BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dürüstlük

Dürüstlük

Geçtiğimiz hafta “Hoşgörü” başlıklı sohbetimizde bir nebze de olsa, dürüstlüğe değinmiş ve normal bir özellik olması gerekirken dürüstlüğün meziyet sayıldığını belirtmiştik.



Geçtiğimiz hafta “Hoşgörü” başlıklı sohbetimizde bir nebze de olsa, dürüstlüğe değinmiş ve normal bir özellik olması gerekirken dürüstlüğün meziyet sayıldığını belirtmiştik. Gerçekten de, aslında “dürüstlük” her insanın normal bir özelliği kabul edilmeli. Çok geniş manada benzetecek olursak, uyku gibi, gıda alma gibi, hareket etme gibi bir özellik karşımıza çıkar. Bir insan, hiç “uyuyor” veya “yemek yiyor” gibi normal özellikleriyle tanıtılır mı? Bu basit örnekle yola çıkılırsa, bir insan için de “dürüst” denilebilir. Ancak, meziyeti olarak bu normal özellik öne çıkarılmamalı. Kısacası, insan zaten “dürüst” olmak mecburiyetinde. Olsa olsa, “dürüst”olmayan insanlar sergilenebilir, tıpkı “uyuyamayan” veya “yemek yiyemeyen” insanlar gibi... Biz dürüstlüğü normal bir özellik sayarken, ne yazık ki, artık bir meziyet olarak kabul edilmeye başlandı. ... Ve en önemlisi, bir meziyet olarak kabul edilen “dürüstlük” paye olarak insanlara verilmekte. Çünkü, gerçekten de, “dürüst” insana sık sık rastlanamıyor. Herkes, “önce ben” derken şahsi çıkarlar, her türlü değer yargılarının önünde koşturuluyor. Ne yazık ki, israfı da aşan şuursuz tüketim, lüks hayat toplumuna, en kısa yoldan ulaşmak için “dürüstlük”ten uzaklaşıyor. Bir “köşe kapmaca” bir “köşe dönmece” oyunu bütün baş döndürücü hızıyla devam ediyor. Bu yüzden de, toplumda bir boşluk, bir kargaşa, bir tatminsizlik ve bütün bunların bir sonucu olarak, “dürüstlük” yerini ahlaksızlığa bırakıyor. Denilebilir ki, ahlaksızlık prim topluyor. Oysa “matlup” olan “dürüst” bir hayattan başka bir şey değil. Her şeyden önce de, insanlar kendilerine “dürüst” olma mecburiyetini duymalılar. “Vicdan muhasebesi” her türlü haksızlığı, her türlü suiistimali, her türlü ahlaksızlığı önler. Bir haslet haline gelmiş olsa da, “dürüstlük” bir topluma ne kadar egemen olursa o toplum o kadar “huzur” içinde olur. Fertler arasındaki ilişkiler “dürüstlük” temeli üzerine oturduğu zaman, gelişme kaydedilir, toplum “mutluluk” çizgisini yakalar. Yoksa dürüstlükten uzaklaşarak, mal mülk sahibi olmanın, kara para kazanmanın hiçbir zaman sonu “mutlu” olmaz. Mutlaka, er veya geç bir “bela” insanın başını yoklar... Halk arasında sık sık tekrarlanan “para saadet getirmez” sözü abartılı olmakla beraber, gerçeği de ifade etmekten pek uzak değil sanırız. Günümüzde “fazilet” diye görünen dürüstlüğün bir de arka yüzü var. Tehlikeli neticeler doğuran bu yüz, dürüstlük adına insanların aldatılmasıyla özetlenebilir. Gerçekten de, çok tehlikeli bir gelişme olan bu durumda, insanlar dürüst sandıklarının ateşiyle yanarlar. Çoğu vakit farkına varılmadan, “dürüstlük” maskesi altında, insanlar ümitlendirilir ve sonunda aldatılır. Özellikle, politik hayatta, karşımıza çıkan bu çirkin davranış, çoğu zaman yüzbinlerin bile aldanmasına sebep olabilir. Bol bol verilen vaadler, açıklanan programlar, bir süre sonra unutulur ve büyük bir aldatma olayı gerçekleşmiş olur. İşte, burada dürüstlük adına işlenen en büyük ayıp hatta günah ortaya çıkar. Dürüstlük maskesi altında, insanların oyalanması, aldatılması, hatta haklarının gasp edilmesi, trajik olaylara da sebep olabiliyor. Belki de, normal bir özellik olması gereken “dürüstlük”le karşılaşmak çok güç olduğundan, bir haslet olarak değerlendirilir. Yani “dürüstlük” adına işlenen suçlar, insanoğlunu dürüstlüğe hasret bırakadursun, her gün karşılaşılan kötü, acı ve aldatıcı olaylar, çeşitli şüpheleri de beraberinde getirmekte. Kimin gerçek “dürüst” olduğu çoğu vakit anlaşılmamakta, bu yüzden de insanlar birbirlerine inanmakta güçlük çekmekteler. Kimin dürüst, kimin dürüst maskeli, kimin gayri dürüst olduğu birbirine karışmakta, toplumda da bir kargaşa yaşanmakta. Dürüst olmak gerçekten de önemli bir özellik, hatta şimdi bir haslet sayılıyor. Gayri dürüst olmak kötü ve günah bir olgu. En tehlikeli durum ise, dürüst maskesi altında ortaya çıkmak. Belki de, insanlığın, toplumun en çok zarar gördüğü kesim burada kümelenmekte. Her ne kadar, bunların maskeleri er geç düşüyorsa da, harcanan vakit, kaybedilen maddi ve manevi değerler tedirginlik doğuruyor. Bunca beklenmedik kayıplar karşısında rahatsızlıklar meydana gelirken, dengeler de bozuluyor. Dürüstsüzlüğün tahribatı, insandan insana değişirken, toplumun da değer yargılarını altüst ediyor, milyonlar patlama noktasına kadar geliyor. “Hoşgörü”den sonra “dürüstlük” üzerinde durmak belki ters bir kurgu. Zira, “dürüst” olmayan bir insan “hoşgörü”lü de olamaz. Bir daha altını çiziyoruz, dürüstlük bir özellikse, “hoşgörü” gerçekten de bir haslet olarak kabul edilmeli. Aslında ikisine birden sahip olmak ne güzel şey. Unutulmamalıdır ki, herşeyin temelinde “dürüstlük” yatar. Önce kendimize, sonra birbirimize “dürüst” olmalıyız. “Milenyum”da dürüstlük, belki de toplumun ihtiyaç duyacağı veya yararlanacağı, yıldızı yükselen bir değer olacak galiba.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT