BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir kalbde, iki sevgi olmaz

Bir kalbde, iki sevgi olmaz

Dünyâyı seven, hâtırlayan kalb, hastadır. Kalbin temiz olması, dünyâ denilen şeyleri sevmekten, hâtırlamaktan kurtulması demektir...



Bir kalbde iki sevgi yani hem dünyânın, hem de âhıretin sevgisi birlikte bulunamaz. Hâlık yani yaratan ile mahlûkun yani yaratılanın sevgisi bir arada olamaz. Cem-i zıddeyn yani birbirine zıt olan iki şeyin bir arada, bir kalbde bulunması mümkün değildir. Allahü teâlâ dünyâyı değil, dünyânın sevgisini kötülemektedir... Bir gün Peygamber efendimiz eshâb-ı kirâmla bir yere gidiyorlardı. Yolda giderken, kendiliğinden ölmüş ve kokuşmuş bir koyun gördüler. Herkes burnunu tıkarken, Peygamber efendimiz koyunun başına geldi ve orada bulunan eshâb-ı kirâma hitaben; -İçinizde bu koyunu seven var mı, diye sordular. Oradakiler; -Eğer sevilseydi zaten sahibi bırakmazdı cevabını verince, Resûlullah efendimiz; -Allahü teâlâya yemin ederim ki, Allah indinde dünyâ muhabbeti, dünyâ sevgisi, bu koyuna olan muhabbetten daha kötüdür buyurdular. Ölmüş, leş olmuş bir koyun, hiç kimse tarafından sevilmez. Allahü teâlâ da, dünyâyı, bu leş olmuş koyun gibi sevmiyor. İnsanlar ise, bu dünyânın peşinden koşuyor. Eğer Allahü teâlâ dünyâyı bu koyun kadar sevseydi, kendisine isyân eden, îmân etmeyen kullarına bir yudum su vermezdi. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâlık olan şeylerin Allah indinde sivrisinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfire bir yudum su vermezdi) buyuruldu. DÜNYA SEVGİSİ ARTTIKÇA!.. Allahü teâlâ, kendisine isyân edenlere, çokça dünyâlık veriyorsa, bu hâl, cenâb-ı Hakkın dünyâya kıymet vermediği içindir. Peygamber efendimiz; (Dünyâ sevgisi arttıkça, âhırete olan zararı da artar. Âhıret sevgisi arttıkça, dünyânın ona zararı azalır) buyurmuşlardır. Bu din çok mühim bir maksat için gelmiştir. Cem-i zıddeyn yani iki zıt şeyin bir arada bulunması muhaldir, imkânsızdır. Yani hem aydınlık hem karanlık bir arada olamadığı gibi, iki zıt şey de, bir arada olamaz. Âhirette bir Cennet ve bir de Cehennem vardır. Dünyâda da insanların kalbinde ya Allah sevgisi veya bunun zıddı vardır. Allahü teâlâ dünyâyı değil, dünyanın sevgisini kötülemektedir. Allah sevgisinin yanına dünyâ sevgisini koyarsak, iki zıt şey bir arada olamaz. Dolayısıyla insanlar, âhirette sevdikleriyle beraber olacaklardır. Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: (Dünyâlık olan şeyler, mel’ûndur. Allah için olan şeyler, Allahü teâlânın râzı olduğu şeyler, mel’ûn değildir) Bir kimsenin kalbinde Allahü teâlânın sevgisi varsa, bu kimsenin elde ettiği dünyâ malı, ona zarar vermez. Dünyânın kendisi değil, sevgisi kötülenmiştir. Vaktiyle din büyüklerinden bir mübârek zât, talebelerine sohbet ederken, birden durmuş, bir müddet sessiz kalmış. Daha sonra; -Kusûra bakmayın, şu önde duran arkadaşınız uykuya daldı. Uykusunda da Peygamber efendimizi gördü. O arkadaşınız, Resûlullah efendimizi dinlerken uyandırmak istemedim, onun için sustum buyurmuş ve daha sonra da dünyâ muhabbeti, dünyâ sevgisi kötüdür diye anlatmaya devam etmiş. Sohbette bulunanlardan birisi, izin alarak; -Efendim, siz hep dünyâ sevgisi şöyle kötü, dünyâ sevgisi böyle kötü diye anlatıyorsunuz ama, sizin de birçok dünyâlığınız, malınız, mülkünüz var, bu nasıl oluyor demiş. O mübârek zât, cevap olarak; -Evlâdım, Rabbimiz dünyâyı, dünyâ malını değil, dünyâ sevgisini kötülüyor. Eğer o dünyâ sevgisi kalbimde olsaydı, siz beni sevebilir miydiniz, dinleyebilir miydiniz? Ayrıca uyuyakalan şu arkadaşınızın rüyâsında gördüklerini görebilir miydim buyurmuştur... SEVİYORUM DİYEN KİMSE... Netice olarak, dünyâyı seven, hâtırlayan kalb, hastadır. Kalbin temiz olması, dünyâ denilen şeyleri sevmekten, hâtırlamaktan kurtulması demektir. Kalb hastalığının ilâcı, İslâmiyyetin emirlerini yapmak, yasak ettiklerinden sakınmak ve Allahü teâlâyı çok zikretmek, her işte hatırlamaktır. Muhammed Ma’sûm hazretlerinin buyurduğu gibi: “Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi îcâbeder. Dostun dostları güzel, düşmanları çirkin görünür. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe sözünün eri sayılmaz. Buna münâfık, yani yalancı denir.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT