BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tekerlekli saraylar!

Tekerlekli saraylar!

Pakistanlılar için Bedford sıradan bir kamyon değil. O hem ev, hem ekmek teknesi. Pakistan kara yolları âdeta panayır gibi, tekerlekli saraylar gözünüze ve kulağınıza şölen sunuyor. Ülkede kamyon süsleme işinden yüz binlerce kişi geçiniyor.



ÖZEL HABER İRFAN ÖZFATURA YÜRÜYEN SARAY Pakistan kara yolları âdeta panayır gibi, tekerlekli saraylar gözünüze ve kulağınıza şölen sunuyor. GEÇİM DÜNYASI Bir kamyon fabrikasında çok olsun bin kişi çalışır, halbuki süsleme sanatından yüz binler geçiniyor. > İrfan ÖZFATURA Pakistanlılar için Bedford sıradan bir kamyon değil... O hem ev, hem ekmek teknesi. Sırdaş, yoldaş, arkadaş... Bu ülkede acentadan kamyonu çıkaran Karaçi, Lahor, Quetta ve Revalpindi’deki karasör atölyelerine koşar. Ustaların ilk işi tavanı ve kapıları kesip atmak olur, onun yerine raca tahtı gibi bir kupa oturturlar. Mekân genişler, ferahlar, metal kapı yerine ceviz ya da Himalaya sedirinden oyulmuş bir kanat takarlar. Kapı kolu, dilli kilit ve kulplu anahtar ev hissi verir insana... Sılada yuva sıcaklığı sunar. Kabin içi şoförün keyfine kalmıştır. Genelde bir divan atar, arkasına ot minderleri sıralar. Kumaşları kalitedir ama.. Kadife, ipek, saten... Bazen bir Afgan kilimi yayar, bazen bir İran halısı atar. Pencere üzerinde altın ve gümüş nakışlar, vites üzerinde dizi dizi boncuklar.... Naylon çiçekler, saatler, takvimler, ponponlar... ŞINGIR MINGIR Pakistanda her kamyona el edebilirsin, mutlaka durur ve çatıyı gösterir sana: “Atla!” Merdivenden kabin üstüne çıkarsın, küpeşte on yolcuyu barındırır icabında. Evet üstü açıktır ama önündeki taç yapı (alınlık) rüzgârı keser, gömleğiniz uçuşmaz, kulağınız uğuldamaz. Zikrolunan kasa iki güçlü kalas ile desteklenir, deyin ki cumba... Şoför sıcak yaz geceleri burada yatar... Yıldızların altında... Gelelim yük eşya taşınan kısma... Kasa bizim alışageldiğimizden daha yüksek ve kemerlidir. Sadece arka kapak açılır o da yeter onlara... Diyelim kamyonunuzun ahşap aksamını tamamlattınız. Hayır öyle hemen marşa basmak yok, iş yeni başladı daha... Sonra bir metalciye gidersiniz, kasayı ve kaportayı aylarla yıldızlarla kuş kanatlarıyla donatırsınız baştanbaşa. Metalciler akustiğe de bakar aynı zamanda. Vasıtayı çelik pullarla, zincirlerle bezer, rüzgar gülleri, çıngıraklar takarlar. Yol boyunca bir şıngırtı tuttuturur ki nasıl anlatıla? PİCASSO KİM YA? Sonra bir kamyon ressamı ile anlaşırsınız Usta alır eline fırçasını, kılıçlar kalkanlar, çiçekler balıklar yapar. Göller, nehirler, şelaleler, dumanlı dağlar. Pruva yükseklere yakışan motiflerle bezenir, camilerle, levhalarla... Sarmaşıklarla süslenen çerçeve içlerine ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler, bereket duaları, Esma-ül Hüsna, Ehl-i beytin ve Eshab-ı kehfin isimleri yazılır itinayla. Kimi ressam arkaya bir posterlik yer açar, genelde Kâbe-i muazzama ve Mescid-i Nebi tasviri oturturlar. Ama isterseniz at, kartal, kaplan, yılan, f-16, siyasetçi ve komutan (Eyup Han, Ziya ül Hak, Benazir) resmi de koydurabilirsiniz buraya. Kendi resminizi de çizdirebilirsiniz hatta. Kafanıza alnı açık bir Peştun takkesi yakıştıracak, iri iri gözler yapacaktırlar kara kara... İtiraz yok şablon böyledir zira. Bazı ressamlar pek ünlüdür, randevu ile çalışırlar. Kamyonunu onlara boyatabilenler, gururla dolanırlar. İsterseniz elinizdeki resmi verip “bu olsun” diyebilirsiniz ya da ustaya bırakırsınız gereğini yapar. Size tekerlekli bir sanat galerisi hazırlar. 41 KERE MAŞALLAH Pakistanlılar hem kamyonlarına baktırmaktan hoşlanır hem de göz değmesinden korkarlar. Her köşesine maşallah yazar, nazar savdığına inanılan gözler boncuklar takarlar. Kamyon dediğin geceleri birden bire çıkmalıdır meydana. Es kaza uzun fara dokunan alev alev yanan bir ejderha bulmalıdır karşısında. Bilhassa Ravalpindili ustalar fosforlu levhaları, reflektörleri maharetle dizer, alları, sarıları öyle bir kullanırlar ki, ışık çarptı mı “Babür Bağına” döner bir anda! Renk ahengi muhteşemdir, pes dersiniz... Bu kadar olur valla! Bir kamyon farları yanmasa bile gece rahatlıkla yol alabilir, fosfor yumağı gibidir zira. Şu günlerde led lambalar, mor ışıklı floresanlar da prim yapıyor. Küçük küçük ampullerle motiflere kontur çekiyorlar ayrıca. NOSTALJİ OLSUN Son yıllarda Japon Hino ve Nissan Dizel girmiş pazara. Bunlar daha güçlü, daha ekonomik, daha konforlu vasıtalar ama vefakar Bedford’lar yıkılmadı daha... En yenisi 1965 model... Delikanlı dediğin bile 56 yaşında... Çoğunda babanın, dedenin aile büyüklerinin izi var. Ayaklı hatıra defteri, nasıl atarsın sokağa? Michigan Üniversitesi’nden Prof Jonathan Mark Kenoyer mevzuyu enteresan bulmuş, araştırmaya kalkmış. Karşısına öyle derin ve köklü bir kültür çıkmış ki adam tutulup kalmış. Eğer ona sorarsanız bu renkli dünya Gaznelilere, Babbürşahlara, Kutupşahilere, Herat Hanlarına, Delhi sultanlarına uzanıyor. İpek yolu, deve konvoyları, kervansaraylar... Asırlar evvel öküz arabalarını, faytonları bezeyen ustalar, tecrübelerini aktarmış olmalı oğullarına. ETİKET GİBİ Pakistan’da “memleket nire hemşerim” faslını geçebilir, direkt “içinden mi” diye sorabilirsiniz. Kamyon süslemeleri plaka gibidir zira, bağlı olduğu vilayeti fısıldar erbabına. Şöyle ki Şeş Mahal’i andıran saçaklı ipek ve saten nakışlara Lahorlular meraklıdırlar. Bunların kamyonları Jaipur ve Agra saraylarından (Taç Mahal) numuneler taşırlar. Peşaver ve Belucistan ahalisi için tavus aplikeler ve oyulmuş ahşap kabin kapısı olmazsa olmaz. Pencap ve Sindh civarında ise daha ziyade deve kemiği kullanılır aksesuarda. Sektör sandığınızdan da büyüktür. Sadece Karaçi’de 50 bin kişi bu işle iştigal eder. Quetta, Ravalpindi de ona keza... NERDEN İCAB ETTİ? Pakistanlılar kamyonculukla 1940’lı yıllarda tanışıyor. Fakir köylüler bir anda para sahibi oluyor ve işlerine tutku ile bağlanıyorlar. Malum Pakistan 1947 yılında Hindistan’dan ayrılıyor. Bu yüzden arabalarını ay yıldızlarla beziyorlar. Yük sahipleri süslü kamyonlara itibar edince nakliyeciler arasında bir yarıştır başlıyor. Rekabet zamanla düelloya dönüşüyor. Peki neden Bedford? Çünkü 1962 yılında Devlet Başkanı olan Muhammed Eyüb Hanın oğlu, Bedford ithalatı yapıyor! Bu coğrafyada sadece kamyonlar değil, otobüsler, dolmuşlar, tuktuklar, hatta traktör kasaları bile süsleniyor. Peki bedeli ne? Sınır yok. 500 dolara çalışan boyacı da var 2500 dolara da... Para bir şey değil de hayli vakit alıyor, iyi bir iş ancak 4 ayda çıkıyor. Peki kamyoncu sade bir vasıta ile yola çıksa? Olabilir ama bunu “nankörlük” gibi görüyorlar. Azad Keşmirli Muhammed Münir iftar için mola vermiş, tencereleri tavaları çıkaracak ve kamyonunu mutfağa döndürecek... Azzzsonra! AYRILSAK DA BERABERİZ Muzaffergâhlı Abdurrahman rüyalarımda bile direksiyon sallıyorum diyor, o benim hem evim, hem arabam, hem iş arkadaşım, hem dert ortağım... BEDFORD, KÖTÜ FORD MU? Hatırlarsınız bir zamanlar Bedfordların buldog simalı olanları bizde de (GENOTO) üretilmiş ve bilhassa meşrubatçı esnafı tarafından kabul görmüştü. Motor baygın baygın homurdanır, âdeta durup durup bi daha çalışırdı. Hava tahliyesi dızzzt dızzzt serenat atar, şişe şakırtıları ile fasıl tamamlanırdı. Logosunda kanatlı bir ejderha resmi vardı, nedense büyük tutulmuş abartılmıştı. Efendim bu kamyonlar önceleri “British GM” tarafından imal ediliyor (1925) ve Latin Amerika ülkelerinde “İngiliz Şevrolesi” adıyla pazarlanıyor. Derken Vauxhall yönetimine (1929) giriyor. Britanyalılar Bedfordshire’da otobüs, minibüs de üretiyor. Bunlar Avrupa’da “Opel Blitz” adıyla arz-ı endam ediyor. Bedfordlar 2. Cihan Harbinde tanker, personel taşıyıcı olarak kullanılıyor. Kâh silahlanıyor, kâh ambulans oluyor. 1960’lardan sonra sivillere hitap ediyor. S tipi uzun yol kamyonları, Plaxton modeli otobüsler yapıyor, bu arada şirin bir kaptıkaçtı (Tilley) çıkarıyor. Ama sertleşen rekabete dayanamıyor, bir süre Isuzu ile ortaklık yapıyor, sonra dönüp GM çatısı altına giriyor. Ve 1992 krizi ile tasfiye oluyor. Bedfordlar basit mühendislikleri, sağlam iskeletleri ile az gelişmiş ülkelerde çok tutuluyor. Ki bunların başında Pakistan geliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT