BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üçüncü Yeni Sanal Kütüphane’de

Üçüncü Yeni Sanal Kütüphane’de

Ankara Mamak Lisesi üçüncü sınıf öğrencisi Gizem Sarmaşık, Facebook sayfama bir not bırakmış. Diyor ki: “Sefa Bey, biz şiir ve edebiyat meraklısı bir grup arkadaşız. Facebook‘ta, “Sanal Kütüphane” sayfam var.



Ankara Mamak Lisesi üçüncü sınıf öğrencisi Gizem Sarmaşık, Facebook sayfama bir not bırakmış. Diyor ki: “Sefa Bey, biz şiir ve edebiyat meraklısı bir grup arkadaşız. Facebook‘ta, 'Sanal Kütüphane' sayfam var. Buraya şair ve yazarları davet ediyoruz. Arkadaşlarımız soruyor, konuğumuz da anında cevap veriyor. Siz de misafirimiz olup, Üçüncü Yeni hakkında sorularımızı cevaplayabilir misiniz?” -Elbette, memnuniyetle, dedim. Gizem, tekrar sordu: -Ne zaman müsait olursunuz? Gün ve saati belirleyelim ki sayfamda anons edeyim; katılacak arkadaşlar da sorularını hazırlasınlar. -Salı akşamı (13 Eylül 2011) saat 21.00’den itibaren müsaitim. -Peki, o halde anlaştık. Belirlediğimiz gün ve saatte, Sanal Kütüphane sayfasına girdim. Kısaca kendimi tanıttıktan sonra sorular yağmaya başladı. Üçüncü Yeni ile ilgili suallere cevap verirken; günümüzde şiirle düzyazının birbirine karıştığını, düzyazıda devrik cümle kullanılmasının Türk dilini bozduğunu ifade ettim. Bu karmaşayı düzeltmenin tek yolunun ise şiirin şiir gibi yani ölçülü kafiyeli, nesrin de Türkçenin temel gramer kaidesi olan, “Fail+mef’ul+fiil / özne+tümleç+yüklem” esasına uygun yazılması olduğunu vurguladım. BREJNEV DOKTRİNİ Tarihin derinliklerinden beri dünyanın her yerinde şiirin ölçülü kafiyeli yazıldığını, her milletin kendine göre bir şiir ölçüsü ve nesir kuralı olduğunu belirttim. Yine dünyanın her yerinde klasik şiiri dejenere ederek, yerine “vezinsiz kafiyesiz laf yığınları” pompalayan; düzyazıda da klasik dil kurallarını tahrip edenin, Brejnev Doktrini‘yle SSCB olduğunu kaydettim. Dinden ve millî değerlerden uzaklaştırıp Marksistleştirerek beyinlerini ele geçirdiği sözde aydınlar aracılığıyla, 1956’da Macaristan‘ı, 1968’de Çekoslovakya‘yı ele geçiren SSCB, o yıllarda aynı metodla Türkiye’yi de işgal etme provaları yapıyordu. Milletimizin iman gücü; dinî ve tarihî değerlerimize bağlılığı, Sovyet işgalini engelledi ise de o dönemde şiir, dil, kültür ve edebiyatta başlatılan dejenerasyon önlenemedi; günümüze kadar devam etti. El’an da bütün hızıyla devam ediyor... ARAP-FARS ETKİSİ Üçüncü Yeni tam bu kiritik noktada; güçlü bir millet olarak dünya arenasında varlığımızı sürdürebilmemiz için; şiir, dil, kültür ve edebiyatta tahripçi mihrakların peşinden sürüklenmeyi bırakıp aslımıza, özümüze, millî değerlerimize sımsıkı sarılmamız gerektiği tarihî hatırlatmasını yapan akımdır... Sanal Kütüphane sohbetimizde lise edebiyat öğretmeni Bahadır Çakıltaş da vardı. “Türk Edebiyat Tarihi tasnifinde yer alan, ‘Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı’ başlığı utanç vericidir, kaldırılmalıdır” sözüm üzerine sordu: -Peki, Batı etkisinden utanıyorsunuz da neden Arap-Fars etkisinden utanmıyorsunuz? Soru tam benlikti. Verdiğim cevap ise bütün meseleyi enikonu özetliyordu. Dedim ki: -Bahadır Bey; bu soruya göğsümü gere gere cevap verceğim. Çünkü Müslümanız; Batılılar ise Hristiyan. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Kardeşlerimizin kültürünü almaktan niye utanalım ki? Ancak gurur duyarız...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT