BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medyanın sicili kabarık

Medyanın sicili kabarık

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann, bundan üç yıl önce İhlas Holding’de verdiği konferansın sonunda soruları cevaplıyordu. Arkadaşlarımızdan biri şu soruyu sordu: “Körfez Savaşı sırasında Amerikan medyasının tavrını nasıl buldunuz?”



> Mahkumiyet haberinin verildiği gazetede Erdoğan’ın siyasi hayatının bitebileceği belirtilirken, “Muhtar bile olamaz” başlığı kullanılmıştı. Haber Merkezi ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann, bundan üç yıl önce İhlas Holding’de verdiği konferansın sonunda soruları cevaplıyordu. Arkadaşlarımızdan biri şu soruyu sordu: “Körfez Savaşı sırasında Amerikan medyasının tavrını nasıl buldunuz?” Grosmann hiç düşünmeden cevap verdi: “Hepsi A aldı.” Yani, savaşta ölen askerlerinin kanlı fotoğraflarını, tabut resimlerini yayınlamayan kendi medyasına “Pekiyi” vermişti Grosmann... *** Peki bizim medya “kritik dönemlerde” ne yapıyor? Geçmişte, 1960 ihtilâlı sırasında Yassıada’da yargılanan Başbakan Adnan Menderes’in bir an önce asılması için hâkimlere ilham veriyordu mesela! Menderes mahkeme salonunda savunma yaparken, hemen önüne yerleştirilen ve kameranın sabit durmasını sağlayan tripotu (üç ayaklı sehpayı), darağacı görüntüsüne benzetiliyordu. Fotoğrafın altına ise ‘Sanık Adnan Menderes sehpada’ diye yazılıyordu! Medya adına daha feci olan şudur: Milli Birlik Komitesi Genel Sekreteri Orhan Erkanlı, duruşmalar başlamadan önce basın mensuplarına şunları söylüyor: “Bugünkü neticenin (ihtilâlın) ortak eserimiz olduğunu unutmuyoruz. Türk basınının bu mücadelede rolü dünya basınına örnek olacak seviyeye çıkmıştır. Yassıada’daki olayları da bir gazeteci gibi değil, bir Milli Birlikçi gözüyle görmenizi rica ederim. Türk milletini belli bir tarafa yönlendirdiniz. Suçlular 27 Mayıs’ta niye cezalandırılmadı diye üzülmeyin, çünkü asıl 27 Mayıs şimdi başlıyor. Bizce 14 Ekim, 27 Mayıs’tır.” *** Aynı medya, 1980 ihtilâlı için de “Kahraman Türk ordusu bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı” diye alkış tutmamış mıydı? Darbe dönemlerinde cuntacıların değirmenine sutaşıma konusunda yarışan medya, 28 Şubat sürecinde de görevini “bihakkın” yerine getirmişti. Andıççıların talimatıyla nice manşetler atıldı; “Genç subaylar tedirgin”, “Gerekirse silah kullanırız”, “411 el kaosa kalktı” manşetleri bunlardan sadece bir kaçı... “Kahraman Türk ordusunun” tedirginliğine (!) tercüman olan medya, milletin seçtiği Başbakan için, “Muhtar bile olamaz”, ya da 411 milletvekilinin kararı için “kaos” diyebiliyordu. *** Hükümet iyi niyetli bir adım attı, “Kardeşlik Projesi.” El hak, bu girişimi sabote edebilmek için Türkiye büyük bir yarışa girdi. PKK’sı, BDP’si, muhalefeti, medyası... “İçi boş” deyip durdular. İşte çarpıcı bir örnek: PKK’lıların sabote ettiği Habur girişi sonrasında devlet, “Kardeşlik Projesi” çerçevesinde Avrupa’dan gelecek PKK’lıların karşılanması şova dönüşmesin diye Atatürk Havalimanı yerine uçağı Sabiha Gökçen’e indirecekmiş. Bir gazete bunu öğrenmiş ve deşifre ediyor: “DTP tahrikine ‘divert’ formülü.” (Divert: Dikkati başka yöne çekmek.) Bu kime hizmet oluyor peki? *** Bir başkası... Mavi Marmara fotoğrafları... Gazete, dayak yemiş İsrail askerlerinin fotoğraflarını yayınlıyor ve kendisini -güya- temize çıkarıyor: “İHH’nın fotoğraflarını Reuters dünyaya geçti. İsrail’i sevindiren kareler” diyor. İyi de, sen de fotoğrafları yayınlayarak aynı amaca hizmet etmiyor musun? *** Türkiye çok partili sisteme geçeli beri ortaya çıkan tablo, Türk seçmeninin yüzde 70’nin sağcı olduğu... Buna mukabil Türk medyasının yüzde 70 sol görüşlü... Bu çarpık simetri, sakat bir çocuk doğurdu: Medya eşittir muhalefet! İşte bu yüzdendir ki, “Altı defa gittim, yedi defa geldim”le övünen bir Başbakan, “Hükümet oldum ama iktidar olamadım” diyebilmiştir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92934
    % -0.38
  • 5.4048
    % -1.26
  • 6.1143
    % -1.26
  • 6.919
    % -2.63
  • 210.553
    % -1.07
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT