BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kabak yata yata büyür ama...

Kabak yata yata büyür ama...

Çok kalkınmış bir ülkeyiz ya; bütçemiz her sene fazla veriyor, milyarlarca dolar fazlamızı nereye koyacağımızı bilemiyoruz!



Çok kalkınmış bir ülkeyiz ya; bütçemiz her sene fazla veriyor, milyarlarca dolar fazlamızı nereye koyacağımızı bilemiyoruz! O yüzden olsa gerek; idarecilerimiz, bunun da formülünü buldular ve alın size tatil diyorlar!.. Boşuna dememişler, kabak, yata yata büyür diye!.. İyi de, bu milletin kabakla ne alakası var? 65 milyonluk bu ülkenin 20 milyonu işsiz!.. Her sene 1 milyon gencini okutamadığı için sokağa terkediyor. Daralan ekonomiden dolayı, iş yerleri peş peşe kapanıyor, devasa holdingler ha bire eleman çıkarıyor. Bu ülke daha, enerji alt yapısını halledemedi. Sağlıktan adalete, eğitimden güvenliğe kadar A’dan Z’ye bütün hizmetler kör-topal yürürken bunca tatil neyin nesidir? Geri kalmışlığımızın sebeplerini olmadık yerlerde ararız! Önüne gelen, meşrebine göre ahkâm keser. Şundan dolayı geri kaldık; yok, bundan dolayı geri kaldık. Batı, Batı diyoruz ve adamların katetmiş oldukları merhalelere gıpta ediyoruz! Onlar, nasıl bu durumlara geldiler ve bu hallerini, hep yükselerek nasıl devam ettiriyorlar diye hiç düşündük mü? Gidin Batı’ya ve görün; insanlar nasıl disipline olmuşlar ve nasıl arılar gibi çalışıyorlar!. Sabahın 5’inde 6’sında metroların nasıl insanlarla dolu olduğunu görün! Ve mesai saatleri dahilinde sokakların, nasıl boş olduğunu görün! Oralarda, zaten bizdeki gibi tembelhaneler (kahvehaneler) yok.. Pastahaneler, kafeteryalar ve çeşitli dinlenme ve eğlence mekanları gündüzleyin bomboştur. Hepsi mesai saatlerinden sonra dolup taşar. Biz, eskiden beri tembelliğimizi örtbas edebilmenin yolunu aramış ve bulmuşuz. İyi ki bulmuşuz! Bu kahvehaneler olmasa idi, milyonlarca işsiz-güçsüz insanı nerelerde ve nasıl iskân ettirebilirdik? Hem, tatil yapıyoruz da ne oluyor? Millet, ağız tadıyla bir tatil mi yapabiliyor? Yollarımız mezbahaya dönüyor; herkesin gözü televizyon ekranında, acaba bir yakınına birşey oldu mu diye. Tatil süresince hop oturup hop kalkıyoruz; devamlı sıkıntı, devamlı endişe... Hani, bazen insan bir musibete uğrar da; tatilim zehir oldu der ya, tıpkı onun gibi, bizde tatilin kendisi zehir! Hiçbir sıkıntınız olmasa, sadece tatil dönüşü yollardaki izhidamdan çektiğiniz işkence, sizi doğduğunuza pişman ediyor. Sakıp Ağa, televizyonda dert yanıyor: Yahu! Bu kadar tatil bizim neyimize! Yabancı ortaklarım, bu halimizi görüp hayret ediyorlar ve siz, bu işin altından nasıl kalkabiliyorsunuz, sizde bizim bilmediğimiz bir zenginlik mi var diyorlar! Dünyada bir örneğimiz olsa, onunla kıyaslayalım diyeceğiz ama, vallahi yok! Böyle bir örnek yok! Onun için, yabancılar bize hep hayret edecek ve biz hep hayret edilen olacağız! Çünkü biz, ancak bize benzeriz!.. Bizimkisi, “Ayranı yok içmeğe!..” kabilinden... Gırtlağa kadar batmış bir ekonominin çalışmaya ve üretmeye mi ihtiyacı vardır yoksa, tatile mi? İşte, bizimkilere sorarsanız, tatile diyorlar!.. Bu denli popülist politikalar değil mi ekonomiyi bu hale getiren?.. Bu kafaya göre, 9 günlük uzunca tatille, enerji tasarrufu yapabilecekmişiz ve turizm gelirlerimizi artıracakmışız! Acaba, bu elde edilen gelir (!) tatil süresince meydana gelen trafik kazalarının sadece maddî hasar bölümünü karşılayabildi mi? Can kayıplarımız ise; ayniyle devam ettiğine, gerekli tedbirler alınmayıp ses çıkarılmadığına göre; “Bu kafa” için insanca zayiat yok demektir!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT