BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

İnsanlık tarihi boyunca kadınların hayatı hamilelik ve çocuk bakımı etrafında şekillenmiştir. Daha 1950 yılına kadar doğurganlık oranı kadın başına 5 çocuktu.



1. Küresel Test Küresel doğurganlık oranı karşılaştırması İnsanlık tarihi boyunca kadınların hayatı hamilelik ve çocuk bakımı etrafında şekillenmiştir. Daha 1950 yılına kadar doğurganlık oranı kadın başına 5 çocuktu. O zamanlar kadın başına 2 çocuktan daha düşük doğurganlık oranı olan bir ülke yoktu. Acaba günümüzde kaç ülkede doğurganlık oranı kadın başına 2 çocuktan daha az? A. 25 civarı B. 60 civarı C. 80’in üzerinde D. 100’ün üzerinde A. 25 CİVARI. YANLIŞ. Yaklaşık 25 yıl önce, 27 ülkede kadın başına doğurganlık oranı ikinin altındaydı. Barbados ve Küba gibi bir kaçı hariç, bütün bu ülkeler gelişmiş milletlerdi. En düşük orana sahip 3 ülkede - Danimarka, Almanya ve Lüksemburg - doğurganlık oranı kadın başına 1.5 çocuktan daha azdı. B. 60 CİVARI. DOĞRU. Dünyadaki ortalama doğurganlık oranı kadın başına 2.5’e düştü, yani 1950’lerdeki rakamın yarısına. Günümüzde doğurganlık oranı ikinin altında olan 60 ülke var, bunlar dünya nüfusunun 5’te ikisini teşkil ediyor (BM Nüfus Birimi verilerine göre). Ayrıca bu ülkelerden 30’unda doğurganlık oranı kadın başına 1.5 çocuk ya da daha düşük. Dahası, daha gelişmiş ülkelerdeki doğurganlık oranı, nüfusun ikame ettirilmesi için gereken kadın başına 2.1’in altında. Eğer göçmenler olmasaydı, düşük doğurganlık oranı nüfusun azalmasına ve hızla yaşlanmaya sebep olurdu. Bu ülkelerde ortalama doğurganlık oranı kadın başına 1.7 çocuk - daha az gelişmiş ülkelerde ise kadın başına 2.7 çocuk. C. 80’İN ÜZERİNDE. YANLIŞ. 2030 yılında, 86 ülkede, yani dünyadaki 193 ülkenin neredeyse yarısında, kadın başına çocuk oranının ikinin altına düşmesi bekleniyor. Bir çok kalabalık ülkenin (mesela Brezilya, Çin, Endonezya, Japonya ve Rusya) kadın başına 2 çocuk oranının altında olacağı, Hindistan, Nijerya, Pakistan ve Filipinler’de ise bu oranın daha yüksek seviyelerde kalacağı tahmin ediliyor. 21’inci yüzyılın kalanı boyunca ABD’deki doğurganlık oranının büyük ihtimalle 2.1 civarında sabit kalması bekleniyor. 1800’lü yıllarda ABD’deki ortalama doğurganlık oranı kadın başına 8 çocuktu. D.100’ÜN ÜZERİNDE. YANLIŞ. 2050 yılında 107 ülkenin (dünyadaki bütün ülkelerin yüzde 60’ının) doğurganlık oranının kadın başına iki çocuktan az olacağı tahmin ediliyor. Ayrıca 56 ülkede doğurganlık oranının kadın başına 2-3 çocuk arasında olması bekleniyor. 13 ülkede ise (hepsi de Afrika’nın Aşağı Sahra bölgesinde yer alıyor) doğurganlık oranının kadın başına 3 çocuğun üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu ülkeler arasında Nijerya, Tanzanya ve Uganda yer alıyor. Bu ülkelerin her üçü de o tarihlerde Afrika’nın en kalabalalık ülkelerinden olacak. 2. İlginç Rakamlar 1- Nehirler ve göller dünyadaki tatlı suyun sadece yüzde 0.3’ünü teşkil ediyor. (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu) 2- Tatlı suyun çoğu, yüzde 69’u başta Grönland ve Antarktika’da olmak üzere, devasa buzul kütlelerinde bulunuyor. (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu) 3- Geri kalan tatlı suyun hemen hepsi yeraltında bulunuyor, bu sebeple kaynak suyu olarak adlandırılıyor. (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu) 4- Tarımın dünya su kullanımındaki payı yüzde 90’dı. Şimdilerde yüzde 70 oldu ve şehirlerdeki giderek artan su kullanımı sebebiyle oran azalmaya devam ediyor. (The Economist) 5- Dünyadaki nüfusun yüzde 45’i, 25 yaşın altında. (BM Nüfus Birimi) 6- 25 yaşın altında olanların oranı ABD’de yüzde 34, Avrupa’da ise yüzde 28. (BM Nüfus Birimi) 7- Çin, şehirlerdeki nüfus artışına cevap verebilmek için her iki yılda bir New York şehri kadar ev ve işyeri inşa etmek zorunda. (McKinsey Global Institute) 8- Lityum piller kısa devre yapıp yanabiliyor. Yapılan testler lityum pillerin inanılmaz yüksek bir ısıda yandığını ve söndürmenin çok zor olduğunu ortaya çıkardı. (International Herald Tribune) 9- Boşanma oranının en yüksek olduğu ülkeler Güney Kore, Moldova, Uruguay ve Guam. (Chapel Hill KuzeyKarolina Üniversitesi) 3. Dudak Okuma Camila Vallejo ile Şili’nin eğitim sistemi üzerine Şili’de 23 yaşındaki Camila Vallejo, Başkan Sebastian Pinera’nın hükümetine karşı yapılan öğrenci protestolarına liderlik ediyor. Yaptığı eylemler hükümet için ciddi bir problem teşkil ediyor - ve ülkenin eğitim sisteminde ciddi bir değişime sebep olabilir. 1- Neden öğrenci hareketiniz Şili’de politik bir güç hâline geldi? “Büyük bir hoşnutsuzluk var.” (Ağustos 2011) 2- Hedefiniz nedir? “Bizim mücadelemiz eğitim hakkını yeniden kazanabilmek için. Bu konuda son derece ısrarlı ve netiz.” (Ağustos 2011) 3- Karar verilmesi gereken önemli sorular nelerdir? “Niye eğitime ihtiyacımız var? Kâr etmek için mi? Bir iş yapmak için mi? Ya da ülkenin kalkınması ve sosyal entegrasyon ve gelişim için mi?” (Ağustos 2011) 4- Hedefiniz ne? “Mevcut sistemi iyileştirmek istemiyoruz. Kökten bir değişimle, eğitimin bir tüketim malzemesi olarak görülmesine son vermek ve eğitimin devlet garantisi altında bir hak olarak görülmesini sağlamak istiyoruz.” (Ağustos 2011) 5- Şili’deki sosyal problemlerin kökeninde ne var? “Ekonomi büyüdükçe fakirlerde zenginleşecek teorisi işe yaramadı.” (Eylül 2011) 6- Niye bu işe gençler öncülük ediyor? “İlk hareketi yapan her zaman gençler olmuştur. Ailevi yükümlülüklerimiz yok. Bu da bizi daha rahat kılıyor.” (Ağustos 2011) 7- Başka bir sebebi ne olabilir? “Ailelerimizin sahip olduğu korkular bizde yok - çünkü hiç diktatörlük rejiminde yaşamadık.” (Eylül 2011) 8- Ama sadece genç insanlar mı protestolara katılıyor? “Biz ilk adımı attık, ama artık yalnız değiliz. Şimdi daha eski nesiller de bu mücadeleye katılıyor.” (Ağustos 2011) 9- Hareketinizin şiddeti savunduğuna dair sizi suçlayanlara ne demek istersiniz? “Şiddet istemiyoruz. Kavgamız polise karşı değil ya da dükkanları yok etmek değil.” (Ağustos 2011) 10- Son olarak, hareketinizin başarısının güzel olmanız olduğunu söyleyenlere ne cevap veriyorsunuz? “Güzelliğin bir çekim olduğunu kabul etmemiz lazım. İnsanlar güzel gözüktüğüm için beni dinlemeye geliyorlar, ama sonra ben fikirlerimi anlatıyorum. Böyle bir tarihi hareket, bu gibi yüzeysel şekilde özetlenemez.” (Ağustos 2011) Editör’ün Notu: “Dudak Okuma”nın her bir bölümü, röportaj yapılan şahıslarca söylenmiş on alıntı içerir. Yalnız, bu sadece sanal bir röportajdır. Mümkün olduğunca, ifade edilen düşüncelere daha iyi bir anlam sağlayacak sorular eklenmiştir. © 2011 www.theglobalist.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT