BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çözümü “Kandil” sabote etti

Çözümü “Kandil” sabote etti

Demokratik açılım ile Kürt Meselesi için kritik adımlar atılırken terör örgütü PKK’nın Silvan, Çukurca ve Reşadiye saldırıları süreci dinamitledi.



> Adem Demir - İSTANBUL İSRAİL İLE AYNI ANDA VURDU 31 Mayıs 2010 tarihinde PKK ilk defa denizden vurmuştu. İskenderun’da düzenlenen roketli saldırıda 6 asker şehit edildi. Üstelik Mavi Marmara’da katliam yapan İsrail ile aynı anda... Demokratik Açılım ya da diğer adıyla “Milli Birlik ve Kardeşlik“ projesinin başlatıldığı 2009’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürt sorunun çözümünde atılacak demokratik adımlarla “tarihî bir fırsatını” ortaya çıktığını belirterek “güzel şeyler olacak” demişti. Sonraki aşamalarda hem atılan adımlar hem de verilen mesajlarla kamuoyunda iyimser bir hava oluşmuştu. Devletin güvenlik birimleri ise akan kanı durdurmak amacıyla bir taraftan İmralı hükümlüsü Abdullah Öcalan ile diğer taraftan Kandil’deki PKK’lılarla görüşmeler yürütülüyordu. Bu durum geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan PKK-MİT görüşmesinde net olarak ortaya çıktı. Asıl oyalayan ve ayak direyen tarafın PKK olduğu net bir şekilde anlaşılırken “tarihî fırsatın” faciaya dönüştüren birçok “kırılma noktası” yaşandığı biliniyor. MASADAYKEN DE VURDU PKK’nın görüşme yapılan 2006 yılından bu yana saldırılarına ara vermediği artık netleşti. Üstelik devletin görevlileri, PKK’lılarla masada sorunun çözümü isterken bile örgüt vurmaya devam etti. Buna rağmen yine devleti suçluyor. Çatışma ortamının yeniden başlamasını ise Öcalan’a getirilen avukat görüşme kısıtlamasına ve operasyonların başlamasına bağlıyor. Oysa örgüt, Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesini sabote eden birçok eyleme imza attı. İşte o “kırılmaya” sebep bazı eylemler: ÇUKURCA: Hakkâri-Çukurca karayolunda 17 Ağustos’ta seyir halindeki askerî konvoya hain bir saldırı düzenlendi. 8 asker ve 1 korucu şehit edildi. Ramazan’da gerçekleştirilen bu saldırıya Başbakan Erdoğan ateş püskürdü. Hemen arkasında ise Kandil’e yönelik hava operasyonu başlatıldı. SİLVAN: PKK, AK Parti Hazro Belediye Başkanın oğlunu kaçırdıktan sonra Diyarbakır-Bingöl Karayolunda 2 asker ve 1 sağlık görevlisini kaçırmıştı. Kaçırılan kişilerin bulunması amacıyla arama faaliyeti yürüten askerlere saldırıda bulunuldu. 14 Temmuz 2011’deki saldırıda 13 asker şehit oldu. Üstelik aynı gün BDP heyeti Meclis’e geri dönmek için AK Partililerle görüştü. DTK ise Diyarbakır’da “Demokratik Özerklik” ilan etti. REŞADİYE: 7 Ekim 2010’da ise Tokat’ın Reşadiye ilçesinde gerçekleştirilen hain saldırıda 7 asker şehit edildi. HABUR SÜRECİ: Bir diğer kırılma noktası da hiç şüphe yok ki Habur süreci.19 Ekim 2009’da 34 PKK’lı Türkiye’ye gelmişti. Onlar için Silopi’deki Habur Sınır Kapısı’nda mahkeme kuruldu. Zamanla süreç şova dönüştürüldü. Gelenler PKK propagandası yaptılar. Buna rağmen iktidar adım atmaya devam etti. SAVAŞI DERİNLEŞTİRİN! Tabloyu olumsuza çeviren PKK, şimdi kitlesine “savaşı derinleştirin” çağrısı yapıyor. Öcalan’a ‘tecriti’ savaş sebebi sayan örgüt, “Tüm Kürtler kör bir hücrede tehdit ve şantaj altındadırlar. Bu başlı başına bir savaş sebebidir” diyerek bir taraftan ‘suçunu’ başkasına atmaya çalışırken diğer taraftansa tehdide devam ediyor. Örgütün şahin kanadını temsil eden Mustafa Karasu, Avrupa’da yayın yapan “Özgür Politika” gazetesindeki yazısında, “İmralı’nın kapıları açılmadan PKK’nın da BDP’nin de yapacağı bir şey yoktur” diyerek çözümsüzlüğü isteyen taraf olduğunu gözler önüne seriyor. Başbakan’ın konvoyuna bile saldırmışlardı 5 Nisan 2011 tarihinde PKK bu defa doğrudan Başbakan’ı hedef alan bir saldırı gerçekleştirdi. Seçimler öncesinde Kastamonu’da toplu açılış töreni ve mitinge katılmak için giden Başbakanlık konvoyuna örgüt, saldırıda bulunmuş ve 1 polis memurunu şehit etmişti. Kürt sorununu, demokratik yollarla çözmeyi kafasına koyan ve bu amaçla pek çok adım atan Erdoğan’ın hedef alınmasına rağmen devlet sertleşmemişti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT