BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı Hanedanına büyük zulüm -1-

Osmanlı Hanedanına büyük zulüm -1-

Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyet devrimizin en önemli yazarlarından biri. ÇANKAYA isimli eseri, Cumhuriyet tarihimize ve Atatürk’e ışık tutabilecek özelliğe sahip. Falih Rıfkı Atay, Çankaya‘nın 174 ve 175. sayfalarında, bize Atatürk’ten dinlediklerini yazıyor.



Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyet devrimizin en önemli yazarlarından biri. ÇANKAYA isimli eseri, Cumhuriyet tarihimize ve Atatürk’e ışık tutabilecek özelliğe sahip. Falih Rıfkı Atay, Çankaya‘nın 174 ve 175. sayfalarında, bize Atatürk’ten dinlediklerini yazıyor. Atatürk, Falih Rıfkı Atay’a diyor ki: “Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le âdeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Salonun Boğaziçi’ne açılan penceresinde gördüğümüz manzara şu: Birbirine paralel hatlar üzerinde, düşman zırhlıları. Bordalarındaki toplar, sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş. Vahdettin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı: Paşa! Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi, artık bu kitaba girmiştir. Tarihe geçmiştir. Bunları unutun! Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa! Paşa! Devleti kurtarabilirsin! - Merak buyurmayın Efendimiz dedim. Nokta-i nazar-ı şahanenizi anladım. Bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım! -Muvaffak ol! hitab-ı şahanesine mazhar olduktan sonra, huzurundan çıktım. Naci Paşa, padişahın yaveri fakat benim hocam derhal benimle buluştu. Elinde ufak, muhafaza içinde bir şey tutuyordu. -Zat-ı şahanenin ufak bir hatırası dedi. Kapağının üzerinde, Vahdettin’in inisiyalleri -isminin baş harfleri- işlenmiş bir saatti. Peki teşekkür ederim dedim.” -1918- İkinci belge, Samet Ağaoğlu’nun Kuvay-ı Milliye Ruhu isimli kitabının 73. ve 74. sayfalarındadır. 18 Eylül 1921 tarihli ve Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal imzalı bu beyannamenin 1. maddesinde aynen şöyle deniliyor: “1- Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli hudut içinde, hayat ve istiklâlini temin ve Hilafet ve Saltanat makamını kurtarmak yemini ile teşekkül etmiştir!” Bu beyannamenin 5. maddesi de şöyle: “Hilafet ve saltanat makamının kurtulmasına muvaffak olunduktan sonra, padişah ve İslamların Halifesi esas kanunlar içerisinde muhterem ve yüksek yerini alır.” -18 Eylül 1921- Atatürk, 19 Mayıs 1919’da, Sultan Vahdettin’in fermanıyla Samsun’a çıktı. Yanında 18 kurmay subay arkadaşı vardı. Emrine, zamanın en iyi gemilerinden biri verildi. Atatürk bütün Milli Mücadele döneminde gittiği her yerde, “Padişah Efendimizi ve Halifemizi düşman esaretinden kurtarmak için” çalıştığını söyledi. Ama Cumhuriyet ilan edildikten sonra başka bir iddia ile konuştu. NUTUK isimli eserinin ilk sayfasında Vahdettin’i şöyle anlatıyor. “Saltanat ve Hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceği, alçakça tedbirler araştırmakta!” -1927 CHP Kurultayı- Şimdi biz, Atatürk’ün hangi beyanına inanmalıyız? Bilmeliyiz ki: Hiçbir Osmanlı Padişahı vatan haini değildir. Anadolu’daki varlığımızı Selçuklu’ya ve Osmanlı’ya borçluyuz. Osmanoğullarına yaptığımız büyük zulmü yarınki yazımda özetleyeceğim...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT