BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayramı hak etmek

Bayramı hak etmek

Bayrama bir şuur penceresinden bakmalı. Bayramlar tabiî ki aynı zamanda gelenektir. Ancak gelenek olduğu için bayram değildir. Bayram olduğu için gelenekte yer alır.



> Şüphesiz ki bayram, bayrama olanca mânâsıyla sevinen herkesin hakkı. Fakat bu ilahi lütfu ne kadar hak ediyoruz, ona ne kadar layıkız? Bayrama bir şuur penceresinden bakmalı. Bayramlar tabiî ki aynı zamanda gelenektir. Ancak gelenek olduğu için bayram değildir. Bayram olduğu için gelenekte yer alır. Arada ne fark var? Biri alışkanlıktır. Diğeri ibadet. Şüphesiz ki bayram, bayrama olanca mânâsıyla sevinen herkesin hakkı. Fakat bu ilahi lütfu ne kadar hak ediyoruz, ona ne kadar layıkız? Bayramlar kimin? Çevremizde işte bayramı tam anlamıyla hak etmiş diyebileceğimiz hangi çoklukta insan var? Bayram, asıl onların, bayramı hak eden onlar. Bir de aksi var: Ramazana hürmette kusur edildiyse, namazlar kılınmadıysa, cumalar unutulduysa, zekât verilmediyse, sadaka ihmal edildiyse, Kur’an okunmadıysa, ilmihal tahlil edilmediyse, iftar imtiyazlılar sofrası olduysa... O zaman ramazan-ı şerif memnun ayrılmaz ki. Sadece aç mı kalındı? Namaz şeklen mi kılındı? Öfkeler fren mi tutmadı? Konu-komşu hatırlanmadı mı? Şüphesiz ki ramazan, bir ahirete hazırlık imtihanı. İmtihanı ne kadar verebildik. Biz önceki nesillerden bir gelenek mi devraldık, bir şuur mu inşa ettik? Kiminle ağladık kiminle güldük? Hangi âyetle tefekkür denizine açıldık, hangi hadisle kendimizi keşfe çabaladık. Dolmabahçe Sarayı’ndaki büyük salonun adı Muayede Salonu’dur. Iyd, bayram, muayede bayramlaşma demektir. Eski İstanbullular ‘ıydınız said olsun’ derlerdi. Bana sorsalar ki bu üç yıl içinde Türkiye’de en çok neyi özledin? diye. ‘Evvela Süleymaniye, Fatih, Yavuzselim, Yeni Cami, Sultanahmet gibi sultanların sultan camileri’ derim. Ama insan gurbette sadece ülkesinin camilerine hasret duymuyor, sadece ezan sesini özlemiyor. Kabirleri de özlüyor. Yıllar geçiyor. Fakat yanına gidip bir Fatiha okuyacağınız kabir yok. Bayramlar, öncelikle çocuklar, yaşlılar, yoksullar ve ölüler için bayram değil midir? Ramazan, bir bakıma da diğerkâm olma disiplinini kazanmaktır. Zaten aç kalma aynı zamanda bir empatidir. Kendi ailemize bakarken dulu yetimi, yoksulu hatırlamak, aç kalarak Somali’nin bir deri bir kemik çocuğunun ızdırabını iliklerine kadar hissetmek. Ramazan, bu hasleti yeniledi mi, bayram bu merhameti, derinleştirdi mi? Bayram hissetmektir. Bütün İslam Coğrafyasını bütünüyle hissetmek. Ben yerine biz şuurunu oturtmak Yalnızca milletim dememek. Ümmetim de demek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT