BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hüseyin Bey’in dolapta saklanmasından mülhem

Hüseyin Bey’in dolapta saklanmasından mülhem

Hüseyin Rahmi Gürpınar üstadımız ben doğmadan ölmüş. Hem alaylı, hem mektepli gazeteci, mütercim, romancı.



Hüseyin Rahmi Gürpınar üstadımız ben doğmadan ölmüş. Hem alaylı, hem mektepli gazeteci, mütercim, romancı. Daha çocuk yaşta iken başlamış merakı... büyükleri Hüseyin Rahmi’yi aralarına almayınca, “çocuk” diye geri çevirdiklerinde evin dolabına saklanır, konuşulanları büyük bir dikkatle dinler ve not tutarmış. Ve hayatını da hep kalemiyle kazanmış, yazdıklarıyla geçinmiş. Hayatın kaba, iğrenç ve gülünç taraflarını bulup çıkarmış. Belki abartmış ama yaşadığı dönemin özelliğini de eserlerinde bulmak mümkün. Kenar mahallelerde, harap konaklarda, köhne ahşap evlerde yaşayan İstanbul halkının özelliklerini konuştuklarıyla karikatürize etmiştir. Züppe alafrangalığı, hurafeliğin zirvesini Hüseyin Rahmi’den okumalısınız. “Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç”ta kuyruklu yıldızın nasıl dünyaya çarpıp da yeryüzünü parçalayacağını, insanların nasıl öleceğini dedikoducu kadınların ağzından öyle bir aktarır ki, kahkahalara boğulursunuz. Sadece bu mu? KAHKAHA TUFANI VEYA ACINACAK HAL Değişen şartlara ayak uyduramayan kadınların acı hayatlarını işleyen Tesadüf; ailelerini ihmal ederek Beyoğlu âlemlerinde düşüp kalkan ve servetlerini tüketenlerin acıklı hikayesini Metres; falcılığın, büyücülüğün, hortlak türü doğaüstü varlıkların hurafelerle donatıldığının anlatıldığı Gulyabani ve Cadı tiplemeleri, romanları birer mizah tufanıdır. Karamsardır Hüseyin Rahmi, ancak; kurnazların; saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin ve eylemin gelişmesi gerektiğini savunmuştur. Kalabalık bir kahraman kadrosu vardır eserlerinde ve tümünün dinledikleriyle ve tespitleriyle iç dünyasına girmiştir. Külhanbeyler, züppe batılı mukallitleri, aşüfteler, hanımefendiler, beyefendiler, mahalle kadınları, paşalar, kalem efendileri, beslemeler, tulumbacılar, imamlar, bekçiler ve arabacılara varıncaya kadar hep o günün yakından tanınan tiplemeleridir kahramanlar. Kahramanlarının yaşlarına, sosyal ve kültürel durumlarına, gelir seviyelerine, zeka derecelerine göre, dil ve şive özellikleriyle anlatışındaki başarı, bu insanlarla mübalağalı bir tarzda insafsızca alay ettiği biçiminde eleştirilse de, günümüze yansıyan önemli eserlerdir, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın çalışmaları, keşke sadeleştirilmeden yine neşredilse. BAYRAM DİYALOĞU Bu nereden aklıma geldi? Bu Kurban Bayramı’ndaki ziyaretlerimiz sırasında etkilendim. Baktım artık “açık toplum” olmuşuz. İnsanlar bir bayram ziyaretinde bile hür fikrini anlatabiliyor, savunabiliyor, yayabiliyor. Not tutmaya bile gerek yok. Belki (siz gazetecisiniz) diye özellikle konuşulan ve tartışılmasında fayda umulan konular hususan tercih ediliyor. Bayram aynı zamanda bir iletişim, uzun zamandır görüşmeyen insanlar biraraya gelebiliyor, görüşüyor, konuşuyor, mutlulukları ve acıları paylaşabiliyor. Bayram sohbetlerinde neler konuşuldu Ankara’da tahmin edebilirsiniz? Öğrenmek için Hüseyin Rahmi Üstadımız gibi dolaba saklanmaya gerek yok. Gelişmelerin tümü “Cumhurbaşkanlığı seçimi”ne endekslenmiş. Tartışmalar seçim gerçekleşene kadar sürecek. 312 tartışmaları da değerlendirmelerin odak noktası. Bayramlaşma ziyaretindeki büyükler konuşurken, küçükler de “düşünce hapiste” ne demek diye soruvermezler mi? O sorar da yanındaki ondan geri kalır mı? “Neden Türkiye’nin ayıbı 312?” Gündemde o kadar kaldı ki tekrar tekrar konuşulduğundan bilgi sahibi olmayan yok Fazilet ile ilgili açılan kapatma davasından. Kapatılacak mı, yoksa Avrupa Birliği standardına sahip mi olunacak? Kurban Bayramı’nda kurbanlıkların fiyatları semte göre değişti. Fiyatları da Balgat ve Aşağı Eğlence’de 60 milyona olan bir kurbanlık Çankaya, Çayyolu ve Oran’da ikiye katladı. Kasap bulmak da müşküldü. Anlatılanlara göre “deri dayatması” yüzünden bu yıl, Çeçenistan’daki vahşetin ve soykırım boyutlarını aşması üzerine vekaletle kurban kestirmek daha çok alâka görmüş. Depremzedeler de bundan istifade etmiş. NÜKLEER SANTRAL ŞART Başkent Ankara’da yollar kış şartları yüzünden had safhada bozulmuş, öteki bayramlardaki gibi kamu araçlarının fahri hizmet vermemesi de ziyaretleri engellemiş. Telefon trafiği artmış sohbetlerde, bayramlaşmalarda. Aniden kış yeniden bastırınca, gerek 9 günlük tatil yapmak için Akdeniz ve Ege’ye gidenler, gerekse memleketlerine vasıl olanlar yine yollarda “trafik canavarı”yla karşılaştılar. Ne tedbir engelliyor bu canavarı, ne tedbirsizlik. Bu bayramda kamyon ve TIR’lara müsaade edildi, değişen bir şey olmadığı gerekçesiyle. Gerçekten de öyle oldu. Canavar yine boş durmadı. Bürokratların ağırlıkta olduğu bayramlaşmadaki sohbet daha değişikti: - Bakın bir hafta elektriklerimiz kesildi, hem hükümette, hem vatandaşda panik yaşandı. Çevreciler nükleer santrallara değil, neden falan santral olacağına karşı çıkmalı, alternatif geliştirmeliler. Doğal gaz, enerjimizin % 30’unu karşılıyor. Bir keserlerse kıyamet o zaman kopacak. Bulgaristan ve Ermenistan’da nükleer santrallar burnumuzun ucunda. Bir radyasyon ihtimaline karşı bunlara tavır alınmıyor da Türkiye’nin projelerine set vuruluyor. Olacak şey değil. Akkuyu Nükleer Santralı artık açılmalı, yoksa enerji ithali başka sorunları da peşinden getirecek. Hiçbir sorun bu kadar önemli değil. Açık toplum olunca bayramlaşmalardaki sohbetler de değişik oluyor. Gelenekle birlikte, tartışılması gerekenler de konukların önüne getiriliyor. Özel ev tatlıları da cabası. Tatlı tatlı konuşuluyor bayramlarda. Ama ne kadar?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT