BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mezarı kayıp şairler

Mezarı kayıp şairler

“Dünya Şiir Günü”nü, bir ayıbımızla kutluyoruz. Türk şiirinin zirvelerinden Ahmet Haşim ile Ziya Osman Saba’nın, Eyüpsultan Mezarlığı’nda olduğu bilinen mezarları kayıp!



Batıda tanınmış şair, yazar, ressam ve müzisyenlerin evleri, ölümlerinden sonra müze yapılır, eserleri dağıtılmaz ve satılmaz. Bizde adına vakıf kurulan, ismi gibi eserleri yaşatılan, şahsî eşyaları korunan kaç sanatkârımız var? Evi müzeleştirilen edebiyatçıların sayısı bir kaçı geçmez. Genelde vefat edenlerin eserleri ya ailesi tarafından elden çıkarılır veya bazı üniversite ve kurumlara bağışlanır. Bugün Türk edebiyatına en güzel eserleri armağan eden şairlerimizden Ahmet Haşim ve Ziya Osman Saba’nın Eyüpsultan’daki mezarları meçhul. Bu gerçek, toplum olarak bizim ayıbımız. Şair Eşref, bir kıtasında “Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için/ Gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı/ Gözlerim ebnâ-yı âdemden ol rütbe yıldı kim/ İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı” dedikten sonra vefat eder. Şiirine rağmen sevimsiz ziyaretçiler, feraset sahibi Eşref’i mezarında da rahat bırakmazlar ve mezartaşını gasp ederler. ŞAİRLERİN MEZARI Ahmet Kabaklı hocanın hatırlatmasıyla yaptığımız küçük bir araştırma, bu konuda oldukça ihmalkâr, hatta vurdumduymaz olduğumuz gerçeğini ortaya çıkardı. Birçok edebiyatçı nisyana terkedilmiş, mezarları kaybolmuş. Aileleri de sahip çıkamamış bu değerlerimize. Bugün bildiğimiz kadarıyla Ahmet Haşim ve Ziya Osman Saba’nın mezarları kayıp. Gerçi edebiyat tarihleri ve şairler-yazarlar sözlüğünde her ikisinin de Eyüpsultan’da yattıkları yazılır ama ne yazık ki, yerlerini bilen yok. Mezartaşları kaybolduğu gibi yakınları da bilmiyor nerede olduklarını. Kendisiyle görüştüğümüz araştırmacı yazar Taha Toros, üniversite son sınıftan mezun olurken Haşim’in vefat ettiğini, ölmeden üç gün önce Güzin Hanım’la nikâhlandığını ve Kadıköy Mühürdar Sokak’ta oturduğunu söylüyor. Toros, Kadıköy’de vefat eden Haşim’in mezarının Eyüp yamacında olacağını kaydediyor. Taha Toros, 4 Haziran 1933 tarihinde vefat eden Ahmet Haşim’in ölümünden sonra bir günlük gazetede yayınlanan haberi bize fakslıyor. “Haşim gömüldü. Evi ve mezarı başında büyük bir cemaat” başlığıyla verilen haberde, “Ahmet Haşim’in ölümünü haber alan dostları, kız ve erkek talebeleri erkenden Kadıköyü’ne geçmişler ve üstadın Bahariye’deki apartımanında ve civarda toplanmışlardı. Onikiye doğru, şehrimizde bulunan mebuslardan çoğu, vali ve belediye reisi Muhittin, muavini Hâmit, matbuat cemiyeti reisi Hakkı Tarık Beyler de Kadıköyü’ne, merhumun evi önüne gelmişlerdi” deniliyor. Peyami Safa’nın, Haşim’in mezarı başında yaptığı konuşma oldukça duygu yüklü: “Ahmet Haşim, biz seni burada bırakıp gidemeyiz. Ya sen, senin kalbin bizimle beraber gelsin. Ya bizim kalplerimiz burada kalsın. Haşim, bugüne kadar bir türlü gelmeyen bahar, bugün seni burada teşyie geliyor. Bak senin leyleklerin pür hayâl leylekler mezarının üstünde dolaşıyorlar.” Sadece Haşim değil, Yedi Meşaleciler’in en iyi şairi Ziya Osman Saba’nın mezarı da ortalıkta yok. Şiirinde sabrın, tevekkülün, kanaatin ve sevginin hâkim olduğu, evine oldukça düşkün olan Saba, Yunusvarî bir bakışla ölümü kabullenir ve bir çok şiirinde ölümün korkulmayacak bir akibet olduğunu dile getirir. Ziya Osman Saba’nın üstelik Eyüpsultan’a düşkünlüğü de vardır. Çünkü en çok sevdiği varlık olan anası da orada yatmaktadır. Kendisiyle görüştüğümüz Saba’nın eşi Rezzan (Öney) Saba, şairin vefat ettiği 29 Ocak 1957’den sonra Eyüpsultan Mezarlığı’nı zaman zaman ziyaret ettiğini söyledi. Ancak o yıllarda üstüste iki üç ameliyat geçirdiğini söyleyen Rezzan Saba, daha sonra uğradıklarında mezarı yerinde bulamadıklarını, kabirler arasındaki patikaların da satıldığını ve mezar yapıldığını, kabristanda yapılan değişiklikle eşinin mezarının kaybolduğunu üzülerek anlattı. SAHİP ÇIKILMIYOR... “Ziya Osman Saba” kitabının yazarı Mustafa Miyasoğlu, Saba’nın mezarının kaybolduğunu Sedat Umran’dan duyduğunu ve çok şaşırdığını anlattı. Miyasoğlu, “İstanbul’da yaşayan İstanbullu iki çocuklu bir ailenin Ziya Osman Saba’nın mezarına sahip çıkamayışı hazin. İstanbullular eski güzel ahşap evlerini yitirdikleri gibi ölüleriyle birlikte eski mezarlıklıklarını kaybediyorlar” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT