BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paşa ve general... -3-

Paşa ve general... -3-

Askerin esas vazifesi dışına çıkarak, siyasete ve devlet işlerine el atmasının son bir buçuk asırda doğurduğu felaketleri, tepe noktaları ile hatırlatan bu üçüncü yazı... Hâlâ daha generallerin “paşa” olarak anıldığı dönemdeyiz.



Askerin esas vazifesi dışına çıkarak, siyasete ve devlet işlerine el atmasının son bir buçuk asırda doğurduğu felaketleri, tepe noktaları ile hatırlatan bu üçüncü yazı... Hâlâ daha generallerin “paşa” olarak anıldığı dönemdeyiz. Sultan Abdülaziz Han’ı önce siyaseten sonra fiziken ortadan kaldırıp, Sultan Beşinci Murat ile saltanatı ve devleti kontrol etmeyi hedefleyen Hüseyin Avni, Mütercim Rüştü ve Mithat Paşaların hesabı çabuk bozuldu. Darbeden üç ay sonra, Murat Han’ın rahatsızlığının büsbütün artması üzerine, İmparatorluğu 33 yıl boyunca dirayetle yönetecek olan Sultan II. Abdülhamit Han tahta geçti. Bu zaman zarfında bütün dış badireleri büyük maharetle aşmasını bilen “Dâhi Sultan”, sonradan her üçü de paşa olacak olan Talat, Cemal ve Enver beylerin güdümündeki İttihat ve Terakki Cemiyetinin tertiplediği; “31 Mart Vak’ası” diye bilinen, 14 Nisan 1909’daki darbe ile tahttan indirildi. Darbeyi gerçekleştiren “Hareket Ordusu”nun başındaki Mahmut Şevket Paşa, çok geçmeden bir başka darbe ile Sadaret (Başbakanlık) koltuğuna üniforma ile oturacak olan ilk muvazzaf askerdir... Zaten “İkinci Meşrutiyet”in ilan edildiği 1908’den itibaren ipler tamamen İttihat ve Terakki Komitesinin elindedir... 1912’de Halaskar Zabitan (Kurtarıcı Subaylar) baskısı ile Said Paşa Hükümeti düşürülünce (12 Mart 1971 Muhtırası gibi...), İttihat ve Terakki ihanet dahil her türlü entrikaya başvurmaktan çekinmedi. Yarbay Enver’in Bab-ı Ali baskını ile Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü. Sadrazam Kamil Paşa’nın da silah zoru ile istifası sağlandı ve yerine Mahmut Şevket Paşa oturtuldu... Daha önce Kamil Paşa Hükümeti Rumeli’yi düşmana terk etti diye bozgunculuk yapan İttihat ve Terakki Çetesi, hükümeti devralınca bizzat kendisi Edirne ile birlikte bütün Rumeli’yi düşmanın eline bıraktı!.. İşte darbelerin hikâyesi böyle... “Su testisi su yolunda kırılır.” Mahmut Şevket Paşa da, dört ay on dokuz gün sonra bir suikastla ortadan kaldırılacaktır. Ama İttihat ve Terakki’nin (A Kadrosu) ipleri elinden bırakmayacak ve toplam dokuz yıllık süre içinde koca imparatorluğu yıkıp dağıtacaktır. Sonunda başını Talat, Enver ve Cemal Paşaların çektiği bu (A Kadrosu) büyük yenilgi ile birlikte nihai şekilde tasfiyeye uğrayacak, bahsi geçen üçlü, yurt dışına kaçacaktır... “A Kadrosu”nun tasfiyesi ile birlikte, (B Kadrosu) onun yerine geçecek ve Milli Mücadele sonunda Cumhuriyeti kuracaktır. Ancak askerin güç ve iktidar mücadelesi bitmeyecek, yeni rejim şartlarında gizli-açık biçimde devam edecektir. Bundan dolayı da sık sık tasfiyeler yaşanacaktır. Atatürk’ün askeri siyaset dışında tutmak istediği yolundaki iddialar, resmî ideoloji söyleminden ibarettir. Oysa resmî tarih tezlerinin aksine, hem Atatürk’ün hem de İsmet İnönü’nün; siyasi kontrolü mutlak biçimde elinde tutabilmek için askerî cenahı sonuna kadar kullandığı inkârı mümkün olmayan bir gerçektir. Devamı gelecek...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT