BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eylülün kırdığı gül

Eylülün kırdığı gül

Geçen yıl Eylül ayında geçirdiği bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve yazar Osman Olcay Yazıcı; “Eylül’ün Kırdığı Gül” başlıklı şiirinde, “Yiğit, körpe ölüler; ağıtsız geçti çölü/ Destanlık öykümüzü güne anlat kırgülü!” diyordu.



> Sefa Koyuncu - sefa.koyuncu@tg.com.tr Olcay Yazıcı, bilim, kültür ve sanat adamlarıyla mülakatları çerçevesinde merhum Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’la da konuşmuştu. GAZETEMİZDE 12 YIL ÇALIŞTI 1984’te gazeteciliğe başlayan Olcay Yazıcı, 12 yıl çalıştığı Türkiye gazetesinde dizi yazı, mülâkat ve köşe yazarlığı; kültür-sanat sayfası yöneticiliği, hayatım roman sayfasının editörlüğü ile yazı işleri ve Avrupa baskıları servisinde redaktörlük görevlerinde bulundu (1984-1997). İhlas Holding dergi grubu yayını İnsan ve Kâinat’ın editörlüğünü (1988-94) yaptı. YÜZÜNE KARŞI SÖYLERDİ Şair-yazar Bestami Yazgan: Olcay Yazıcı, yazdığı gibi yaşamaya çalışan bir şairdi. İnandığı doğruları muhatabının yüzüne söyleyecek kadar sert ama kimsenin arkasından konuşmayacak kadar mertti. ESKİ ŞİİRİN IŞIĞIYDI AK Parti Adana Milletvekili Recep Garip: Olcay Yazıcı velud bir şairdi. Eski şiirimizin süren ışığıydı. Genç bir takipçisi vardı. Kadim kültürün köklerinin çok derinlerde olduğunu anlatırdı. Geçen yıl Eylül ayında geçirdiği bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan gazeteci, şair ve yazar Osman Olcay Yazıcı; “Eylül’ün Kırdığı Gül” başlıklı şiirinde, “Yiğit, körpe ölüler; ağıtsız geçti çölü/ Destanlık öykümüzü güne anlat kırgülü!” diyordu. Gerçekten de soluk soluğa okumakla, yazmakla, koşuşturmakla geçen destansı bir hayat... 12 Eylül 2010 Pazar günü kalp krizine yenik düştü. Acı haber medyaya tez ulaştı: “Olcay Yazıcı, bayram ziyareti için gittiği Samsun’dan İstanbul’a dönerken otobüste rahatsızlandı. Kalp krizi geçirdiği belirlenen Yazıcı, kaldırıldığı hastanede vefat etti. Zeytinburnu, Nuri Paşa Mahallasi’nde bulunan Ulu Cami’de kılınan cenaze namazının ardından Çamlık Mezarlığı’nda toprağa verildi.” Cahit Sıtkı Tarancı’nın Otuzbeş Yaş Şiiri’nde dediği gibi: “Neylersin ölüm herkesin başında. / Uyudun uyanamadın olacak./ Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?/ Bir namazlık saltanatın olacak, / Taht misali o musalla taşında.” Olcay Yazıcı, en verimli çağında, henüz 53 yaşında iken vefat etti ancak arkasında hatırı sayılır sayı ve kalitede edebî eserler bıraktı. 1984’te gazeteciliğe de başlayan O. Olcay Yazıcı, 12 yıl çalıştığı gazetemizde dizi yazı, mülakat ve köşe yazarlığı; kültür-sanat sayfası yöneticiliği, hayatım roman sayfasının editörlüğü ile yazı işleri ve Avrupa baskıları servisinde redaktörlük görevlerinde bulundu (1984-1997) 2001 Martında edebî bir anket çalışması yapan edebiyatçı- yazar Mehmet Nuri Yardım’ın, Olcay Yazıcı’nın edebî kişiliğiyle ilgili tespitleri şöyle: Geleneğe bağlı çağdaş Türk şiirinin öncülerinden ve entelektüel şiirin orta kuşak temsilcilerinden sayılan Olcay Yazıcı, farklı ve özgün bir üsluba sahiptir. Aşırı hassas mizacı ve trajik yaşantısıyla Peyami Safa’ya benzetilen Olcay Yazıcı, Safa’nın, “Ömrüm, hep bir felâkete uğrayacağım duygusu içinde geçti!” fikrini, kendisine de tıpa tıp uyan bir psikoloji kabul eder. Öte yandan, felsefî-mistik boyutu ile Necip Fazıl iklimine, sarıcı ve sarsıcı üslup ustalığıyla da Cemil Meriç’e yakın bulunursa da, onun şiirini ve denemelerini yakından inceleyenler farklılığını, kullandığı sembol ve imajlarla orijinalliğini fark ederler. GELENEĞE BAĞLI ÇAĞDAŞ Olcay Yazıcı geleneğe bağlı, divanî ve halk tarzı, kafiyeli, ölçülü şiirler yazan bir şairdir. Serbest şiire karşıdır. “Şiir, en basit tarifiyle disipline edilmiş sözdür. Bunun serbesti, rast gelesi, şaire göresi olmaz” der. Ona göre, serbest şiire övgü dizenler, geleneksel şiirin büyük çilesine katlanamayanlar ve bu sahada ikna edici ürünler ve azabı çekilmiş eserler meydana getiremeyenlerdir. Çünkü, serbest şiirde, Bektaşi namazı gibi, “ben yazdım oldu!” düşüncesi hâkimdir. Halbuki geleneksel şiir formuna ve normuna göre, bir eser ya şiirdir, ya şiir değildir. Onun ölçüsü, terazisi ortadadır. Kaçamağı, bana göresi yoktur. Yine de serbest şiire büyük bir husumetle yaklaşmaz. Fakat şunu da söylemekten kaçınmaz: “Tamam, şiiriniz ölçülü, kafiyeli olmasın. Mısra değil belki ama uzun-kısa cümlelerinde edebî, estetik, sembolik ve özgün çağrışım zenginliği bulunsun. Mücerret söyleme gücüne sahip olsun. Felsefî, tasavvufî, fikrî ve lirik yoğunluk taşısın. Aleladenin, gündelik konuşma dilinin, mektup cümlesinin üzerine taşsın. Aşkın olanın esrarını, edebî rayihasını taşısın. Kalbe nüfuz etsin. Bunu başaramayan bir metne, şiir adı vermekle o metin şiir olmaz/şiir sayılmaz. Edebî bir eser kabul edilemez.” PAPATYALAR ÜŞÜMESİN Kültür Bakanlığınca yayınlanan (1990) bir hikâye kitabına şair hassasiyetinin ifadesi olarak “Papatyalar Üşümesin” adını veren Osman Olcay Yazıcı, kimdir? 1953’te Trabzon’da doğdu. Yüksekokulu İstanbul’da okudu. Başta Hisar, Töre, Meşale, Pınar, Türk Edebiyatı, Boğaziçi, Dolunay, Ufuk Çizgisi, Milli Kültür, İnsan ve Kâinat, Cemre, Güneysu, Çağrışım, Tepe Edebiyat, Kırağı, Kültür Dünyası, Tarih ve Düşünce olmak üzere birçok dergide şiir, hikâye ve denemeleri yayınlandı. Türk Edebiyatı dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğünü (1983-84), İhlas Holding dergi grubu yayını İnsan ve Kâinat’ın editörlüğünü (1988-94) yaptı. 1984’te gazeteciliğe Olcay Yazıcı, 12 yıl çalıştığı Türkiye gazetesinde dizi yazı, mülâkat ve köşe yazarlığı; kültür-sanat sayfası yöneticiliği, hayatım roman sayfasının editörlüğü ile yazı işleri ve Avrupa baskıları servisinde redaktörlük görevlerinde bulundu (1984-1997). 1997’de Türkiye Gazetesi’nden ayrılarak, Kültür Dünyası Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptı (1997-98). 1999’da Ayyıldız gazetesinin Kültür-Sanat sayfasını yönetti...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99547
    % 1.59
  • 6.0594
    % -3.21
  • 7.1276
    % -3.1
  • 7.9636
    % -2.83
  • 234.329
    % -3.49
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT