BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Okulların açılması münâsebetiyle

Okulların açılması münâsebetiyle

Gençlerimizin okullarından, hocalarından, arkadaşlarından faydalı bilgiler almalarını, güzel alışkanlıklar kazanmalarını candan temennî ediyoruz. Hepsi için hayırlı başarılar diliyoruz.



2011-2012 eğitim-öğretim yılı da başlamış bulunmaktadır. Gerek ilköğretim, gerek lise ve dengi okullar, gerekse yüksek tahsil ve lisansüstü seviyesinde 15-16 milyon gencimiz yeni bir maratona başlıyorlar. Okullarından, hocalarından, arkadaşlarından faydalı bilgiler almalarını, güzel alışkanlıklar kazanmalarını candan temennî ediyoruz. Hepsi için hayırlı başarılar diliyoruz. Bizim millî kültürümüz, güzel dînimizin yüce prensipleriyle yoğrulmuş, mukaddes dînimizle âdetâ bütünleşmiştir. Sevgi, saygı ve fedâkârlığın geliştirilmesinde, toplum hayâtımızın âhenkli ve sağlam bir şekilde devâm ettirilmesinde, gençlerimizin ve çocuklarımızın yetiştirilmesinde, manevî değerlerimizin ve millî kültürümüzün katkısı çok büyüktür. EVLÂD Nİ’METİNE SÂHİP ÇIKMAK Hikmet ehli zâtlar buyuruyorlar ki: “Evlât da Cenâb-ı Hakk’ın bir ni’metidir. Eğer kıymeti bilinmezse elden gider. Evlât ni’metinin şükrü, ona dînini, [Peygamberini] ve kitâbını ya’nî Kur’ân-ı kerîmi öğretmektir. Bu iki vazîfe yapılmazsa, ni’met elden gider. Çocukların eğitimine, büyüklerimizin ya’nî âlimlerimizin başladığı yerden başlamalı. Onlar önce, evliyâ zâtların, Silsile-i aliyye büyüklerinin sevgisini kalbe yerleştirirlerdi. Bu sevgi kalbe yerleştikten sonra, artık onun elini kolunu kessen, başıyla işâret eder, yine namazını terk etmez, namazı dinin direği olarak bilir. Diğer emir ve yasaklara da bu hassâsiyetle uyar, severek yapar. Esâs olan emir değil, sevgidir. Ya’nî içinde sevgi olmayana, bunu yap, şunu yapma demek, fayda vermez. Anne ve baba, evlâdına bu büyüklerin sevgisini, İslâmiyet’in sevgisini veremiyorsa, evlâd onların baş düşmânı olur. Nefsine düşkün anne ve baba, ya’nî çocuklarını nefsi için seven anne ve baba, çocuklarının en büyük düşmânıdır. Çocuklarımıza önce Kur’ân-ı kerîmi okumasını öğretmeliyiz, [kezâ Peygamber Efendimizi] tanıtmalıyız. Çocuğuna Kur’ân-ı kerîmi öğreten ana-babaya çok sevâb yazılır. Kâbe’yi ziyâret sevâbı verilir.“ En son hak dîn olan İslâmiyette emredilen îmân, ibâdet ve ahlâk esâslarıyla insanlar, mânen ve maddeten yükselmeye, üstünlük ve şeref sâhibi olmaya, dünyâ ve âhiret saâdetlerine kavuşmaya dâvet edilmişlerdir. Başta Peygamber Efendimiz, Hulefâ-i Râşidîn ve diğer Sahâbe-i Kirâm olmak üzere, kurulan bütün İslâm devletleri, husûsen Selçuklular ve Osmanlılar, bunun için çok büyük gayretler sarfetmişlerdir. Mukaddes dînimiz İslâmiyet, âdetâ bir haklar manzûmesidir. Haklar, önce ana hatlarıyla “Hukûkullah=Allah’ın hakları” ve “Hukûku’l-ıbâd=Kulların hakları” diye iki kısma ayrılır. Kul hakları çok çeşitlidir: Karşılıklı olarak ana-baba ve evlâd hakları, hoca-talebe hakları, eşlerin karşılıklı hakları (karı-koca hakları), komşu hakları, umûmî olarak müslümanların birbirleri üzerindeki hakları, gayr-i müslimlerin hakları, hayvân hakları ...gibi muhtelif haklar vardır. KUL HAKLARININ ÖNEMİ Sevgili Peygamberimiz buyurmuştur ki: “Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helâllaşsın! Çünkü âhırette altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevâblarından alınır, sevâbları olmazsa, hak sâhibinin günâhları buna yüklenir.” [Buhârî] Yine Sevgili Peygamberimiz buyurmuşlardır ki: “Müflis, şu kimsedir ki, kıyâmette, amel defterinde pek çok namaz, oruç ve zekât sevâbı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönlerden zararı dokunmuştur. [Meselâ kimini dövmüştür, kimine sövmüştür.] Sevâpları, bu hak sâhiplerine verilir. Hak sâhiplerinin hakları ödenmeden önce, bu kişinin sevâpları biterse, onların günâhları, bunun üzerine yükletilip Cehennem’e atılır.” [Müslim] Kul haklarını, Allahü teâlânın haklarından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günâhların affı güç ve azâbları daha şiddetlidir. Başkasının hakkını yiyen, hak sâhibleri ile helâllaşmadıkça affa uğramaz. Ya’nî üzerinde kul veya hayvan hakkı bulunanı, Allahü teâlâ affetmez ve bunlar Cehennem’e girip, cezâlarını çekeceklerdir. Onun için herkese karşı iyi muâmele etmeliyiz. Hak ve vazîfelerimizi öğrenip ona göre davranmalıyız. [Hadîka]
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT