BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Çeçen Direnişi

Çeçen Direnişi

1989’da SSCB zindanından kurtulan Türklerin kurduğu 5 ayrı devlet, Rusya’nın yeni sınırları içinde kalan; diğer “esir milletler” için de bir umut ışığı oldu. Bunların başında da, özgürlüğüne düşkünlüğü ve Ruslara karşı verdiği amansız bağımsızlık mücadelesi ile tanınan Çeçenler geliyor. Çeçenistan’ın karşısına çıkardığı fırsatı değerlendirmek isteyen efsanevi komutan ve devlet adamı Cahar Dudayev önderliğinde harekete geçen Çeçenler, 1991 Kasım’ında bağımsızlığını ilan etti.



Başlarken ... Yüzyıllardır Rusların emperyalist ve yayılmacı politikalarıyla kana bulanan Kafkasya; bu defa da, topraklarını işgal eden Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi veren Çeçenlerin kahramanlıklarına sahne oldu. Sömürdüğü milletlerin katma değeri ile ürettiği son model silahlarla yine o milletlerin üzerine ölüm yağdıran Ruslar, Çeçenlere karşı giriştiği savaş değil soykırım hareketinde de acımasızlığını gösterdi. 1989’da dağılan SSCB’nin enkazı üzerinde oluşan bugünkü şartlar; petrol ve doğalgaz boru hatları ile yeniden şekillenen coğrafyanın önemini arttırdı. Bu önem ile iştahı kabaran Rusya, Çeçenlerin bağımsızlığı ve diğer bölgelerde de yükselen hürriyet hareketleri karşısında daha bir vicdansız, daha bir hukuksuz tavır takındı. Bir ülkeyi dünyanın gözleri önünde yakıp yıkmayı hâlâ sürdürüyor. Uluslararası ve insani tüm hususları gözardı eden Rusların amaçlarını, katliamlarını ve bölgenin önemini araştırdık. Gördük ki; Rusya hem kendi yasalarını hem de uluslar arası hukuku çiğniyor. Cahar Dudayev’in katledilişi ve “Yalnız Kurt” Salman Raduyev’in esir düşmesi ile yeni bir boyut kazanan savaşa (daha doğrusu katliama) yeniden dikkat çekmek istedik. D.E.-K.G.Ö. Rus işgali ve sessiz dünya Rusların yüzyıllar önce başlattığı “Kafkasya’yı yutma” ve “sıcak denizlere inme” politikası; şanlı direnişlerin, haklı bağımsızlık savaşlarının taş duvarlarına çarptı her dönemde. Ne çarlar, ne komünist diktatörler, ne de ne idüğü belirsiz bugünkü rejim; ne bu emperyalist-yayılmacı politikalardan vazgeçti, ne de Kafkas halklarının yaktığı bağımsızlık ateşini söndürebildi. ESİR MİLLETLERE ÜMİT 1989’da SSCB zindanından kurtulan Türklerin kurduğu 5 ayrı devlet, Rusya’nın yeni sınırları içinde kalan; diğer “esir milletler” için de bir umut ışığı doğurdu. Bunların başında da, özgürlüğüne düşkünlüğü ve Ruslara karşı verdiği amansız bağımsızlık mücadelesi ile tanınan Çeçenler geliyor. Kızılordu’da bir generalken, yeni şartların Çeçenistan için oluşturduğu fırsatı değerlendirmek isteyen efsanevi komutan ve devlet adamı Cahar Dudayev önderliğinde harekete geçen Çeçenler, 1991 Kasım ayında bağımsızlığını ilan etti. Rus tehdidine ve dünyayı kandırmaya yönelik yalana dayalı propagandasına kulak asmayan Çeçenler, bağımsızlık kararından en küçük bir taviz vermedi. Gerekirse savaşılacaktı. Öyle de oldu. Fakat bu savaş eşit şartlarda olmadı hiçbir zaman. 11 Aralık 1994’te Çeçenistan’a giren Rus tanklarının, helikopterlerinin ve yüzbinlerce askerin tek hedefi vardı: Dudayev yönetimini devirerek yerine Moskova kuklası bir hükümet kurmak. Ancak bu o kadar kolay değildi. Çünkü, yüzyıllara dayanan ve bir efsaneye dönüşen şanlı direnişlerin, isyanların, savaşların ruhlarda meydana getirdiği coşku ve bedenlere verdiği kuvvet henüz taptazeydi. Bunu Ruslar da biliyordu. Buna rağmen, Mozdok’tan havalanan Rus helikopterleri, Nadtereçni’ye bağlı banliyöleri, kasabaları, köyleri bombalarken; tank ve diğer zırhlı araçlar da Dolinski ve Pervomayski’yi topa tutuyordu. SAVAŞ DEĞİL KATLİAM İşgal o kadar aleni yapılıyordu ki, Enformasyon Bakanı Movladi Udugov harekatı doğruluyor, dünyanın gözleri önünde bir katliam gerçekleştiriliyordu. 250 bin askerle ölüm kusan Ruslar 15 bin ölü verirken, bin 500 Çeçen de insanlık dışı yöntemlerle şehit edildi. Batılılar “endişe”lerini dile getirirken, kılını kıpırdatma gereği bile duymuyordu. Şeyh Şamil’in Ruslara dar ettiği Kafkaslar’da göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor, işgalci Ruslar yine telef oluyordu. Göstermelik girişimler ve demeçler dışında bir şey yapmama vurdumduymazlığını içine sindiremeyen Cahar Dudayev, 13 Temmuz 1995’te BM Genel Sekreteri Butros Gali’ye çektiği faks mesajında şöyle sesleniyordu: GALİ’NİN ÇİRKİN YÜZÜ “Rusya Federasyonu’nun Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti’ne karşı açık bir saldırganlık gösterisine başladığı, tüm dünyanın Çeçen Ulusu üzerinde Ruslaştırma amaçlı soykırımı farkettiği son yedi ay süresinde her kıtadan birçok uluslar arası örgüt, parlamento, parlamento asamblesi, hükümet ve halk yöneticisi, dünya siyaset ve hukuk önderleri size kişisel olarak başvurmuşlardır. Bunlar yalnızca Rusya’nın Çeçenistan’a karşı giriştiği askeri saldırı ve soykırım konusunda BM Genel Kurulu’nun olağanüstü oturum yapması için acil çağrıda bulunmanın dışında, başkanlığını yaptığınız BM Genel Sekreterliğinin tavrını da sert biçimde eleştirmişlerdir. Kişisel tavrınız, Çeçen halkına uygulanan sınırsız vahşetin doğrudan doğruya onaylanması biçiminde ortaya çıkmaktadır.” Balkanlar’da, Karabağ’da ve dünyanın başka yerlerinde Müslüman kanı dökülürken kılını bile kıpırdatmayan Kıpti Gali’ye gönderilen bu mesaj, onun çirkinliğini yüzüne vurmanın ötesinde; Çeçenlerin bu mücadelede yalnız bırakıldığının da göstergesiydi. DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95614
    % 1.63
  • 4.7605
    % -0.68
  • 5.568
    % -0.79
  • 6.2417
    % -0.76
  • 188.172
    % -0.92
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT