BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıfır sorun ve monşerler

Sıfır sorun ve monşerler

Aylardır sürüncemede bırakılan, İsrail’in erteleme talebi Türkiye tarafından reddedilen BM raporu nasıl olduysa ‘sızdı’. Sade suya tirit rapor İsrail’e ‘üzüntülerini bildirmesini’ tavsiye ediyor!



Aylardır sürüncemede bırakılan, İsrail’in erteleme talebi Türkiye tarafından reddedilen BM raporu nasıl olduysa ‘sızdı’. Sade suya tirit rapor İsrail’e ‘üzüntülerini bildirmesini’ tavsiye ediyor! Yani, İsrail, uluslararası sularda kendi askerlerinin öldürdüğü Türkiye vatandaşları için ‘lütfederse’ özür dileyecek ve konu kapanacak! Türkiye ‘hayır, kapanmayacak’ dedi. Askerî ve diplomatik ilişkilerin olabilecek en alt düzeye indirileceği yeni bir dönem başlıyor şimdi... İsrail ‘uluslarası hukuku ve yaşama hakkını’ tanıyana ve bunları ihlal ettiği için özür dileyene dek... Hükümetin tutarlı ve proaktif dış politikası devam ededursun, zihinleri kırk yıldır aynı kurguyla çalışanlar ise ‘Davutoğlu diplomasisini’ bu vesileyle bir kez daha eleştiriyorlar. ‘Hani sıfır sorun olacaktı?‘ diye sarakaya alıyorlar Türkiye’nin yeni dış politikasını.. Sıfır sorunun ‘ben sorun çıkarmam ama bana sorun çıkarılmasına da sessiz kalmam’ anlamına geldiğini kavramak bu kadar zor olmasa gerek... Bir de Türkiye’nin ‘geleneksel’ dış politikasının değiştiğinden yakınan ‘emekli diplomatlar’ var. Onlara şunu anlatmak lazım: Türkiye’nin son birkaç yıla kadar gelenekselden filan vazgeçtim, bir dış politikası var mıydı acaba? Kafasını kuma gömmek, her uluslararası olayda gözucuyla ABD’ye bakıp ona göre pozisyon almak ve içinde İsrail kelimesi geçen her konudan ödü kopmaktan başka? CHP’nin Davutoğlu’nun açıklamasına verdiği tepki, ‘dünya değişirken kırk yıldır değişmeyen monşer retoriğine’ güzel bir misaldir aslında... Yok hükmündeki BM Cumhurbaşkanı Gül’ün, sızdırılan BM raporu için ‘bizim için yok hükmündedir’ sözü, malumun ilamıdır esasen... BM, bütün uluslararası ihtilaflarda, felaketlerde, savaşlarda yalnızca egemenlerin tarafında yer alan, Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin esaretindeki bir işlevsiz örgüt olmaktan öteye gidemedi ki... Dün bizim gazetede Osman Sağırlı’nın ‘olağanüstü çarpıcı’ bir haberi vardı. BM gözetimindeki mülteci kampında ve hastanelerinde Somalili çocukların organlarının çalınıp, BM gözetimindeki pistlere inen uçaklarla kaçırıldığına dair kuvvetli bulgulara erişmişti Sağırlı.. Daha önce yine Sağırlı’nın haberlerinden, Afrika’daki açlar için gönderilen yardımların BM depolarında bekletildiğini, bu depolardan çalınan gıda maddelerinin karaborsada satıldığını okumuştuk. Adaletin, merhametin ve hakkaniyetin gerektiği hiçbir yerde BM yoktu zaten... SMS ile anayasa Dün Sabah’ta Hamdi Ateş’in haberinden öğrendiğimize göre, yeni anayasa için hepimiz taleplerimizi e-mail ve SMS ile TBMM’ye bildirebileceğiz. Sivil toplum örgütleri, dernekler, bireyler yeni anayasada görmek istediklerini ve istemediklerini Meclis’e yazabilecekler. Toplanan görüşler tasnif edilip Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunulacak. Demokrat ve sivil anayasa isteyenler ‘Anayasa’yı halk yapar, Meclis yazar’ diyorlardı. Bu uygulama halkın anayasa yapımına katılmasını sağlayabilir. Yeter ki iyi işletilsin ve kozmetik bir uygulama olarak kalmasın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT