BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayağı yoksa yüreği var...

Ayağı yoksa yüreği var...

13. Dünya Atletizm Şampiyonası Güney Kore‘de yapıldı. Sanırım, Jamaikalı Usain Bolt‘un yanlış çıkış kurbanı olması şampiyonaya damga vuran en önemli olaydı. Çünkü dünya, vatandaşı Yohan Blake‘in 9.92’lik derecesini değil, ‘tek’ hatalı çıkışla diskalifiye olan “uçan adam“ı konuştu.



13. Dünya Atletizm Şampiyonası Güney Kore‘de yapıldı. Sanırım, Jamaikalı Usain Bolt‘un yanlış çıkış kurbanı olması şampiyonaya damga vuran en önemli olaydı. Çünkü dünya, vatandaşı Yohan Blake‘in 9.92’lik derecesini değil, ‘tek’ hatalı çıkışla diskalifiye olan “uçan adam“ı konuştu. Ancak bu şampiyonaya bir başka atlet daha damga vurdu; Oscar Pistorius... Doğuştan iki bacağında da fibula kemiği olmayan ve karbon liflerinden yapılmış protez bacaklarla koşan 24 yaşındaki Pistorius, şampiyonın 400 metre çeyrek finalinde başarılıydı; adını yarı finale yazdırdı. Tüm sporseverleri ekrana bağlayan Pistorius, yarı finalde başarılı olamadı. Ancak, elemeleri kazanması ve adını yarı finallere taşıması atletizm tarihinde bir ilkti. Bir düşünün; 400 metrede yarışan bir Türk atleti yok. Bizi bırakın, atletizmde başı çeken birçok ülkenin sporcusu elenmişken, engelli atlet Pistorius koşuyor. Bu nasıl bir azim, bu nasıl bir sporcu ruhudur? Demek ki, insanoğlu bir şeye azmederse, onu başarıyor. Ancak bunun arkasında sarsılmaz bir irade, bitmez tükenmez bir azim olmalı. Sporcu, önce kendini mağlup etmesini bilmeli... Efsane Amerikalı bisikletçi Lance Armstrong da böyle değil miydi? Uzun süre kanserle mücadele eden bisikletçi, Fransa Bisiklet Turu‘nu tam 6 kez kazanarak ulaşılması zor bir rekora imza atmıştı. Tarihte emsalleri nadirdir. TARİH DEMİŞKEN... Yıl 1974... Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu 1.96’lık dev George Foreman... Muhammed Ali ise hapisten çıkmış, alt klasman boksörlerini döve döve gelmiş Foreman’ın karşısına... Kimse Ali’ye şans vermiyor. Çünkü Foreman tüm rakiplerini -tıpkı Mike Tyson’ın yaptığı gibi- iki üç raundda indiriyor. Muhammed Ali, rakibinin gücünü biliyordu. Bunun için idmanlarını uzun bir süre Afrika’da sürdürdü. Ve öyle ağır çalışmalar yaptı ki, birkaç kez baygın düştü. Yani önce kendini mağlup etti Ali. Tarihler, 1974’ün Ağustos’unu gösterdiğinde, Filipinler‘in başkenti Manila‘da o unutulmaz randevu gerçekleşti. Ve bütün zamanların en büyük boksörü olarak kabul edilen Muhammed Ali, 8. raundda Foreman’ı bir çınar gibi deviriverdi. İşte Oscar Pistorius, işte Lance Armstrong ve işte Muhammed Ali... 17 yaşında dünya şampiyonu olan Hamza Yerlikaya‘da, yine aynı yaşlarda 1988 Seul Olimpiatları‘nda ağırlığının 3 katından fazlasını kaldıran tek halterci olan Naim Süleymanoğlu‘nda aynı ruhun izlerini yakaladık. Zamanımızın her türlü şartlarla donatılmış, milyarder sporcuları... Bu ruhtan biraz da siz edinseniz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT