BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tek Tip, Ortalamalar ve Farklılıklar

Tek Tip, Ortalamalar ve Farklılıklar

Pazarlama ile pek yanyana getirilmese de, eğitim, büyük bir piyasa ve çok stratejik bir oyundur. Yaklaşık 16 milyon öğrenci ve 700 bin öğretmen yarın ders başı yapıyor. Üçbuçuk milyona yakın üniversite öğrencisi ve 150 bin civarında yükseköğretim elemanı da bu sıralar yeni ders dönemine başlıyor.



Pazarlama ile pek yanyana getirilmese de, eğitim, büyük bir piyasa ve çok stratejik bir oyundur. Yaklaşık 16 milyon öğrenci ve 700 bin öğretmen yarın ders başı yapıyor. Üçbuçuk milyona yakın üniversite öğrencisi ve 150 bin civarında yükseköğretim elemanı da bu sıralar yeni ders dönemine başlıyor. Bir ülkedeki her dört kişiden biri eğitim piyasasına dâhil oluyor, “millî eğitim“ devletin bütçesinden en büyük payı alıyor ve bunca insan aileleriyle birlikte çeşitli kurum, kuruluş, firma ve ürünlere “müşteri“ oluyorsa, pazarlama zekâsı yüksek insanlar için bu, çok büyük bir imkân, bulunmaz bir fırsat manasına gelir. Nitekim dersanelerle başlayan özelleşme, ticârileşme, rekâbet ve yarış sayesinde, (lütfen dikkat, bunlar pazarlamanın temel konularıdır) eğitimde tekelciliğin, emrediciliğin ve tektipçiliğin gerilemeye başladığını görüyoruz. İlköğretimde tektip kıyafetten kurtulma talebiyle başlayan gelişmelerin, gelecekte, eğitim kurumlarına, eğitim programlarına ve eğitim zihniyetine kadar uzanması da muhtemel. Pazarlama, ortalamalara değil, farklara hitap etmeye başladığı zaman gelişip olgunlaştı. Nüfusu (pazarı), sadece rakamdan ibaret gören anlayışın yerine, müşterileri, özel durumları, ihtiyaçları ve davranışları itibariyle farklı segmentler halinde ele almak gerektiğinin farkına vardı. Böylece fırsatlar daha iyi görülür, yatırımlar daha fazla getiri sağlar, verimlilik ve kârlılık artar oldu. Herkesi sıradan müşteri gören, tek bir pazarlama kampanyasıyla bütün müşterileri kazanacağını sanan kitlesel pazarlama anlayışı artık iş yapmıyor. Hattâ, şimdilerde, müşterileri segmentler, katmanlar ve gruplar olarak ele almak bile yetmiyor. Her müşteriyle tek tek, ayrı ayrı, bire bir ilgilenmek gerekiyor. Müşteri de kendi değerinin farkına vardı, kendisine özel ürünler ve öneriler talep ediyor. Makro pazarlama yerini Mikro pazarlamaya bırakıyor. Dileriz, eğitimde de, tek tip yığınsal üretim yerine, yeteneklere ve yetkinliklere dayalı, özelleştirilmiş bir yapıya geçilir. İnşallah... > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT