BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Evladım, o şiiri okumayacaksın!”

“Evladım, o şiiri okumayacaksın!”

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan.. Geçen hafta, onların idam edilişlerinin 50. yıldönümüydü.



Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan.. Geçen hafta, onların idam edilişlerinin 50. yıldönümüydü. Gayet iyi hatırlıyorum. Çocukluğumda, her yıl Eylül ve Mayıs aylarında acılar tazelenirdi. Demokrat Partili aileler gerginleşir, kendilerini aşağılanmış hissederlerdi. İşte size, bir 27 Mayıs hatırası. *** Zannediyorum, 1965 senesiydi. İlkokula gidiyordum. İlçenin Öğretmen Davut İlkokulu’nun Müdürü, Münevver Hanım, “Şu şiiri ezberleyecek ve iki hafta sonra 27 Mayıs’ta okuyacaksın” dedi ve elime bir kâğıt tutuşturdu. Şiiri hemen ezberledim, seller sular gibi okumaya başladım. Hiç unutmuyorum, bir gün sofrada yüksek sesle egzersiz yapıyordum. Galiba şöyle bitiyordu: Baharın çiçekleri mutluluklar getirdi Pencereme konan kuş, bugün bayramın dedi Bayraklar sıra sıra, askerler dizi dizi Bu hürriyet devrimi, yastan kurtardı bizi.. *** Boşnak Hüseyin Efendi’nin âniden suratı asıldı, bir süre dinledi, kaşlarını çattı ve sordu: -Kim öğretti sana bunu? Kekeleyerek cevap verdim: -Müdür verdi, törende okuyacakmışım. Gayet kararlı bir şekilde, son noktayı koydu: -Evladım, o şiiri okumayacaksın. Anladın mı? Şaşırdım kaldım. Anlaşıldığı kadarıyla, resmi ideoloji ile dedem arasına sıkışmıştım. Babaannem, her zamanki müşfik tavrıyla araya girdi. Başımı okşadı, yanağımdan bir makas aldı, sonra da dedemi sakinleştirmek için Boşnakça bir şeyler söyledi. Dedem, daha da sinirlendi. -Hayır, efendim. Kat’iyyen okumayacak. Ben Münevver’le konuşurum. Birkaç gün sonra, Münevver Hoca beni odasına çağırttı. Odaya girdiğimde, yüzündeki o buruk gülümsemeyle hemen konuya girdi: -Dedeyi kızdırdık öyle mi? Olsun, ben sana başka şiir veririm. “Al bakalım” diyerek, bana bir çiklet uzattı. Resmi ideolojiyle uzlaşmanın verdiği rahatlıkla, derin bir oh çektim. *** Beklenen gün geldi. Bizim okulun bulunduğu sokağın (şimdilerde Kara Müdür Sokak) ana caddeye açılan köşesinde, Köseleci Nebahat diye mâruf, lâfını hiç esirgemeyen, medeni cesareti fevkalade yüksek bir akrabamız otururdu. 27 Mayıs sabahı, Nebahat Teyze’nin evinin önünden geçerken trampetler takırdamaya, hurda borazanlar kaz gibi ötmeye başlamıştı. Tam bu sırada, bir şok geçirdik. En üst kattaki camdan sarkan Nebahat Bacı, büyük bir hiddetle bağırmaya başladı: -Alçaklar, katiller! Adamları astınız. Bir de bayram yapıyorsunuz. Yuh be..Yazıklar olsun size! Bu olay, törene giden öğrenci kafilesi ve öğretmenler için mükemmel bir soğuk duş olmuştu. Okul Müdürü Münevver Hanım, bir ara yukarıya baktı ve elini ağzına götürerek, birkaç kere “sus” işareti yaptı; daha sonra öğrencilere yeniden komut verdi. Tören alanına doğru, uygun adım yürümeye başladık. *** Şiir mi? Başka şiirler okundu, fakat o şiir okunmadı. Rahmetli dedem, kendi çapında bir sivil itaatsizlik örneği vermiş ve başarılı olmuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT