuyla inledi. Gidip onun boynuna sarılmak, kendisini affetmesi için yalvarmak istedi. O zaman ise bütün bu uğruna birçok değerini feda ettiği hayattan vazgeçmesi gerekecekti. Anasını iyi tanıyordu. O dürüst bir kadındı. Geleneklerine, değerlerine bağlı bir insandı. Böyle bir hayatı asla kabul etmezdi. Elini cebine attı, tomarla para vardı avuçlarında. Boş gözlerle baktı banknotlara. Usulca mırıldandı: - Değer mi? Bunlar için yuvanı, ananı, sana sevgisinden başka verecek hiçbir şeyi olmayan o zavallı insanı kaybetmeye değer mi? Gönül rahatlığı, erdem, dürüstlük, iyi insan olmak... Bütün bunlar bu kağıt parçalarından daha kıymetli değil mi?!. * * * Seher ayaklarının ağrısından artık adım atamaz durumdaydı. Tabanları zonkluyor, dizinden aşağıya dayanılmaz sızılar iniyordu. Yaklaşık altı yedi saattir dolaşıyordu. Hiçbir şey bulamamıştı. İçindeki burukluk ve vücudundaki yorgunluk kadıncağızı perişan ediyor, nefes bile almakta zorlanıyordu. Yokuşu ağır adımlarla tırmanırken kendi kendine söylendi: - Yarın devam ederim, bulana kadar devam ederim. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT